|
KUR'AN
HER ÇAĞA HİTAP EDER
Cahiliye
toplumunun tamamı Kuran'ı tümden reddetmez. Bir kısmına sorulduğunda;
Kuran'a inandıklarını, onu Allah'ın kitabı olarak kabul ettiklerini
söylerler. Dini konular açıldığında müslüman olduğunu söyleyen bu
insanların, sözleriyle yaşadıkları hayat arasında açık bir çelişki
olduğu görülür. Bu çelişki Kuran ayetlerinin Allah'ın sözü olduğunu
kabul etmelerine rağmen, hiç bir zaman ayetleri yaşama geçirmeye
yanaşmamalarıdır. Peki, inandıklarını iddia ettikleri halde, bu
insanlar neden Kuran ayetlerini uygulamaya yanaşmazlar?
Kuşkusuz ki bunun en önemli sebebi, dilleriyle iman ettiklerini
söyleyen bu cahiliye insanlarının gerçek anlamda inanmıyor olmaları,
diğer bir deyişle samimiyetsizlikleridir. Kuran'da tarif edilen
en önemli iman alametlerinden biri, Allah'ın emir ve yasaklarının
eksiksiz bir biçimde, titizlikle uygulanmasıdır. Bu alamet oluşmadığı
sürece Allah'a kesin bir imandan söz edilemez. Kuran'da "İnsanlardan
öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik"
derler; oysa inanmış değillerdir" ayetiyle bu mantıktaki insanların
varlığına dikkat çekilmiştir. (Bakara Suresi, 8) Bir
başka ayette ise bu gerçeğe şöyle işaret edilir:
Andolsun,
onlara: "Kendilerini kim yarattı?" diye soracak olsan,
elbette: "Allah" diyecekler. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorlar?
Onun: "Ya Rab" demesi hakkı için şüphesiz onlar imana
gelmez bir kavimdirler. (Zuhruf Suresi, 87-88)
Görüldüğü
gibi, cahiliye toplumunun Kuran'ın hükümlerini uygulamaya yanaşmamalarının
altında yatan asıl sebep imansızlıktır. Ancak onlar bu konuyu bu
şekilde dile getirmez ve Kuran'a uymamalarını makul gösterecek mazeretler
öne sürmeye çalışırlar.
Bu yolla elde etmek istedikleri şey sadece vicdanlarını rahatlatacak
bir kaçış noktası bulabilmektir. Bu amaçla Kuran'ın 1400 yıl öncesinden
açıkça cevabını vererek çürütmüş olduğu bozuk mantıklarla ortaya
çıkarlar. Öyle ki, bu aslında izleyenler için Allah'ın varlığının
ve Kuran'ın hak kitap olduğunun bir başka önemli delilini gözler
önüne serer. Çünkü Allah tarih boyunca tüm insanların hangi mantıklarla
ortaya çıkacaklarını bildirmiş ve onlara bunların geçersizliğini
hem de çok açık bir biçimde ispatlayarak bu kaçış noktalarını da
kapatmıştır. Ancak Kuran'ın bu mucizesinden gafil olan cahiliye
toplumu günümüzde de aynı çarpık misallerle ortaya çıkmaktadır.
Bunlardan en çok kullanılanı kuşkusuz ki, "Kuran'ın sadece
Arap toplumuna indirilmiş bir kitap olduğu" iddiasıdır.
Kuran'da bu iddiayı destekleyecek tek bir açıklama dahi olmadığı
gibi aksine her insanın Kuran'dan sorguya çekileceğine dair çok
sayıda ayet vardır. Halk arasında oldukça yaygın olan bu inanca
göre; Kuran'dan sorumlu tutulacak olan insanlar, 7.yy'da dini yaymak
için peygamberle birlikte mücadele eden sahabelerdir. Kurdukları
bu mantık ile Allah'a karşı olan yükümlülüklerinden tamamıyla kurtulduklarını
zannederler.
Konuya akılcı bir biçimde yaklaşan kişi, Kuran'ın sadece geçmiş
çağlarda yaşamış kişilere değil kıyamet gününe kadar yaşayacak tüm
insanlara indirildiğini unutmaz. Kuran, gelmiş geçmiş ve gelecek
tüm olayların bilgisini kuşatan, daha da önemlisi tüm bunları yaratan
sonsuz akıl sahibi Allah katından indirilmiştir. Bu nedenle de çağımızın
teknolojisini, bilimini ve aynı zamanda önümüzdeki tüm yüzyılların
da teknolojisini, bilimini, sosyal yaşamını vs. kapsar. Görüldüğü
gibi sırf Kuran'ı uygulamaktan kaçmak için ortaya atılan bu iddialar
daha en başından desteksizdir.
Allah, ayetlerinde Kuran'ın Rab'lerine döndürülmek isteyen insanlara
bir yol gösterici olduğunu da belirtir. Rabbine yönelmek isteyenler
1400 sene önce Kuran vesilesi ile bunu gerçekleştirmiştir; ve bugün
de Kuran hala yegane yol göstericidir:
"O
(Kuran), alemler için yalnızca bir zikirdir; Sizden dosdoğru bir
yön (istikamet) tutturmak dileyenler için." (Tekvir Suresi,
27-28)
Cahiliye
İnsanının Zaafları…
Kuran'da insanları dini inkar etmeye ya da dinde gevşek olmaya iten
zaaf noktaları ayetlerle açıklanmıştır. Örneğin para kazanma ve
servet artırma konusu insanların zaaflarından bir tanesidir. İnsanların
rızası yani itibar kaygısı da bir zaaf konusudur. Yemek, eğlence,
şöhret gibi konularda da bir çok insanın zaafı vardır. Bütün bunlar
insanların nefisleriyle ilgili menfaat konularıdır.
Cahiliye insanı menfaatleri söz konusu olduğunda genellikle, haktan
değil menfaatinden yana tavır koyar. Yani hemen zaafına yenik düşer.
Allah'ın insanlarda dikkat çektiği zaaf konuları ayette şu şekilde
geçer:
"Kadınlara,
oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel
atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara
'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl
varılacak güzel yer Allah katında olandır.
De
ki: "Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar
için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından
ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır.
Allah, kulları hakkıyla görendir." (Ali İmran Suresi, 14-15)
Halbuki
müminlerin zaaf sahibi oldukları hiçbir dünya menfaati yoktur. Çünkü
mümin için en büyük hedef Allah'ın rızası, rahmeti ve cennetidir.
İman eden bir insan Allah'ı herşeyin üzerinde tutar. Allah'ı herşeyden
çok sever. Allah'ın rızasına karşı hiç bir menfaati değişmez.
|