O GÜN GELMEDEN EVVEL

Dünya hayatı çok kısa bir süredir. Allah ayetlerde burada geçecek olan yaşamımızın "bir göz açıp kapama süresi" kadar olduğunu bildirmiştir. Doğarız, kısa bir süre burada kalır ve ölürüz. Ancak doğumumuzla ölümümüz arasında geçen sürenin nasıl geçtiğini bile anlamadan yaşlılığın bedenimize yerleşmeye başladığını görürüz. Nitekim yaşlı insanlar hemen her zaman hayatlarının bir çırpıda geçtiğini ve nasıl olduğunu bile anlamadan kendilerini yaşlı bir insan olarak bulduklarını söylerler.

Bu çok kısa ve hızlı geçen dünya hayatının ardında ise asıl ve sonsuz olan ahiret hayatı insanları beklemektedir. İman etmeyenler için ahiret hayatı büyük pişmanlıklarla doludur. İnsanlar dünya hayatlarında ahirette nasıl bir ortamla karşılaşacaklarından haberdar edilmiş, Allah'a imana davet edilmişlerdir. İnkarda direnenler ise ahirette tüm gerçekleri gördüklerinde büyük bir pişmanlıkla tekrar dünyaya geri dönmek ve salih amellerde bulunmak isteyeceklerdir. Ancak artık telafi imkanları yoktur.

Allah, ölümden sonra yaşanan pişmanlığın hiçbir fayda getirmeyeceğini ve insanın bir daha asla geriye dönemeyeceğini bize şu ayetiyle bildirir.

"Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin. Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır." (Müminun Suresi, 99-100)

Allah'ın hala ömür verdiği bizler için yaşadığımız her an çok büyük bir fırsat. İman etmeyenlerin çok geç olmadan önce iman etmeleri ve iman edenlerin de imanlarını kuvvetlendirmeleri için…

Dünyada Allah'ı inkar eden insanlar, ahirette Allah'ın varlığına kesin bir bilgiyle iman edeceklerdir. Allah'ın huzuruna boyun bükmüş insanlar olarak çıkacaklardır. Allah'a teslim olacak ve Allah'tan başka sığınılacak bir güç olmadığını anlayacaklardır.

Ancak dünya hayatında bu önemli gerçekleri kavrayamayıp ahirette gerçekleri görenler için vakit çok geç olacaktır.

Cennet ve cehennemin varlığı gayba ait bir bilgidir. Ancak Allah'a ve Kitabına iman edenler, cennetin ve cehennemin Allah'ın vaati olduğunu bilirler ve hiçbir şüphe duymadan kesin bir bilgi ile iman ederler. Allah müminleri bir ayetinde şöyle bildirmektedir:

"Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler bunlardır." (Bakara Suresi, 3-5)

Bir insanın ahiretin varlığına inanmak, ibadetlerini yerine getirmek ve tavrını Kuran'a göre değiştirmek için ahireti gözüyle görmeyi beklemesi onun için büyük bir kayıp olacaktır. Bu kayıp sonsuza kadar sürecek olan bir azaptır. Halbuki şu an yaşayan her insan için hem Allah'a çok yakın bir kul olma, Allah'ın rızasını ve cennetini kazanma, cehennem azabından sakınma imkanı vardır. Ölüm insana gelip çatmadan önce iman etmek, imanı güçlendirmek ya da samimi bir mümin olmak için hiç de geç değildir. İnsan tek bir saniye içinde bütün geçmişini bir kenara bırakarak, Allah'a sığınabilir. Tevbe edip bütün samimiyetiyle dine yönelebilir. Ahirette namaz kılacak gücünü kaybetmeden önce, henüz vakit varken secde edip Allah'tan yardım dileyebilir. Ancak eğer önündeki bu vakti değerlendiremez ve kendisine yapılan daveti ısrarla reddederse o zaman ahirette içine düşeceği durum ayette şu şekilde bildirilir.

"Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler. Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi. Artık bu sözü yalan sayanı sen Bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız." (Kalem Suresi, 42-44)

Unutmamak gerekir ki Allah insanın geçmişi ve o ana kadarki durumu ne olursa olsun tevbe kapısını hep açık bırakmıştır. İnsanın yapacağı tek şey sadece o güne kadar dinlemediği vicdanını dinlemeye başlamak ve niyetini düzelterek dine yönelmektir. Allah hepimize fırsat vermeye devam etmektedir. Ne zaman öleceğimizi bilemeyeceğimiz için bu vakti çok iyi değerlendirmemiz gerekir. Allah tüm insanları bu konuda şöyle uyarmaktadır:

"Allah'tan, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden evvel, Rabbinize icabet edin. O gün, sizin için ne sığınılacak bir yer var, ne sizin için inkar (etmeye bir imkan)." (Şura Suresi, 47)