MÜŞRİKLERİN VE MÜNAFIKLARIN RUH HALİ

İnsan karakterleri çok çeşitli olduğu gibi bu karakterlerin insanlar üzerinde yarattığı ruh hali de çeşit çeşittir. Bir müslümanın ahlakından ve inancından kaynaklanan ruh hali, bir müşrik ya da münafığınkinden çok farklıdır. Müslüman ilk başta inancı konusunda hiçbir zaman kuşku ve tereddütlerle boğuşmak durumunda kalmaz. Onun Allah (c.c.)'a inancı tam ve kesindir. Aklıyla Cenab-ı Allah'ın varlığını kolayca kavrar ve vicdanıyla da hiç tereddüt etmeden bu gerçeği tasdik eder. Allah'ın emirlerine uyduğu ve bunlar arasında bir ayırım yapmadığı ve Allah'ın dininde gevşeklik göstermediği için vicdanen çok rahattır. Zira gösterdiği samimi çaba, onun vicdan azabı çekmesini önler. Örneğin Cenab-ı Allah yalanı yasakladığı için müslümanlar yalan söylemezler ve dürüst olmanın ferahlığını yaşarlar. Kumarı yasakladığı için kumar oynamazlar ve bu kumarın insanın kalbine darlık veren azap yüklü ruh halini hiç bir zaman yaşamazlar. Allah-u Teala öfkeyi yenmeyi müslümanlara farz kıldığı için, öfkenin, stresin, sinirin ya da bunlardan kaynaklanan kavgaların, çekişmelerin, tartışmaların insan psikolojisinde yarattığı gerilimi asla hissetmezler. Vicdanları rahat olduğu için de ruh halleri sağlıklı ve dinçtir. Üzerlerinde suç işleyen insanların ezikliği, hüznü, karamsarlığı ve sıkıntısı barınmaz.

Bir insanı kalben sıkıntıya düşüren ve vicdanını rahatsız eden hiç bir eylem, tavır veya konuşma içinde olmaması, müminin son derece mutlu ve huzurlu yaşamasını sağlar. İşte bu, Allah'a iman eden bir insanın içinde bulunduğu ruh halinin güzelliği ve temizliğidir.

Ancak bir de "Allah'a iman ediyorum" dediği halde için için iman etmeyen münafıklar, Allah'ın dışında güç ve yardımcılar arayan müşrikler ya da Allah'ı direkt olarak reddeden inkarcılar vardır. Bu insanların Cenab-ı Allah'a ve dine bakış açıları, yaşam şekilleri, alışkanlıkları, zevkleri, bilinçaltları, vicdan ve akıl yapıları müslümanlardan tümüyle farklıdır. Allah-u Teala, bu insanların iç dünyalarında nasıl bir ruh halleri olduğunu anlayabilmemiz, bu kişileri daha iyi teşhis edebilmemiz için, Kuran ayetlerinde çeşitli bilgiler vermiştir.

Bu örneklerden biri bir müşriğin nasıl bir ruh hali içinde olduğunu anlamamız için yapılan bir benzetmedir.

"Allah'ı birleyen (Hanif)ler olarak, O'na (hiç bir) ortak koşmaksızın. Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki o gökten düşmüş de onu bir kuş kapıvermiş veya rüzgar onu ıssız bir yere sürükleyip atmış gibidir." (Hac Suresi, 31)

Müşrikler Cenab-ı Allah'ın varlığına inanan, ancak Allah'ın gücünü başka varlıklar arasında kendi atalarından kalan inançlarına göre pay eden insanlardır. Müşrikler, Cenab-I Allah'ın gücünü gereği gibi taktir edemezler ve birtakım kişilerin veya varlıkların kendilerine ait, Allah'tan bağımsız güçlere sahip olduklarını zannederler.

