VİCDANLARINA NEDEN UYMAZLAR?

Her insanın vicdanı aslında kendisine tüm doğruları söyler. Karşılaştığı her olayda yapması gereken en doğru, en dürüst ve en samimi tavrı her insan mutlaka bilir. Ancak bazı insanlar çeşitli sebeplerle vicdanlarının sesine kulak vermezler. Birçok konuda vicdanlarının üzerine baskı uygular ve vicdanlarının sesini kısarlar. Bugünkü yazımda insanların vicdanlarını susturmalarına neden olan bazı özelliklerden söz edeceğim.

İnsanların kendilerini yeterli görmeleri

"Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden." (Alak Suresi, 6-7)

İnsanların bir kısmı sahip oldukları bir takım iyi meziyetleri yeterli gördükleri için dinin bütün hükümlerini uygulamazlar.

Bu tip bir anlayışa sahip olan insanların kendilerine göre bir iyilik anlayışları vardır. Kendilerini değerlendirirken Allah'ın Kuran'da verdiği ölçülere göre değil, kendi ölçülerine göre değerlendirirler. Üstelik herkesin kendisini yeterli ve iyi görmede ayrı bir ölçüsü vardır. Kimisi kendisinin kimseye bir zararı dokunmadığını ve bunun ahirette kendisine yeterli olacağını düşünür. Kimisi sadece belli haramlardan kaçınmasının kendisini ahirette cehennemden kurtarmak için yeterli olacağını iddia eder. Hırsızlık yapmamak, haksız yere adam öldürmemek, dolandırıcılık yapmamak bu insanların "iyilik" anlayışı için yeterlidir. Kimi de dinin belli hükümlerini yerine getirmenin kendisine yeteceği kanaatindedir. Halbuki bunların tümü insanların kendi akıllarından uydurdukları ölçülerdir. Allah insanların kendi ölçülerine göre tavır almaları ile ilgili olarak Kuran'da şu ayeti bildirmiştir.

Çünkü o, düşündü ve bir ölçü tesbit etti. Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu? Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?" (Müdessir Suresi, 18-20)

Allah'tan korkup sakınan ve Allah'ın cennetini uman insanlar için tek ölçü 'Allah'ın rızasını kazanabilmek için güçlerinin yettiğinin en fazlasını" yapmalarıdır. Kuran'da da bildirildiği gibi "hayırlarda yarışmak" ve "öne geçenlerden" olmayı ummak gerekir. Mümin hiçbir zaman kendisini herhangi bir konuda yeterli görmez. Allah için hep daha iyi bir kul olmanın, Allah'a daha yakın olmanın, dine daha fazla hizmet edebilmenin gayreti içinde yaşar.

Çevrelerinin tepkilerini önemsemeleri

İnsanların birçoğu çevrelerindeki kişilerin veya grupların çok fazla etkisi altındadırlar. Çevrelerinin ne diyeceği, tepkileri, kendisini aralarından uzaklaştırıp uzaklaştırmamaları, fikirleri ile alay etmeleri gibi birçok yersiz korkuları bulunmaktadır. Oysa korkup sakınılması gereken tek güç Allah'tır.

Allah'ın dilemesi dışında hiçbir insanın bir diğerine zarar verebilme gücü yoktur. Dünya üzerindeki bütün insanlara, yeryüzüne ve tüm kainata hükmeden sonsuz bir kudretin yanında, Allah'ın yarattığı bir grup insana karşı korku duymak büyük bir gaflettir. Allah dilediği takdirde bu insanları yerle bir etme gücüne sahiptir.

