KIYAMET GÜNÜ NASIL BİR GÜNDÜR?- 2-

Kıyamet günü iman edenlerle etmeyenlerin ayrılma günüdür...

Kıyamet günü için Kur'an'da "O aşağılatıcı, yücelticidir." (Vakıa Suresi,3) şeklinde bildirilmiştir. Kıyamet günü inkar içinde olanlar her halleriyle küçük düşer ve aşağılanırlar. Kendilerine anlatılan bu günün gerçek olduğunu gördüklerinde, içinde bulundukları durum için dünyada dost edindikleri insanları suçlarlar. Dünyadaki hayatlarından dolayı pişman olduklarını söylerler. Yüzleri kararmış ve gözleri korku ve zilleten düşmüştür. İnkarcıların bu haline herkes şahit olur. Bu nedenle inkar edenler için kıyamet günü "aşağılatıcı" bir gündür.

İman edenler ise kıyamet gününün korkusundan uzak tutulmuştur. Yüzlerinde imanın nuru ve Allah'ın vaadiyle karşılaşmış olmanın sevinci vardır. Bu nedenle kıyamet günü inkarcıların tam aksine, iman edenlerin "yüceldiği" bir gündür.

Kıyamet gününde insanların kabirlerinden çıkışı..

Allah kıyamet saatinin Sur'a üfürülüş ile başlayacağını haber verir. Bu ses duyulduğu anda, o güne kadar dünya tarihi boyunca yaşamış olan bütün insanlar kabirlerinden aynı anda çıkarlar. Allah bu insanların kabirlerinden çıkışının "sanki yayılan çekirgeler gibi" olduğunu bildirmiştir. Dünyanın ilk varolduğu günden bu güne kadar yaşamış olan hiç bir insan eksik olmaksızın, kıyamet günü tümü biraraya getirilir. Allah o gün " onları bir araya toplar ve içlerinden hiçbirini dışarıda bırakmaz." (Kehf Suresi, 47) Daha sonra "bir kısmı bir kısmının içine dalgalanırcasına bırakılan" bu insanlar, sıra sıra Allah'ın huzuruna çıkarlar ve kendilerine şöyle denir. "Andolsun, siz ilk defa yarattığımız gibi bize gelmiş oldunuz. Hayır, bizim size bir kavuşma-zamanı tesbit etmediğimizi sanmıştınız değil mi? " (Kehf Suresi 18/48)

İnkar edenler kıyamet günü yüzlerinden tanınırlar..

Kıyamet koptuğunda dünya hayatında Allah'a iman etmemiş olanlar, bu durumlarından dolayı dehşete kapılırlar. Yüzleri kararmış ve ekşimiştir. Çünkü her günahkar yaşadığı hayattan dolayı cezalandırılacağını "Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamıştır" (Kıyamet Suresi, 25). İnkarcılar için hazırlanan cehennem ise yanıbaşlarındadır.

Bu korkuyla "yüzleri kapkara"olur, "gözleri gömgöktür" ve başlarını dikerek kalpleri bomboş bir şekilde koşarlar. İnkar edenler yüzlerindeki bu değişikliklerden dolayı hemen tanınır ve iman edenlerin arasından hemen ayırt edilirler. Allah o gün inkar edenlerin simalarından tanınacağını Rahman suresinin 41. ayetinde haber verir.

" (Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar."

İman edenler kıyamet günü nurlarından tanınırlar..

İman edenler dünyada gösterdikleri güzel ahlakın karşılığında ahirette bütün kötülüklerden korunurlar. Onların yüzleri kıyamette "apaydınlıktır, güler ve sevinç içindedir"(Abese Suresi,38-39). Ayrıca müminlerin siması için ayetlerde "ışıl ışıl parlar, Rablerine bakıp-durur" denmektedir. Kıyamette Allah'a iman edenleri diğer insanlardan ayıran diğer bir özellikleri ise sağlarında ve önlerinde nurlarının parıldamasıdır. Allah müminlerin bu farklılığını Hadid Suresi 12 ve 13. yetlerde şu şekilde açıklamıştır.
"O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.

Kıyamet günü Allah'ın izni dışında kimse konuşamaz..

Dinlerini gözardı edenlere dünyadayken, neden dini yaşamadıkları ve ahirette hesap verirken ne yapacakları sorulduğunda her biri kendisine göre bir cevap verir. Hepsinin öne sürdüğü, yalana dayalı bir mazereti vardır. Bu mazeretlerle ömür boyu kendilerini aldatırlar. Her biri kendisine vicdanını rahatlatacak bir bahane bulmuştur. Akıllarına ne zaman ahiret ve hesap verecekleri gelse hemen günahlarına bir kılıf olarak öne sürdükleri bu mazeretleri kendi içinlerinde tekrarlamaya başlarlar.

Ancak ahirette Allah'ın huzurunda işledikleri günahlardan dolayı hesap verirlerken bu mazeretlerin hiç birisini öne süremezler. Çünkü "(Kıyametin) Geleceği günde, O'nun izni olmaksızın, hiç kimse söz söyleyemez". (11/105). Allah, Kuran'da kıyamette "Rahman'a karşı seslerin kısıldığını ve bir hırıltıdan başka hiçbir şey işitilmediğini" (Taha Suresi, 108) bildirmektedir.

Kıyamette hiç kimse bir diğerine yarar sağlayamaz...

Dünyada insanlar bir zorluk içine girdiklerinde akıllarına hemen bir yakınlarından yardım istemek gelir. Bir zorluk karşısında ailelerinden birinin ya da bir yakınlarının yardım edeceğini düşünmek onları rahatlatır. Ancak kıyamette "Hiç bir yakın dost bir yakın dostu sormaz" (Mearic Suresi,10). Ayrıca "O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz" (Taha Suresi ,109).

Herkes kendini kurtarma telaşındadır ve Allah'ın huzurunda tek başınadır. Başlarına gelecek olan azabın büyüklüğünü hissettikleri için kendilerinden başka hiç kimseyi düşünemezler. Allah o gün insanlar için "kendi kardeşinden kaçar, Annesinden ve babasından. Eşinden ve çocuklarından" (Abese 34-36) diye bildirmiştir. Hatta kendileri yerine onların cezalandırılmasını talep ederler. Kimisinin kendi günahlarına karşı oğullarını fidye olarak vermek istediği görülür. Kimisi kurtuluşu karşılığında karısını, kardeşini veya dünyadayken övündüğü aşiretini vermek ister.