ŞEYTANIN TUZAKLARINI BOZMAK - 2

İnsanın dünyadaki en büyük düşmanlarından bir tanesi şeytandır. Dün yazdığım yazıda da üzerinde durduğum gibi şeytanın tek görevi, başta Allah'a (c.c.) iman eden salih müminler olmak üzere tüm insanları saptırmaya çalışmaktır. Bunun için olabilecek her türlü yola başvurur.

Kuşkusuz Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın müminlere emrettiği en önemli konulardan biri "tevekkül" etmeleridir. Tevekkül müminin yalnızca Allah'a (c.c.) güvenmesi ve Allah'a tam bir teslimiyetle teslim olmasıdır. Bu müminin ruhuna hem çok büyük bir güç hem de huzur getirir. Allah (c.c.) dayanılacak tek dost ve vekildir. Ve hiç şüphesiz şeytanın, Üstün, Azim ve Ala olan Allah'ın karşısında hiç bir gücü yoktur.

Kur'an'da şeytanın vesvesesine ve tuzaklarına karşı Allah'a (c.c.) tevekkül yoluna başvurmak bir sır olarak verilmiştir. Çünkü ayetlerde iman edenler ve Allah'a tevekkül edenler üzerinde şeytanın hiç bir etkisinin olamayacağı müjdelenmektedir. Her an Allah'a (c.c.) dayanıp güvenen ve O'nun rızasından yana tavır koyan bir mümine karşı şeytanın yapabileceği hiç bir şey yoktur. Allah muhakkak şeytanın tuzağını boşa çıkaracak ve kendisine tevekkül eden kuluna yardım edecektir. Nitekim Kur'an da Allah (c.c.) salih kullarının koruyuculuğunu yaptığına dair büyük bir müjde vermektedir. Mümin ihlaslı olduğu, Allah' a (c.c.) itaat ve tevekkül üzerinde kararlı olduğu sürece de bu koruma devam edecektir. Şeytan Allah'ın izniyle müminin karşısında daima yenik düşecek, tuzakları da boşa çıkacaktır.

Bunun yanında Allah-u Teala iman edenlere şeytanın hileli düzenin zayıf bir düzen olduğunu da haber vermektedir. Çünkü, şeytan insanları dümdüz yollarından saptırmaya ve ayaklarını kaydırmaya ancak "boş kuruntularla" çalışır. Boş kuruntular ise aslı olmayan, sadece zanna dayalı düşüncelerdir.. Mümin elbette boş bir kuruntuya aldanacak bir ruh halinde değildir. O'nun şuuru her zaman açıktır. Allah'ın varlığını ve birliğini ruhunda sürekli hisseder. Bu nedenle de boş bir kuruntuya kapılması çok zordur. Buna binaen, şeytan imanı gönlüne yerleştirmiş, sabır ve kararlılık üzerinde olan bir mümine yaklaşamaz.

Kur'an'da şeytanın kullandığı bir başka metod olarak dünya hayatını süslü göstereceğinden de bahsedilir. Şeytan Allah'ı (c.c.) unutturmak istediği gibi ahireti ve hesap gününü de unutturmak ve olabildiğince insanları dünya hayatına çekmek ister. Bunun için izlediği yol ise dünyanın sanki hiç bitmeyecek kadar uzun süreceğini düşündürmektir. Bu şekilde insan ölümü ve hesap gününü kendinden çok uzak göreceği için sürekli ibadetlerini erteleyecektir. Ya da şeytan dünyayı asıl yurt olarak gösterip insana asıl yurdun ahiret olduğunu unutturur. Dünyaya bir kere gelineceğini, tüm imkanların sınırsızca kullanılması gerektiğini fısıldar. Çevresindeki birçok insandan da zaten bunun aksine bir tavır görmeyen insan şeytanın yönlendirmesi ile dünyaya sımsıkı bağlanır. Allah'a (c.c.) ve ibadete yöneleceği yerde, umursuzca kötülüğü emreden nefsine uymayı tercih eder. Bu onların şeytanın tuzağına düştüğünün çok açık delilidir. Şeytanın bu oyununa gelen cahiliye, ahiretini hiç düşünmeden büyük bir hırsla dünyaya sarılır. Amaçları her geçen gün daha fazlasını elde etmektir. Şeytanın insanlar üzerindeki bu tuzağı ayette şu şekilde zikredilir:

"Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun." Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. (İsra Suresi 64)

Bu ayette Allah (c.c.) şeytanın insanları özellikle mallar ve çocuklar konusunda hırs yapmaya teşvik ederek dünyaya çekeceğini bildirmektedir. Ve bunun büyük bir aldanış olduğunu da haber vermektedir. Küfür şeytanın bu oyununa gelirken, samimi iman edenler böyle bir tuzağa hiç bir zaman düşmezler. Malın, çocuğun veya sahip oldukları başka bir nimetin Allah tarafından kendilerine verilmiş nimetler oyduğunu unutmadan Allah'a şükrederler. Çünkü iman eden bir insan dünya hayatının göz açıp kapayıncaya kadar süreceğine ve ahiretin kesin olarak gerçekleşeceğine emindir. Hesap günü de çok yakındır ve her an melekler canı almak için gelebilir. Bu nedenle samimi bir mümin için şeytanın vaadiyle dünyanın süsüne kapılmak ve bunun bitmeyeceğine inanmak imkansızdır.

Elbette mümin, şuuru ve vicdanı açık olduğu ve Allah'tan (c.c.) da çok korkup sakındığı sürece şeytanın her türlü tuzağını önceden görebilme ve bunlara önlem alabilme imkanına sahiptir. Bunun için şeytanın unutturmasına, oyalamasına izin vermeden, sürekli dikkatini açık tutarak, salih amel arayışı içinde olmak gerekir. Elbette Allah'a (c.c.) daima tevekkül üzerinde olmak şeytanın sisteminin tamamiyle çökmesi için yeterli bir sebeptir. Kendisine tevekkül edenleri seven Allah, (c.c.) onları her türlü tehlikeden koruyacak ve kendisine varan dosdoğru bir yola iletecektir.