Nitekim Ayet-i Kerime'de Allah, Kendisinden başka birçok insandan veya varlıktan medet uman insanlar için şöyle bir örnek vermiştir:

"Allah (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'ındır. Hayır onların çoğu bilmiyorlar." (Zümer Suresi, 29)

Müşriklerin Allah'ı dost edinmemeleri ve Allah'ın gücüne güvenmemeleri, onları hep insanlara yöneltir. Ancak insanlar çok aciz varlıklardır. Bu nedenle hiç bir insan hiç bir insana yardım edebilecek bir güce ve imkana sahip değildir. Ancak bunu hesap edemeyen müşrikler, Allah'n dostluğunu terkedip insanlara yöneldiklerinde tam bir yalnızlık ve çaresizlik içinde kalırlar. Üstelik, müşrikler bu kendilerine bile bir fayda sağlamaktan aciz olan insanları hoşnut etmek için de hayatları boyunca çaba harcarlar. Ayette de bildirildiği gibi bu ortak koştukları kişilerin herbiri uyumsuz ve geçimsizdir. Bu durumun bir insana büyük bir huzursuzluk ve gerilim yaşatacağı açıktır.

Kur'an'da tarif edilen inkarcı çeşitlerinden biri de münafıklardır. Münafıklar kendilerine imanlı insan görünümü vermeye çalışan ama kalben iman etmeyen kişilerdir. Çıkar elde edebilecekleri umuduyla müslümanların arasında yaşamayı ya da onların dostluğunu elde etmeyi isterler. Ancak müslümanların arasında yaşayabilmeleri sadece Allah'a iman etmek ve O'nun dinine tabi olmakla mümkündür. İşte bu nedenle münafıkları kalben inanmadıkları halde dinin hükümlerini yerine getirmeye başlar ve Allah'a iman ettiklerini söylerler.

Allah bu insanların nasıl bir hayat yaşadıklarını ayetlerde değişik zamanların münafıklarından örnekler vererek açıklamıştır. Bu insanlar gerçek düşüncelerini ve gerçek karakterlerini müslümanlardan gizleyebilmek için zulüm dolu bir hayatın içine girerler. Geceleri aralarında gizli toplantılar düzenler, müslümanların duymayacağını düşündükleri yerlerde gizli konuşmalar yapar, sürekli gerçek yüzlerinin açığa çıkması korkusuyla yaşarlar. Cenab-I Allah ayetlerde münafıkların müslümanlardan çok korktuklarını ve her an, aleyhlerine bir haberin açığa çıkacağı endişesiyle yaşadıklarını bildirmiş ve münafıkların taşıdıkları ruh halini Bakara Suresi'nde şöyle açıklamıştır:

" Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü, 'gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle' ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır. Çakan şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini her aydınlattığında (biraz) yürürler, üzerlerine karanlık basıverince de kalakalırlar. Allah dileseydi, işitmelerini de görmelerini de gideriverirdi. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir." (Bakara Suresi, 19-20)

İşte Allah bir münafığın ruh halini müslümanlara bu örnekle tarif etmektedir. Münafıkların ruh hali, böyle bir fırtınanın tam ortasında kalmış olan bir insanın içinde bulunduğu ruh haliyle büyük bir benzerlik gösterir. Münafıklar hayatları boyunca, Allah'tan korkup sakınara,k dürüst ve güzel ahlaklı yaşayacaklarına, ölene kadar müminler tarafından teşhis edilme endişesini taşırlar. Vicdanları gerçeği gördüğü ve kabul ettiği halde, ihaneti tercih etmeleri, onlara fırtınanın ortasında kalmış bir insanın dehşet ve korkusunu yaşatır.

Kuran ayetlerinden de anlaşıldığı gibi müşriklerin ve münafıkların azabı henüz dünyadayken başlar. Ahirette ise onlar için yüreklere tırmanan acı bir azap vardır.

"Hutame"nin ne olduğunu sana bildiren nedir?
Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.
Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar.
O, onların üzerine kilitlenecektir" (Hümeze Suresi, 5-8)