MÜSLÜMANLAR AÇISINDAN ŞEVKİN ÖNEMİ

Müslümanlar bu dünyanın kısa, geçici ve imtihan için yaratılmış bir yer olduğunun, sonsuz ve kalıcı olanın ahiret hayatı olduğunun idrakinde olan insanlardır. Yaşamlarının ana amacı Allah'ı hoşnut etmek olduğu için bütün hayatları boyunca bunun için çabalarlar. Her niyetleri, aldıkları her karar, attıkları her adım, yaptıkları herşey Allah'ın rızasını kazanabilmek arzusuyladır. Tüm hayatlarını Allah'a adamış, Allah'ın rızasına, cennetine karşılık sahip oldukları maddi manevi herşeylerini ortaya koymuşlardır. Onların bu durumu Kuran'da şöyle bildirilir:

De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Enam Suresi, 162)

Müminler bunu yaparken yaşamları boyunca pek çok zorlukla ve engelle karşılaşırlar, ancak asla yılmaz, inançlarından asla taviz vermezler. Onların böylesine üstün bir ruha sahip olmalarının sebebi imanlarından kaynaklanan şevkleridir. Harun Yahya "Kuran'da Şevk ve Heyecan" adlı eserinde müminlerin bu şevklerini şöyle tarif eder:

"İmanın kazandırdığı bu şevk insanın hem bedensel hem de zihinsel kapasitesini olabilecek en yüksek seviyeye çıkartan ve böylece kişinin, hayatı her an, hep en güzel ve en huzurlu şekilde yaşamasını sağlayan bir güçtür. Allah aşkından kaynaklanan bu heyecan, inananlara büyük bir manevi kuvvet,dayanıklılık ve direnç verir. Çelik gibi bir irade, gözüpek ve yiğit bir karakter kazandırır. Müminler bu imani güç sayesinde her zorluğu en güzel şekilde göğüsleyebilir ve şartlar her ne olursa olsun tüm güçleriyle Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için gayret sarf etmeye devam ederler... Müminlerin yaşadığı şevk ve heyecan, cahiliye toplumunda hakim olan "çıkarlara dayalı şevk" anlayışından çok farklıdır. İnananların şevkleri Allah'a olan sevgilerinden ve bağlılıklarından kaynaklanmaktadır. Onlar sevgilerini cahiliye toplumu gibi tutkuyla dünyaya değil, kendilerini yoktan var eden, rızıklandıran, yaşatan, sonsuz merhametli ve şefkatli olan Allah'a yöneltmişlerdir.Bunun en önemli sebebi ise müminlerin olayları açık bir şuurla değerlendiriyor olmalarıdır. Kendilerine hayat verenin, her an yeryüzündeki canlı cansız her varlığı koruyup kollayanın Allah olduğunun ve O'nun dışında tüm varlıkların O'na muhtaç olduğunun şuurundadırlar.Allah'a duydukları sevgi ve bağlılığın neticesi olarak da, hayatları boyunca Allah'ı hoşnut etmek için çaba harcarlar. Allah'ın hoşnutluğunu kazanma isteği müminlerin en önemli şevk ve neşe kaynağıdır. Allah'ın rızasını kazanabilme ve Allah'ın müminler için hazırladığı cennete kavuşabilme arzusu, onlara bitmez tükenmez manevi bir güç ve şevk kazandırır."

Müminlerin bu şevk ve heyecanlarının en önemli özelliği ise hiç eksilmemesi, durmaması, sürekli olmasıdır. Tüm ömürleri boyunca pek çok engel ve zorluklarla karşılaşmalarına rağmen bu şevklerini muhafaza etmeleridir. İnsanın şevki şayet imanından kaynaklanmazsa azalabilir veya yok olabilir. Gerçi bazı insanlar dünyevi tutkuları için şevklenip, büyük çaba harcayabilirler. Fakat bu da ancak menfaat beklentisiyle olur, ancak bir menfaat elde edemeyeceklerini düşünürlerse bu konudaki şevklerini hemen yitirirler. Ya da bu tip kişilerin şevkleri gelip geçicidir, bir anda heyecanlanıp, şevklenirler, sonra bu şevklerinden eser kalmaz. Müminler ise Allah'ın rızasını kazanmak için hem kendileriyle hem de çevrelerindeki diğer müminlerle yarışırlar. Allah bir Kuran ayetinde şevkli olan müminlerin durumunu şöyle tarif etmiştir:

Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir. (Fatır Suresi, 32)

Allah müminleri bu şevkli ve samimi tavırları nedeniyle işlerinde başarıya ulaştırır. Müminler bu nedenle hangi işe başlasalar çok bereketli ve hayırlı sonuçlar alırlar. Üstelik çok kısa sürede, çok büyük başarılar elde ederler. Bunun bir örneği Kuran'da Talut kıssasında anlatılmaktadır. Talut'un ordusundaki bazı kişiler Calut'un ordusuna karşı savaşmaları gerektiğinde yılgınlık göstermişler ve savaşamayacaklarını söylemişlerdir. Bunun üzerine sayıca azalan Talut'un ordusundaki samimi imana sahip, şevkli kişiler şu cevabı vermişlerdir:

"... Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 249)

Nitekim Allah bu kişileri samimiyetleri, şevkleri ve gösterdikleri cesaret nedeniyle üstün getirmiştir. Bu, şevk konusunda önemli bir örnektir. Müminlerin dünyada bu kadar şevkli olmalarının ana sebeplerinden biri de daha önce de ifade edildiği gibi cennet özlemi ve cennete kavuşma şevkidir. Müminler Allah'ı hoşnut ettikleri ve rızasını kazandıkları taktirde sonsuz yaşamlarında cennetle ödüllendirilmeyi umarlar. Buna karşın dünyadaki herşeyin geçici olduğunu, dünya hayatının çok kısa olduğunu ve sonsuz yaşamla kıyaslanamayacak kadar değersiz olduğunu bilirler. Bu da onlar için her türlü zorluğu ve engeli aşılabilir kılmaktadır. Çünkü onlar "büyük kurtuluş ve mutluluk" için çalışmaktadırlar. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilir:

Allah dedi ki: "Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur." (Maide Suresi, 119)