Allah bir ayetinde insanları şöyle uyarmaktadır:

"Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur." (Zümer Suresi, 36)

"Nasıl olsa affedilirim" diye düşünenler

Allah'ın kendilerini affedeceğini düşünen insanlar da dinlerini yaşamamakta bir mahsur görmezler. Yerine getirmedikleri her hüküm için Allah'tan ahirette af dilemeyi düşünür ve Allah'ın da kendilerini affedeceğine kesin gözüyle bakarlar. Kendilerini buna inandırdıkları için günah işlemek onlara korku vermez. Namaz kılmamak, infak etmemek, veya dine hizmette yeterli derecede gayret göstermemek onları korkutmaz. Ancak Allah insanların hesap gününden korkmaları gerektiğini ve aldatıcıların de insanı Allah'ın adıyla aldatmaması gerektiğini bildirmiştir:

"Ey insanlar, Rabb'inizden korkup-sakının ve öyle bir günün azabından çekinip-korkun ki, (o gün hiç) bir baba, çocuğu için bir karşılık veremez ve (hiç) bir çocuk da babası için bir şeyi verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın." (Lokman Suresi, 33)

Allah sonsuz bağışlayıcı ve merhamet sahibidir. Allah'ın rahmeti ve nimeti tüm insanların üzerindedir. Ancak sayısız uyarıya, hatırlatmaya ve ibrete rağmen, Allah'a samimiyetle yönelmeyenler Allah'ın azabını hakederler. Kendisini cennete gidecek zanneden birçok insan işlediği günahların karşılığı olarak kendisini cehennemi hak etmiş olarak bulabilir. Nitekim Allah ayetlerde kitabını sağından beklerken solundan alan insanlar olacağını bildirmektedir. İnsanın kendi aklına göre küçük olan birçok konu, Allah katında çok büyük bir karşılık sebebi olabilir. Bu nedenle insanın yapabileceği tek şey Allah'ın dinini titizlikle uygulamak ve Kuran'a uygun olmayan bir yönü varsa, bunu hiç vakit kaybetmeden düzelterek, tevbe etmektir.

Bir müddet cehennemde yanıp çıkacağını düşenenler

Cahiliyede yaygın olan diğer bir inanç da insanların günahları kadar cehennemde kalıp, daha sonra cennete alınacakları düşüncesidir. Ancak bu dinde yeri olmayan, batıl ve asılsız bir inançtır. Çünkü Allah Kuran'da, cehenneme giden insanların burada ebediyen kalacağı bilgisini verir. Cehennemin ve oradaki azabın içinden cehennem ehli için sonsuza kadar herhangi bir çıkış yoktur. Allah bu yanılgı içindeki insanlara Kuran'da şöyle karşılık vermektedir:

"Bu, onların: "Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür. Artık onları, kendisinde şüphe olmayan bir gün topladığımızda ve her bir nefse -haksızlığa uğratılmaksızın- kazandığı tam olarak ödendiğinde nasıl olacak?" (Ali İmran Suresi, 24-25)

Çoğunluğun haklı olduğu inancı

İnsanların bir kısmı da çoğunluk nasıl bir hayat yaşıyorsa ona uyum sağlamak gerektiğini düşünür. Eğer insanların çoğunluğu ortak bir tavır gösteriyorlarsa, bunun mutlaka doğru olacağına inanırlar. Halbuki Allah insanların bir çoğunun iman etmeyeceğini ve çoğunluğa uymanın insanı yanlış yönlendireceğini Kuran'da bildirmiş ve bu konuda insanları uyarmıştır.

Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler." (Enam Suresi, 116)

İnsan bu dünyada çok kısa bir süre kalıp sonra da ahirete gidecektir. Eğer etrafındaki insanlar iman etmiyor diye kendisi de bir gevşekliğe düşerse bu ona sonsuz hayatını kaybettirir.

Bütün bunlar gibi insanların dini gözardı etmelerine sebep olan bir çok batıl inanç ve saplantı vardır. Ancak unutmamak gerekir ki ahirette inkar edenlerin öne sürdüğü hiçbir mazeret kabul edilmeyecektir. İnsan bu dünyaya Allah'a kulluk etmek için gönderilmiştir ve insan sadece Rabbi'ne karşı sorumludur. Bu nedenle insanın yapması gereken dosdoğru bir yol olan dine yönelmek ve hiçbir şekilde Allah'ın dininden taviz vermemektir. Ancak bu şeklide cehennemin korkunç azabından kurtulabilir ve sonsuza kadar kurtuluşa erişebilir.