PEYGAMBER SABRI GÖSTERMEK

Dünya bir imtihan yeridir ve insan dünyada bulunduğu süre içinde pek çok zorluklarla denenir. Bu zorluklar kimi zaman maddi zorluklar olduğu gibi kimi zaman da fiziksel ve manevi zorluklar olabilir. Allah'a gönülden bağlanan müminler için bu zorluk anları son derece kıymetli anlardır. Bu, bazı insanlar için ilk duyuşta şaşırtıcı gelebilir. Çünkü cahiliye toplumlarında insanlar zorluklara ve sıkıntılara isyan ruhu ile yaklaşırlar. Aralarından kimileri ise bunlara direnç gösterir fakat bu, tahammül mantığı ile gösterilmiş bir dirençtir. Bu yüzden de bu 'katlanma' olarak adlandırdıkları durum, kendilerine tarifsiz bir sıkıntı ve acı verir.

Müminler ise 'güzel bir sabırla' ve Allah'ın rızasını isteyerek sabrederler. Çünkü maddi veya manevi herhangi bir zorluk ya da sıkıntıyla karşılaşan bir mümin, bu durumun kendisinin denenmesi içinAllah tarafından yaratıldığını bilir ve olabilecek en güzel tavrı sergileyerek ahlakıyla kendisini Allah'a sevdirmeye ve O'nun dostluğunu kazanmaya çalışır. Yine bilir ki Allah mümin kulları için her olayın ardında mutlaka bir hayır gizlemiştir. Mümin, değil yes'e düşmek veya ümitsizliğe kapılmak, tam tersine Allah'ın yaşadığı olayın ardında nasıl bir güzellik gizlediğini merak eder. Hiçbir olaya olumsuzluk gözüyle bakmadığı için, isyankar insanların aksine, her koşulda dengeli, rahat, huzurlu ve neşelidir.

Nitekim Allah müminlere her konuda olduğu gibi bu konuda da peygamberlerini örnek kılmış, onların yaşamları boyunca yaşadıkları çetin sıkıntılar karşısında nasıl sabrettiklerini ve olgunluk gösterdiklerini Kuran'da müminlere anlatarak öğretmiştir. Örneğin Hz. Eyüp sabrı ile Allah'ın razı olduğu mübarek bir kuldur.

Hz Eyub şeytandan kendisine dokunan büyük bir acı ve ağır bir hastalık karşısında Allah'tan yardım dilemiş ve O'nu yücelterek merhametine sığınmıştır. Allah ayette onun teslimiyetini ve samimiyetini yansıtan duasını şöyle bildirir:

"Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın." Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik." (Enbiya Suresi, 83-84)

Ve Allah Hz. Eyüp'ü bu dertten kurtarmış ve ona rahmetini bağışlamıştır. Bu değerli peygamberin ahlakının üstünlüğü cahiliye insanlarının aynı durumda nasıl bir tavır sergileyecekleri düşünüldüğünde daha da iyi anlaşılacaktır. Çünkü toplumda, değil Hz Eyüp gibi bir derde sahip olmak, yalnızca sıradan bir baş ağrısında bile son derece hırçınlaşan insanlar çoğunluğu oluşturur. İşte Kuran ahlakı ile ahlaklanan bir mümin, kendisine insanların çoğunluğunu değil Hz. Eyüp gibi Allah dostu bir peygamberi örnek alır. Hiçbir şikayette bulunmadan, yakınmadan Allah'ın merhametine sığınır. Sonradan hayrını gördüğünde Allah'tan utanacağı hiçbir tavır ve konuşma içine girmez. Ölene dek sabretmesi gereken kalıcı, ağır bir hastalık içinde de olsa aynı olgunluğu gösterir. Ve bu ahlakının karşılığında da Allah'ın sevgisini kazanarak ebedi güç, sağlık ve mutluluğa kavuşur.

Sabır sahibi peygamberlerden biri de Hz. Yusuf'tur. Hz. Yusuf çocuk yaşta kendisine haset eden kardeşleri tarafından kuyuya atılmış, kendisini bulan kafile tarafından bir Mısırlı'ya satılmış ve bir süre sonra da uğradığı bir iftira sonucunda zindana girmiştir. Zindanda uzun yıllar kalan Hz Yusuf orada da etrafındaki insanlara Allah'ı anlatmış ve onları Allah'ın dinine davet etmiştir. Ne kuyunun derinliklerinde, ne zindanda Allah'a olan bağlılığından, güveninden ve teslimiyetinden hiçbir taviz vermemiştir. Hz Yusuf'tan uzun yıllar habersiz ve uzakta olan babası Hz. Yakup da "Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum. (Yusuf Suresi, 86) diyerek Allah için sabreden bir peygamberdir.

Bunun gibi tüm peygamberlerin ömürleri sabretmekle geçmiştir. Onca mücadelesine ve emeğine rağmen kavminden sürekli ihanet gören ve Firavun'un ölüm tehdidi altında tebliğ faaliyetini sürdüren Hz Musa, kavminin putlarını kırarak onları bir olan Allah'a çağırdığı için ateşe atılan Hz İbrahim, bindiği gemiden kura sonucu karanlık sulara atılan ve balık tarafından yutulan Hz Yunus ve diğer kıymetli peygamberler... Bu mübarek insanların hepsi de Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanabilmek için hayatlarını Allah'a adamış ve başlarına gelen her türlü zorluk ve çileyi aşkla ve şevkle göğüslemişlerdir. Kuşkusuz bu ancak Allah'ın sonsuz merhametine güvenen ve ahirete kesin bilgiyle iman eden müminlere has bir olgunluktur. Allah Kuran'da sabreden kullarına şöyle hitap eder ve müjde verir:

De ki: Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah'ın arz'ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir. (Zümer Suresi, 10)