ZAMANIN GETİRDİKLERİ

İman eden bir insan için, yaşadığı her an Rabbimizin hoşnutluğunu kazanması ve ahiret hayatında cenneti umabilmesi için kendisine tanınmış bir fırsattır. Dolayısıyla iman eden bir insan bu "zaman"ı hayırdan yaptıklarını artırmak ve Allah'ı en fazlasıyla hoşnut edebilmek için en güzel ve en verimli şekilde kullanır.

İnkarcılar içinse, "zaman" giderek şiddeti artan bir yıkımı getirir. Herşeyden önemlisi geçen her gün inkar eden bir insanı cehennem azabına biraz daha yakınlaştırmaktadır. Ölümle birlikte yok olacağına inanan bu kişi için her geçen günün anlamı daha vardır: yaşlılık ve ölüm.

Zaman inkarcıların ahiretteki azabını artırır

Allah'ın insanlara verdiği bu sürenin amacı, insanların Allah'ın hoşnutluğunu arayarak yaşamaları ve ahirette cennette olabilmeyi umarak ciddi bir çaba göstermeleridir.

Ancak inkarcılar kendilerine verilen bu kısa süreyi büyük bir pervasızlıkla harcarlar. Yaşadıkları her gün günahlarının biraz daha artmasına sebep olur. Bu nedenle zamanın geçmesi küfrün aleyhinedir. Zaman geçtikçe hesabını vereceği günahlar artmaya ve vereceği hesap da zorlaşmaya başlar. Dünyaya büyük bir hırsla bağlı olan ve çok uzun süre yaşamak isteyen inkarcılar aslında büyük bir tuzağa düşmektedirler. Allah bir ayetinde geçen sürenin inkarcıların günahlarını artırdığını ve zamanın aleyhlerine döndüğünü şöyle bildirmektedir:

"O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azab vardır." (Al-i İmran Suresi, 178)

Zaman geçtikçe inkar edenlerin ahlakları daha da bozulur

Allah'ın dininden uzak yaşayan bir insan vicdanının sesini dinlemez. Uzun süre bu sesi bastırarak hareket eden bir insanın kalbi bir süre sonra katılaşır. Eskiden hiç yapmadığı ahlaksızlıkları artık kolaylıkla yapar hale gelir. Örneğin yalan söylerken rahatsızlık duyan bir insan çok kolay yalan söylemeye ve bundan dolayı hiçbir sıkıntı hissetmemeye başlar. Belki ticarete ilk başladığı günlerde çevresindeki insanların sahtekarlıklarına şaşırırken, sahtekarlık hayatının doğal bir parçası haline gelir.

Allah her türlü Rahmani söze karşı duyarlılığını yitirip, kalbi katılaşan insanları bir ayetinde şöyle bildirir:

"İman edenlerin, Allah'ın ve haktan inmiş olanın zikri için kalplerinin 'saygı ve korku ile yumuşaması' zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasık olanlardı." (Hadid Suresi, 16)

Geçen zaman müminlere hayır ve güzellik getirir

Allah'ın insanlara dünya hayatında tanıdığı bu süre, müminler için çok büyük bir nimettir. Çünkü müminler Allah'ın kendilerine tanıdığı süreyi en güzel şekilde değerlendirir ve bu şekilde cennete layık bir ahlak elde ederler.

Müminler Allah'ın kendilerine verdiği bu hayatı nasıl geçirmeleri ve nasıl bir ahlak göstermeleri gerektiğini Kuran'a bakarak öğrenirler. Müminlerin önündeki her gün, Kuran'da bildirilen ahlakı uygulamak için yeni bir fırsattır. Güzel ahlakın bir çok yönü vardır. İnsan konuşmalarında, tavırlarında, mimiklerinde, yürüyüşünde, kısacası hayatının her anında güzel ahlak gösterebilir. Müminler, daima Allah'ı en razı edecek, en güzel ve en hayırlı tavrın arayışında oldukları için ahlakları zaman içinde daha da olgunlaşarak güzelleşir. Bu da zamanın sürekli olarak müminlerin lehine ilerlemesine sebep olur.

Müminler gördükleri herşeyden ibret alırlar

Müminler dünyada var olan herşeye ibret gözüyle bakar, Allah'ın her olayda yarattığı hikmetleri görmeye çalışırlar. Zamanın hızla geçmesi ise müminlerin bu ibretleri ve hikmetleri daha yakından görmelerine vesile olur. Örneğin zamanla insan bedeninin yaşlanması, ciltte kırışıklıklar oluşması, saçların ağırması, bedenin güç kazanmak için daha fazla desteğe ihtiyaç duyması gibi belirtiler inanan kulların düşünmelerine ve ibret almalarına yardımcı olurlar. Gerçekten de dünya hayatının bir gün son bulacağı, insanın bedeninin daha dünyadayken çürümeye başlayacağı ve en sonunda toprak olup yok olacağı tüm müminlerin düşündükleri önemli bir gerçektir. Hatta müminler yaşları ilerlemeden önce sahip oldukları bedenlerinin ne kadar geçici olduğunu bilirve yaşlılığı düşünerek ibret alırlar. Zaman içinde buna şahit olmaları ise takvalarında ve ahlaklarındaki olgunluklarında önemli bir fayda sağlar.

Müminler cahiliye insanları gibi yaşlılıktan dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaz, umutsuzluğa kapılmazlar. Yaşlılık, dünyanın tüm diğer acizlikleri gibi müminlere ahireti hatırlatan, cennete özlemi artıran ibret alınması gereken bir durumdur. Çünkü yaşlılık müminlerin birbirlerine duydukları sevgi, saygı ve güvenin de kuvvetlenmesine vesile olur. Mümin kardeşinin saçlarına düşen beyazları gördüğünde, kardeşinin çok genç yaşlarından itibaren şahit olduğu dindeki halisane çabasını, Kuran'a bağlılığını, sabrını, kararlılığını, cesaretini, samimiyetini düşünür. Zaman geçtikçe müminler cennet arkadaşlarını daha iyi tanır ve birbirlerine daha candan dost olurlar.

Elbetteki bunlar zamanın inkarcılara getirdiği kayıplarla, müminlere getirdiği kazançların sadece birkaç tanesidir. Zamanın müminlere getirdiği en büyük ve en değerli kazanç ise Rabbimizin sevgisi, rızası, cenneti ve rahmetidir.