|
TEKNOLOJİ
ALLAH'IN SONSUZ İLMİNİN BİR TECELLİSİDİR-1-
21. yüzyılın
dünya tarihinde teknolojinin en kapsamlı kullanıldığı, en gelişmiş
dönem olacağı şimdiden anlaşılmaktadır. Ancak kimi insanlar teknolojinin
bu hayret verici gelişimini yanlış değerlendirerek, bunları Allah'ın
sonsuz güç ve kudretinden bağımsız zannederler. Teknolojik ilerlemeleri
insan aklının bir ürünü sandıkları için, Allah'a karşı duymaları
gereken sevgi, hayranlık ve dikkati insanlara yöneltirler. Halbuki
kainatta gözün gördüğü canlı ve cansız her varlığı yaratan Allah'tır.
Teknoloji Allah'ın yeryüzünde tecelli ettirdiği sanatlarından birisidir.
Teknolojik tüm ilerlemelerde Allah'ın sonsuz aklını görürüz. Ayrıca
doğadaki canlıların sahip olduğu doğal özellikler teknolojinin kat
kat üstünde bir tekniğe, karmaşık yapıya ve akıl ürünü olan sistemlere
sahiptir.
Nitekim
son yıllarda tanınmaya başlanan "biyomimetik" adlı
bilim dalı, insanların bu gerçeği daha iyi kavramalarına ve teknolojide
Allah'ın gücünün ve aklının nasıl tecelli ettiğini daha kolay anlamalarına
sebep olmuştur. "Biyomimetik", doğadaki canlılarda
görülen üstün yaratılış özelliklerinin teknolojide kullanılmasıyla
ortaya çıkmış bir bilim dalıdır. Bu bilim dalı, doğadaki canlıların
daha detaylı incelenmesine neden olmuş, bilimsel çalışmalarda ufuk
genişlemiş ve çok önemli teknolojik ilerlemeler kaydedilmiştir.
Sinek ve baykuş bu canlılardan sadece ikisidir.
Sineğin
göz tasarımı uzay teknolojisinde yeni bir çığır açmıştır...
Amerika'daki
bir müzede 515 yıldır kehribar içerisinde muhafaza edilen sinek
fosili, bilim adamları tarafından incelenmiş ve sineğin gözlerinin
bal peteğine benzer bir yapıya sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu
yapının ise sineğin gözlerine eğik gelen ışınları çok daha iyi algılayabilmesine
sebep olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sistem, uyduların enerji kaynakları
olan güneş panellerinde kullanılmış ve çok daha fazla verim elde
edilmeye başlanmıştır. Çünkü güneş panellerindeki en yüksek verim,
ısı ve ışığın hiç yansımaması halinde alınmaktadır. Dolayısıyla
ışığın daha iyi algılanabilmesi için Allah'ın özel bir tasarımla
yarattığı sinek gözü, uzay teknolojsinde yeni bir adım atılmasına
neden olmuştur. Ayrıca sineğin korneasında da çalışmalar yapan bilim
adamları, korneada sineğin çok renkli ve keskin görmesini sağlayan
bir anti-reflektör maddenin varlığını keşfetmişlerdir. Bu madde
ışığın yansımasını engellemeye yaramaktadır. Dolayısıyla güneş panelleri
için çok uygun bir yapıya sahiptir ve bu panelleri sürekli olarak
güneşe çevirmeye yarayan özel aletlerin kullanılmasına gerek bırakmamaktadır.
Böylece milyonlarca yıldır küçük bir sineğin gözünde varolan bu
üstün teknolojiyi bilim adamları ancak bu yüzyılda keşfetmiş ve
taklit edebilmiştir.
Baykuşun
tüylerindeki yapı teknolojik bir sorunun çözümünde kullanılmıştır...
Bilindiği
gibi Japonlar teknolojide dünyanın en ileri ülkelerinden biridir.
Bilimsel araştırmalara çok geniş maddi kaynak ayıran ve sahip olduğu
bir çok yetişmiş bilim adamıyla sürekli çalışmalar yapan Japonlar
tüm bu imkanlarına rağmen bazı teknolojik sorunlara çözüm bulamamışlardır.
Bunlardan biri dünyanın en hızlı ulaşım araçlarından olan ve "500
serisi" olarak adlandırılan hızlı trenlerin tasarı aşamasında ortaya
çıkan ses sorunudur. Japonların ürettikleri bu hızlı trenlerde iki
önemli nokta bulunmaktadır. Biri güvenlik, ikincisi ise sessizlik.
Çünkü hız arttıkça çıkan gürültünün oranı da artmaktadır. Nitekim
Japon çevre bakanlığı bir demiryolunun 25 metre uzağındaki gürültü
seviyesinin en çok 75 desibel olması gerektiğine dair bir ölçü belirlemiştir.
Bu nedenle tren üzerinde ses araştırmaları yapan bilim adamları,
oluşan sesin asıl kaynağının trenin 200 km'yi aşan bir sürate sahip
olması nedeniyle hava içerisindeki hareketiyle ortaya çıkan aerodinamik
gürültü olduğunu tespit etmişlerdir. Bu gürültüye sebep olanınsa,
tepedeki tellerden elektirik almak için kullanılan pantograflar
olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla bilim adamları bu trenin sessiz
yol olması için nasıl bir yöntem geliştirmeleri gerektiğiyle ilgili
araştırmaları genişletmiş ve bu esnada baykuşun tüm kuşlar içinde
en sessiz hareket eden canlı olduğunu keşfetmişlerdir. Oldukça hızlı
hareket etmesine rağmen son derece sessiz uçan baykuşun sırrı, kanatlarında
sadece kendisine has özel bir yapının bulunmasıdır. Baykuşlarda
diğer kuşlarda rastlanmayan ve sessiz uçmasını sağlayan özel pürüzlü
tüyler vardır. Pürüzlü tüylerin sesi engellemesinin sebebi, "aerodinamik
ses"in hava akımında oluşan girdaplardan kaynaklanmasıdır. Bu girdaplar
büyüdükçe havada oluşan sesin yüksekliği de artar. İşte baykuşun
kanatlarındaki tüylerde bulunan bu pürüzler, büyük girdaplar yerine
daha küçük girdapların oluşmasına dolayısıyla sesin azalmasına sebep
olmaktadır. Bu sistemi öğrenen Japon bilim adamları trenin üzerindeki
gürültüyü, baykuşun pürüzlü tüylerden oluşan kanat yapısında pantograflar
üreterek çözmüşlerdir.
Görüldüğü
gibi teknolojinin yüzyıllardır gelebildiği nokta küçük bir baykuşun
ya da küçük bir sineğin bedeninde milyonlarca yıldır varolan sistemlerden
çok daha geridir. Bu gün bu küçük canlılarda varolan sistemlerin
herhangi biri teknolojide kullanıldığında bilim dünyasında büyük
yankılar oluşturmakta ve bilim adamları bu sistemleri keşfedip taklit
edebildikleri için ödüller kazanmaktadır. Tüm bu buluşlar insanların
Allah'ın aklını daha iyi kavrayabilmeleri, O'nun sonsuz gücünü daha
iyi takdir edebilmeleri ve acizliklerini anlamaları açısından önemli
fırsatlardır. (Bu yazıdaki bilgiler için Harun Yahya'nın
"Biyomimetik: Teknoloji Doğayı Taklit ediyor" adlı eserinden
faydalanılmıştır)
|