KESİNLİKLE UNUTULMAMASI GEREKEN ŞEYLER

İnsan geçici ve son derece kısa bir dünya hayatı yaşar. Ve bu hayat her insan için son derece önemli bir hikmetle yaratılmıştır: insanları denemek ve sonsuz olan gerçek hayatlarının mekanını belirlemek. Bu nedenle insanın dünya hayatı çok önemlidir ve bu süre içerisinde insanın aklından hiç çıkarmaması gereken gerçekler vardır. Bu gerçeklerin hepsi dünya hayatının yaratılış amacı ile ilgilidir. Şüphesiz, insanı cehenneme sürüklemeye çalışan şeytan insana bu gerçekleri unutturmaya çalışır. Ancak akıl ve vicdan sahibi her kişi, sonsuz hayatının hesabını yaparak şeytanın bu zayıf hilesini kanmaz. İşte hiçbir zaman unutmamamız gereken gerçeklerden bazıları:

Her nefis ölümü tadıcıdır:

"De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cum'a Suresi, 8)

Her insan, kendisi için takdir edilmiş saat geldiğinde muhakkak ölümle karşılaşacaktır. Nitekim tarih boyunca yaşamış olan hiç bir insanın sahip olduğu ne mal, ne mülk, ne de şöhret onu ölümden uzaklaştıramamıştır. "Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile." (Nisa Suresi, 78) ayetinin hükmü gereği, hiç kimse ölümden kaçamaz. Nitekim insana doğduğu andan itibaren, dünya üzerinde yaşam süreceği belli bir ömür tayin edilir. İnsan kendisine verilen bu süre içerisinde Rabbini razı etmek ve O'nun belirlediği hükümler doğrultusunda yaşamakla sorumludur.

İnsanın dünya yaşamında sahip olduğu hiç bir şeyin ahirette geçerliliği olmayacaktır. Ahiret günü insanın sonsuz yaşamını belirleyecek olan yalnızca tek bir kıstas vardır: sahip olduğu takvası, yani dünya yaşamındaki Allah (c.c)'a olan imanı.

Dünyada iken ahireti unutanlar için sonsuza dek sürecek olan cehennem azabı vardır:

Allah (c.c) insanları pek çok ayet-i kerimesinde, inkarcılar için hazırlanmış olan cehennem azabı ile uyarır. Cehennem, Allah (c.c)'tan gereği gibi korkup sakınmayanların büyük bir dehşet, pişmanlık ve acı ile karşılaşacakları bir mekandır. Ayet-i kerimelerde belirtildiği üzere, inkarcılar için var edilmiş olan cehennemdeki sonsuz hayattan kurtuluş ise, Allah'ın dilemesi dışında olmayacaktır. Çünkü inkarcıların karşı karşıya oldukları bu azap, onların dünyada iken yapıp ettikleri dolayısıyla kendilerine sunulmaktadır.

Cehennem inkacılar için pek çok fiziksel ve manevi azap ile doludur. Üstelik tüm yaşamı boyunca Allah'ı unutmasına ve O'ndan uzak bir yaşam sürmesine karşılık olarak, sonsuz cehennem azabı içerisinde bu sefer kendisi unutulacaktır. Nitekim bu durum, bir ayette şöyle açıklanmaktadır:

"Öyleyse bu (azab) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın." (Secde Suresi, 14)

Görüldüğü gibi azap, bu insanların dünya hayatındayken Yaratıcı'larını unutmaları ve O'nun rızasını kazanmaya çalışmamalarının bir sonucu olarak kendilerine sunulmaktadır.

Dünya hayatında Allah'ı ve ahiret gününü unutmayanları Allah sonsuza dek cennetinde ağırlayacaktır:

"O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur." (Hadid Suresi, 12)

Müminler dünya hayatında yaptıkları güzel davranışlara karşılık olmak üzere sonsuza dek cennette konaklayacaklardır. Bu, Allah (c.c)'ın verdiği kesin bir sözdür. Allah'ın vaadinin hak olduğunu bilen müminler daima cennete kavuşmanın ümidini, cehennem ateşinin ise korkusunu yaşarlar.

Allah, Kuran'ın birçok ayetinde cenneti ve cennetteki yaşamı tasvir etmektedir. Cennette müminler için özenle hazırlanmış sayısız nimet vardır. En önemlisi müminler burada mutluluk ve huzur dolu bir yaşam içinde yaşarlar. Dünya hayatında cahiliye toplumu insanlarının aralarında yaşadıkları ve cehennemde de aynı şekilde sürdürdükleri ruh hali olan kin ve nefret, kavga, gürültü, karmaşa cennette hiç bir şekilde yoktur. Yorgunluk, bıkkınlık, korku ve hüzün ise cennette asla barınmaz. Bunun tam tersine cennet yaşamında her nereye bakılsa, büyük bir nimet, zenginlik, ihtişam ve büyük bir mülk ile karşılaşılır. Cennetin her köşesi çeşit çeşit incelik ve güzelliklerle doludur, insanın arzu ettiği her şey emrine sunulmuştur. Müminlerin içinde yaşayacakları köşklerin içleri de müminlere bir güzellik olarak son derece büyük bir ihtişam ve zenginlikle döşenmiştir. Altın tepsiler ve testiler, nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet aldığı herşey, cennette müminlerin hizmetine sunulmuştur.

Tüm bunların hepsi, müminler için çok büyük nimetlerdir. Ancak bunların hepsinin üstünde Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah (c.c)'ın varlığını, büyüklüğünü ve dostluğunu tam kavrayan bir mümin için alabileceği en büyük karşılık Allah (c.c)'ın kendisini dost edindiğini ve razı olduğunu bilmektir.

Allah, insanlara açıkça bu dünyanın geçici bir yer olduğunu ve asıl olanın ölümden sonraki hayat olduğunu bildirmektedir. Bu gerçeği bilen bir insanın ölümü, cenneti ve cehennemi bir an bile aklından çıkarması büyük bir gaflet olur.