|
YANLIZCA
ALLAH'A KULLUK ETMEK
Allah'ın
emri gereği müslümanlar Allah'tan başka hiç bir varlığa kul olmazlar.
Bir insanın Allah'a kulluk etmeye gönülden razı olduğunu ve Allah'a
kul olduğunu kabul etmesinin ilk alameti ise, Allah'ın sözünden
başka hiç bir söze uymamasıdır. Müslümanlar Allah'a olan kulluklarını
bu şekilde yerine getirirler. Bu tanım dünyadaki bütün dinlerin,
bütün inançlara mensup olan insanların kullandığı ve bildiği bir
tanımdır. Ancak dünya üzerinde pek az insan bu tanımı kendi hayatı
üzerinde ayrıntılı olarak uygulamaya yanaşır.
Cenab-ı Allah Peygamber Efendimiz'e, insanları Allah'a kul olmaya
şu şekilde davet etmesini buyurmuştur
"
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan)
bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim,
O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız
(diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz
çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten müslümanlarız."
(Al-i İmran Suresi, 64)
İşte
insanlar Allah'a kulluk etmenin tanımını bu şekilde ayrıntılı bir
biçimde kendi hayatlarının üzerinde düşünmelidir. Çünkü insanların
günlük hayatında çevresindekilerden kendisine gelen teklifler, öğütler,
açıklamalar, tanımlar, yeni izahlar, telkinler yüzleri hatta binleri
bulur. Bunların hemen hemen bir çoğu, Allah'a iman etmeyen ve Allah'a
imanında kuşku içerisinde olan kimselerden gelir. Dolayısıyla insanların
bütün bu teklifleri, izahları, tanımlamaları, öğütleri doğru bir
değerlendirmeye tabi tutması ve Allah'a olan kulluğunu hakkıyla
yerine getirebilmesi için Allah'ın sözlerini, emirlerini ve dinini
çok iyi bilmesi gerekmektedir. Bu önemli noktanın üstüne dikkat
çeken Allah-u Teala ayette bu konuyu şu şekilde bildirir:
"
Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın.
Şüphesiz Allah, latiftir, haberdar olandır." (Ahzap Suresi,
34)
Allah
indirdiği ayetlerin ve bu ayetlerde belirtilen hükümlerin akılda
tutulmasını emretmektedir. Bu sayede her karşılaştığı olayı, her
duyduğu sözü Kuran'ın çizdiği haram, helal sınırları içinde değerlendiren
bir insan Allah'a kul olmanın ilk şartını yerine getirmiş olur.
Ölçüsü Allah'ın dini olmayan bir çok kişi, konuşurken hatalı izahlar
yapar, olayları yanlış yorumlar, doğruları göremez, yanlış diye
eleştirdiği bir çok konu doğru, doğru diye ortaya koydukları ise
yanlış olur. İyi insanla kötü insanı birbirinden ayırt edemez, aklın
gereklerini yerine getiremez. Ve Allah bu tip insanların her devirde
çoğunluğu oluşturduğunu bildirip, müslümanları bu insanlara karşı
uyarmaktadır.
İnsanların büyük bir çoğunluğu bu dünyanın hedefi olarak iyi bir
işi, iyi bir mevkiyi, büyük bir serveti gösterirken, Allah ahireti
ve dine hizmet etmeyi göstermektir. Burada Allah'a kul olmak insanların
gösterdikleri hedefi bir kenara koyarak Allah'ın emrettiği hedefe
yönelmektir. Allah'ın dinine hizmet ederek ve ahiret için yaşamaktır.
Dine hizmet neyi gerektiriyorsa onu yapmak ve Allah'ın rızasına
göre hayatını yönlendirmektir.
İnsanlar çoğu zaman Kur'an'ın gösterdiği ahlakın tam tersi bir ahlakı
insanlara öğütlerler. Örneğin tartışma çıkarmayı, tartışma da sözle
üstün gelmeyi, kibirli olmayı, her zaman önce kendi hakkını korumayı,
asla kimseye karşı alttan almamayı, fazla fedakar olmamayı öğütlerler.
Ancak Kur'an'a baktığımızda insanların öğütlediğinin tam tersine
bunların, müslümanın yapmaktan men edildiği kötü ahlak örnekleri
olarak tarif edildiğini görürüz. Allah müslümanlara insanlarla tartışmayı
yasaklamış ve cahilce çekişmek isteyen insanlardan yüzçevirerek
uzaklaşmalarını emretmiştir. Müslüman ahlakında laf altında kalmama
gibi bir mantık yoktur. Müslümanlar hiç kimseyle söz düellosu yapmaz
ancak hak ve doğru olanı ortaya koyarak, karşı tarafa neden yanlış
düşündüğünü izah ederler.
Allah müslümanlara kardeşlerinin çıkarlarını ve rahatlarını kendi
menfaatlerinden daha üstte tutmayı emretmiştir. Allah müslümanlara
kibiri yasaklamıştır. Müslümanlara tevazuyu, alçakgönüllü olmayı
emretmiştir.
Allah yüksek bir ahlakta gerektiğinde müslümanların kendi haklarından
feragat ettiğini, kendi ihtiyaç içindeyken dahi kardeşlerinin ihtiyacını
giderdiğini, kendi haklı konumdayken bu hakkından bağışlama ile
vazgeçtiğini bildirmiştir. Ve Allah müslümanlara, fedakar olmayı
hatta kendi canını müslümanların canından daha arka planda tutacak
kadar büyük bir fedakarlık anlayışı içinde olmayı öğütlemiştir.
İnsan için dünya hayatında iki seçenek vardır. Ya insanların çoğunluğunun
yaşadığı hayat şekline uyacaktır. Ya da Allah'ın ahlakını kabul
ederek, çoğunluğun yaşadığı kötü ahlaktan arınacaktır.
İman eden biri, her ne koşul altında olursa olsun Allah'a kulluk
etmeyi ve O'nun razı olacağı şekilde yaşamayı tercih eder. Allah
Kuran'da insanların önüne çıkardığı bu iki yolu şöyle bildirmektedir:
"
Biz ona 'iki yol-iki amaç' gösterdik.
Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.
Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir?
Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir;
Ya da açlık gününde doyurmaktır,
Yakın olan bir yetimi,
Veya sürünen bir yoksulu.
Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden,
merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.
İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meymene).
Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı
Meş'eme).
"Kapıları kilitlenmiş" bir ateş onların üzerinedir."
(Beled Suresi, 10-20)
|