ŞEYTANIN ETKİLEYEMEDİKLERİ

İnsanlar din fıtratı üzerine yaratılmışlardır. Her insan güzel ahlaklı olmaktan zevk alacak bir ruha sahiptir. Ancak yaşadığımız dünyaya ve tarihte yaşayan insanlara baktığımızda güzel ahlaklı kişilerin sayıca az olduklarını görürüz. Bunun sebebi şeytanın insanlar üzerindeki etkisidir. Şeytan insanların inançlı, mutlu, başarılı, huzurlu, neşeli, akıllı olmasını istemez, bu nedenle onların iyiliğine ve hayrına olacak herşeyi engellemeye çalışır. Olumlu olan her tavrın aksini yaptırmak ister.

Şeytanın güzel söze etkisi..

Güzel sözün insanlar üzerinde çok fazla olumlu etkisi vardır. Vicdanı harekete geçirerek insanları doğruya yöneltir, insan ruhunun hoşuna gider, kini ortadan kaldırır, düşman olan insanları dost haline getirir, huzur ve güvenlik ortamı sağlar. Bu nedenle şeytan güzel sözün söylenmesini engellemeye çalışır. İnsanların birbirlerine iltifat edip, güzel yönlerini ön plana çıkartmalarını engeller. Allah'ın adının anılmasına ve bu şekilde insanların kalbinin tatmin bulmasına mani olur. İnsanlar arasındaki konuşmalarda da sevgi ve saygı olmasını istemez. İşte bu pek çok insanın karşı tarafa olan hürmetini ve sevgisini ifade etmekte zorlanmasına neden olur. Karşı tarafı onore etmek yerine hep küçük düşüren bir uslubu tercih eder. Ancak unutmamak gerekir ki bu tercihi ona yaptıran şeytandır. Bu nedenle insanlar şeytanın bu oyununa gelmemeli ve vicdanlarına başvurarak sözün en güzelini seçmelidirler. Böylece hem kendisine olan sevgi ve saygının katlanarak arttığını görecek hem de vicdanında kötü söz söylemenin sıkıntısını hissetmeyecektir. Allah insanları Kur'an'da şeytanın bu oyununa karşı şu ayetle uyarmaktadır:

Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır. (İsra Suresi, 53)

Şeytan kötü hayatı güzel olana tercih ettirir..

Din ahlakının hakim olmadığı yerlerde insanlara mutsuzluk veren çok fazla sebep olur. İnsanlar birbirine güvenemez, dostluklar geçicidir, kimse birbirinin sadakatinden emin olamaz. Genellikle insanlar birbirlerini bakış, konuşma ya da tavırla küçük düşürmeyi ve alay etmeyi alışkanlık haline getirmiştir. Sevinç yerine çoğunlukla yüzlerde hüzün görülür, hemen herkes parasal durumundan, sağlığından ya da başka bir konudan şikayetçidir. Neredeyse kimse olaylara hayır gözüyle bakıp Allah'a verdiği nimetlerden dolayı şükretmez.

İşte inkarcılar imana davet edildiklerinde böyle bir hayatı bırakıp sevgi, saygı, mutluluk, dolu bir hayat yaşamaya çağırılırlar. Müminlerin arasında değer verilen, hürmet gören, merhamet, ilgi, sadakat gösterilen bir insan olma imkanı kendilerine sunulur. Normal şartlarda bir insanın bu teklifi büyük bir nimet ve fırsat olarak görüp hemen iman etmesi beklenirken pek çok insanda tam tersi bir tepki görülür. İnsanların çoğu dinin getireceği güzel hayatı reddeder ve mutsuz ve bedbaht bir yaşam sürmeyi tercih ederler. Çünkü şeytan bu insanları etkileyerek onlara güzeli çirkin, çirkini ise güzel göstermektedir. Allah şeytanın bu oyununu Kur'an'da şu ayetle açıklar:

Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım." (Hicr Suresi, 39)

Şeytan hayır olanı şer, şer olanı hayır gibi gösterir..

Allah'ın Kur'an'da insanlara emrettiği bütün hükümlerde bir hayır ve güzellik vardır. Eğer bu yola uyulursa sonucu mutlaka o insanın lehine olur. Ancak şeytan insanlara güzel ahlakı aleyhlerine gibi göstererek onları dinden uzak tutmaya çalışır. Örneğin Allah öfkenin yenilmesini emreder. Çünkü öfkeyi yenebilmek irade gerektiren bir ahlak üstünlüğüdür. Ancak halk arasında öfkenin bastırılması ve karşı tarafın kötü ahlakına karşı tevazu gösterilmesi korkaklık olarak adlandırılır. Kıskançlık insanı mutsuz ve huzursuz yapan ve Allah'ın Kuran'da yasakladığı bir ahlak zaafıdır. Ancak şeytan insanlara kıskançlığı doğal bir insani vasıf olarak tanıtır. Bunun başka bir örneği infaktır. Allah infak edenlerin bereketinin ve bolluğunun artacağını ve infak edilenin yerine muhakkak daha güzeliyle karşılık verileceğini haber verir. Ancak şeytan insanlara mallarının azalacağı ve fakir kalacakları korkusu vererek infak etmelerini engeller. Bunun gibi şeytan Allah katında azap sebebi olan bir çok günahı makul bir kılıfa sokar. İnsanlar için hayırlı olanı onlara şer gibi, şer olanı ise hayır gibi göstererek onları cehenneme sürükleyene kadar gayret eder.

İşte insanların bir kısmının, maddi ve manevi olarak kendi aleyhlerinde kararlar alıp buna göre hayatlarını yönlendirmesinin altında yatan sebep şeytanın bu insanlar üzerindeki etkisidir. Ancak Allah'a samimi bir kalple iman eden müminler üzerinde şeytanın bir etkisi yoktur. Bu nedenle onlar dünyada sürekli maddi ve manevi bir ilerleme, güzelleşme içindedirler. Çünkü Allah iman edenlerin hem dünyada hem de ahirette güzel bir hayatla yaşayacağını müjdelemiştir.