ŞEYTANIN TUZAKLARINI BOZMAK - 1-

Cenab-ı Allah, Kur'an'da, insana düşman olarak yaratılmış, her gittiği yerde onu izleyen, hiç bir zaman peşini bırakmayan bir varlıktan insanları haberdar eder. Bu düşman "şeytan"dır. Kur'an'da şeytanın insanın apaçık bir düşmanı olduğu şöyle bildirilmektedir:

"Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi, 168)

Şeytanın tek görevi, başta Allah (c.c.)'a iman eden salih müminler olmak üzere, tüm insanları saptırmaya çalışmaktır. Bunun için olabilecek her türlü yola başvurur. Nitekim Kur'an'da şeytanın müminlerin doğru yollarına oturacağı, onlara sağlarından sollarından, önlerinden ve arkalarından yaklaşacağı bildirilmektedir. Şeytan bu görevinde öylesine kararlıdır ki, bir an bile boş durmaz. O saptırmak, yolunu şaşırtmak istediği kulu sürekli gözetleme halindedir.Ve her ne olursa olsun amacına ulaşma çabasındadır. Nitekim Allah (c.c.) mümin kullarını uyarmak için bir ayet-i kerimesinde şeytanın "onların tümünü' saptıracağım şeklinde bir ifadesini bildirir. Gerçektende şeytan kendi tarafına olabildiğince insan toplamak ve ordusunu genişletmek amacındadır. Cahiliye toplumunun tüm üyeleri zaten onun kontrolü altındadır. Müşrikler ve münafıklar hep birlikte şeytana kulluk etmekte ve onun gösterdiği yolda ilerlemektedir.Onlar Allah'ın (c.c.) zikrinden yüz çevirmiş ve Allah'ı unutmuş bir topluluktur. Bu nedenle şeytan daha çok Allah'a iman eden, dosdoğru yolda ilerleyen takva sahiplerini saptırma hedefini güder.

Elbette ki, böyle bir hedefi gerçekleştirmek için şeytanın izlediği bir takım yollar ve kullandığı yöntemler vardır. Bu yöntemlerin neler olacağını da Allah (c.c.) bize yine Kur'an'ı Kerim'in ayetleri ile haber vermektedir. Elbette, şeytanın kuracağı tuzakların neler olacağını ve bunlara karşı nasıl önlem alınacağını bilmek müminler için büyük bir rahmettir. Allah-u Teala salih olan kullarına böyle büyük bir lütufta bulunmuştur.

Kur'an-ı Kerim'in ayetlerine bakıldığında şeytanın en önemli görevlerinden biri olarak, vesvese vermeye çalışacağı anlatılır. Şeytan mümine özellikle Allah'ın rızasını kazanacağı bir iş üzerinde iken vesvese vermeye çalışır. Amacı onu Allah'ın yolundan alkoymak ve salih amelde bulunmasını engellemektir. Bunun için müminlerin kalplerine gizliden vesvese verme yoluna gider. Şeytan vesveseyi verirken, çok ince yollar izler. Bu nedenle Kur'an'da şeytanın kalplere "sinsice" vesvese vermeye çalışacağından bahsedilir.

'Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran' vesvesecinin şerrinden. (Nas Suresi 4)

Nas Suresi'nin bu ayetinde Allah (c.c.) müminlere şeytanın tuzağı ile ilgili çok mühim bir delil vermektedir. Bu delil şeytanın hem sinsice yaklaşması, hem de kalbi şüpheye düşürmeye çalışmasıdır. Şeytan müminin kalbine vereceği şüphe ile onu salih amelinde kararsız bırakmak ve doğru yoldan alıkoymak ister. Onun kullandığı bu taktiği farketmek ve bozmak ise mümin için son derece kolaydır. Mümin söylediği her sözde, işlediği her amelde önce Allah'ı (c.c.) en çok razı etmeye niyet eder. Ve bu fiili yalnızca Allah(c.c.) için yaptığını düşünür. Böylesine kesin bir niyet karşısında şeytanın şüphe katıştırma ihtimali tamamiyle yok olmaktadır. Şeytan bu durumu bilir, fakat müminin kalbine vesvese fısıldamaktan da vazgeçmez. Nitekim şeytanın bu tavrına karşı müminin ne yapması gerektiği yine Kur'an'da çok açık belirtilmiştir. Allah kitabında kovulmuş şeytandan bir vesvese geldiğinde hemen Kendisi'ne sığınılmasını emretmiştir:

"Eğer sana seytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya igva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Araf Suresi 200)

Cenab-ı Allah müminlerin vesvese anında kendisine hiç vakit geçirmeden yönelmelerini emretmektedir. Ve Kendisi'nin her şeyi işiten olduğunu, aynı zamanda sonsuz ilmi ile de bilgi sahibi olduğunu beyan etmektedir. Kuluna şah damarından daha yakın olan Allah (c.c.) şeytanın gizli fısıltı ile verdiği vesvesenin tümünü o anda işitmektedir. Allah'tan habersiz hiç bir şey gerçekleşemez. Allah-u Teala gizlinin gizlisine vakıf olandır. İşte Allah'ın bu sıfatını bilmek müminin kalbinde büyük bir rahatlık doğurur.
Başka bir ayet-i kerimede Allah (c.c.) müminlerin kendilerine bir vesvese geldiğinde önce durup düşündüklerini daha sonra da gerçeği görüp bildiklerini bildirmektedir:

"(Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir." (Araf Suresi 201)

Bu ayette bildirildiğine göre şeytanın tuzağını bozmanın yolu; ondan bir vesvese geldiği anda Kur'an'la düşünmek ve Allah'ı zikretmektir. Kur'an'a göre müminin çözemeyeceği hiç bir sorun, altından kalkamayacağı hiç bir yük yoktur. Bu nedenle mümin her durum ve şartta Kur'an'ın ayetleri ile çözüm yoluna gider. Allah'ı zikretmek, O'nun adını yüceltmek ise şeytanı etkisiz kılacak en etkili yoldur. Çünkü şeytan asla Allah'ın adının anıldığı yerlerde bulunmak istemez. Allah'ın şanının yüceltildiği yerlerde şeytanın hiçbir etkisi bulunamaz.