KUR'AN'DA AFFEDİCİLİK VE SEVGİ

İslam'da affedicilik çok önemli bir ahlak özelliğidir ve sadece takva sahibi, sabırlı insanlara özgüdür. Çünkü bir insanın affetmesine neden olan olay, mutlaka o insanın çıkarını zedelemiş, onu zor durumda bırakmıştır. Örneğin iftiraya uğramış olabilir, suçsuz olduğu halde suçlu gösterilmiş olabilir, hatta suçsuz yere cezalandırılmış olabilir, kendisine veya yakınlarına zarar gelmiş olabilir. Böyle bir durumda dahi affedici olmak, bu zararlara neden olan insanları sevgi ve saygıya davet edebilmek ancak Allah'ın salih, takva ve sabır ehli kullarının gösterebileceği bir ahlak üstünlüğüdür. Kendisine yapılanları affettiğini söyleyen bir insan Allah katında ve müminlerin gözünde daha da yücelir, sabrından dolayı cennetteki makamı artar. Bu üstün ahlaklı mümine zulmedenler veya iftira atanlar ise bu aftan dolayı utanıp kendilerini ıslah etmezlerse dünyada ve ahirette Allah'ın azabını beklemelidirler.
Allah bir ayetinde müminlere şöyle buyurmaktadır:

Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (Araf Suresi, 199)

Kuran ahlakına sahip ve affedici bir insan insanlara karşı sevgi ve saygı ile yönelir. Bir insanla karşılaştığında ilk düşündüğü şey o insanı ahiretteki azaba karşı uyarmak, onu ateş azabından korumaktır. Bu nedenle insanları hayra ve güzelliğe çağırırken, dine ve manevi değerlere zarar veren fikir akımlarına karşı mücadele ederken amacı insanları hesap günüyle uyarmak ve onları cehennem azabından uzaklaştırmaktır. Allah müminlere bu görevi bir ayetinde şöyle emretmiştir:

Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler. (Tahrim Suresi, 6)

İnsanların ahiretlerini düşünen, onları uyarmak ve kötülüklerden uzaklaştırmak için tüm hayatı boyunca çaba gösteren bir insanın insanlara karşı nasıl içten bir sevgi duyduğu açıkça anlaşılabilir. Ancak böyle bir insan affedici olabilir.

Affetmek ve bağışlamak Rabbimizin sıfatlarındandır. Sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz her insan için ölene kadar tevbe kapısını açık bırakmış, samimi olarak yaptığı kötülüklerden vazgeçen her insanı bağışlayacağını bildirmiştir:

Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: "Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Enam Suresi, 54)

Kuran ahlakına sahip bir insan hem çevresinde hem de yeryüzünde daima huzur ve güven ortamının bulunmasını ister. Aslında çabasının dünyaya yönelik olan kısmı da bu ortamın sağlanması içindir. Bu nedenle tavrı daima yatıştırıcı, ılımlı ve uzlaştırıcıdır. Kendisine yapılanları affetmesi, hiç kimseyle arasında bir husumet bırakmaması ise mümin kimsenin bu anlayışını tamamlar. Affedilen insan eğer mazlumlaşır ve hatasını anlayarak tevbe eder ve tavrını düzeltirse, bu durumda dirlik ve düzen oluşur. Ancak mümin kişinin kendisine yapılan haksızlıkları affetmesine rağmen haksızlıkta bulunan tavrını değiştirmezse o zaman gerçekten zalim olduğunu göstermiş olur. Allah müminlerin affedici ve ıslah edici tutumlarını ayetlerinde şöyle bildirir:

Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez. Kim zulme uğradıktan sonra nusret bulur (hakkını alır)sa, artık onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur. Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere 'tecavüz ve haksızlıkta bulunanların' aleyhinedir. İşte bunlara acıklı bir azab vardır. Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir. (Şura Suresi, 40-43)

Allah, zulme uğrayanlar dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Allah işitendir, bilendir. Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz Allah, affedicidir, güç yetirendir. (Nisa Suresi, 148-149)

Allah'ın ayetinde de bildirdiği gibi sabrederek bağışlamak için azmetmek gerekir. Bunun için çok güçlü bir iman şarttır. Allah'tan gereği gibi korkan bir insan böylesine üstün ve güzel bir ahlakı gösterebilir. Müminlerin bu üstünlüğüne rağmen zalimlikte devam edenler içinse Allah'ın ayetinde bildirdiği gibi azap vardır.

Allah başka ayetlerinde de kendisine yapılan haksızlığa benzeriyle karşılık veren ancak buna rağmen yine zulme uğrayan kişi için şöyle bir müjde verir:

İşte böyle; her kim kendisine yapılan haksızlığın benzeriyle karşılık verir, sonra aleyhine 'azgınlık ve saldırıda' bulunulursa, Allah, mutlaka ona yardım eder. Şüphesiz Allah, affedicidir, bağışlayıcıdır. (Hac Suresi, 60)

Kuran ahlakına göre yetişen insanların en belirgin özelliklerinden ikisi affedicilikleri ve sevgi ve merhamet anlayışlarıdır. Bunlar Allah'ın Kuran'da elçileri hakkında bildirdiği özelliklerdir. Müminler de Allah'ın elçilerinin bu üstün özelliklerini kendilerine örnek alarak yaşarlar. Aşağıdaki ayetler, Peygamber Efendimiz'in sevgi anlayışını bizlere göstermektedir:

Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir. Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur." (Tevbe Suresi, 128-129)