ALLAH'IN RAZI OLDUĞU KULLAR -2-

Samimi olarak Allah'tan korkan, cenneti uman insanların sahip olmaları gereken bazı ahlak özellikleri vardır. Bunların en doğru şekilde öğrenileceği kaynaklar ise şüphesiz Kuran ayetleri ve Peygamber Efendimizin sünnetidir. Dünkü yazımda da belirttiğim gibi bu insanların herşeyden önce ihlaslı olmaları, yalnızca Allah'tan korkmaları, Allah'a güvenmeleri, kendilerini yalnızca Allah'a sevdirmeye çalışmaları ve yine yalnızca Allah'a şükretmeleri gerekir. Dünya hırsını bir kenera bırakarak yalnızca ahireti düşünüp anan samimi Müslümanların sahip oldukları başka pek çok özellik vardır.

Bu insanların önemli özelliklerinden birisi de çok akıllı olmalarıdır. Allah Kendisinden korkanlara doğruyu yanlıştan ayırma kabiliyeti vereceğini vaat etmiştir. Samimi müminler Allah'tan korkarak hareket ettikleri için, içinde bulundukları her durumda en doğru kararları verir, en isabetli tavrı gösterirler, ki bu akıldır. Akıl Allah'ın vicdan sahibi bu insanlara verdiği büyük bir nimettir. Samimi müminler her an ibadet bilincinde olduklarından sürekli dikkatli ve uyanıktırlar. Vicdanlarını tam kullanarak müminlerin ve dinin lehine akılcı hizmetler yaparlar. İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olabilmesi, zulüm sisteminin yok olması için büyük bir fikri mücadelede bulunurlar. Kuran'da Peygamberlerin gönderildikleri kavimleri İslam ahlakına çağırırken birçok yöntem denedikleri bildirilmiştir. Örneğin Hz. Nuh'un kavmini doğru yola çağırabilmek için verdiği mücadeleyi anlatan ayetler şu şekildedir:

Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum. Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı. Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler. Sonra onları açıktan açığa davet ettim. Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim. Bundan böyle" dedim. "Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O, çok bağışlayandır." (Nuh Suresi, 5-10)

Tüm Müslümanlar Hz. Nuh gibi insanları İslam ahlakına davet etmek için her yolu denerler. Hakkı söylemekten çekinmezler. İnkar edenlerin haklarında söylediklerine, alay ve saldırılarına aldırmazlar, kınayıcıların kınamasından korkmazlar. Ancak inançlarını savunurken kimseye baskı yapmazlar. Merhametli ve yumuşak huyludurlar. Öfkelerine kapılmazlar, hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar.

Allah'tan korktukları için sürekli vicdanlarıyla hareket eden bu insanlar son derece güvenilir kişilerdir. Her durumda güçlü bir kişilik sergiler, etraflarına da güven telkin ederler. Allah'a olan güvenlerinden dolayı zorluklara karşı son derece dayanıklıdırlar. Zulümden, öldürülmekten korkmazlar. Allah'ın kendileri aleyhinde kurulacak olan her tuzağı mutlaka lehlerine çevireceğini bilirler. Allah samimi Müslümanları tüm iftira ve tuzaklara karşı koruyarak, onları üstün kılacağını şöyle müjdelemiştir:

"Şüphesiz Allah, (müşriklerin saldırı ve sinsi tuzaklarını) iman edenlerden uzaklaştırmaktadır. Gerçekten Allah, hain ve nankör olan kimseyi sevmez." (Hac Suresi, 38)

Samimi Müslümanlar hemen her hareketlerinde birbirlerine danışır, istişare eder, birbirlerinin fikirlerine son derece önem verirler.

Dünya şartlarında sahip oldukları imkanlar dahilinde olabilecek en güzel hayatı yaşamaya çalışırlar. Ancak israftan, gösterişten uzak dururlar. Cahiliye toplumlarında zenginlik ve mevki bir çok insan için övünme ve kibir konusudur. Oysa Müslümanlar bunların Allah'ın kendilerine lutfettiği birer nimet olduğunu bilirler. Sahip oldukları herşeyi Allah rızası için korur, kullanırken de Allah'ın rızasına en uygun olacak şekilde kullanırlar. Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle buyurmuşlardır:

Allah sana bir mal verdiği zaman Allah'ın bu nimet ve ikramının eseri senin üzerinde görülsün. (Ramuz El-Hadis, cilt 1, s. 22)"

İbadetlere titizlik gösterirler. Cahiliye toplumlarında yaşayan bazı insanlar ibadetlerini yaparken insanların rızasını gözetir. Kimisi kendisini diğer insanlara beğendirmek için dindar göstermeye çalışır. Diğer bir kısmı ise dindarlığını utandığı için gizler. Oysa samimi Müslümanlar yalnızca Allah'ın rızasını gözetirler. Allah'ın neden hoşnut olacağını umuyorlarsa, o tavrı, içinde bulundukları duruma göre en akılcı şekilde uygularlar. Ne insanlara ibadetleriyle gösteriş yaparlar, ne de insanlardan çekinerek ibadetlerde gevşeklik gösterirler. Ölçü olarak Kuran'ı ve Peygamber Efendimizin sünnetini aldıkları için çevrelerinden etkilenmezler.

Müminlerin en önemli özelliklerinden bir diğeri de fedakar olmalarıdır. İçinde bulundukları her anda en çok ecri kazanmaya çalışan müminler, canlarından ve mallarından feragat etmeleri gereken ortamlarda dahi fedakarlıktan taviz vermezler.

Temizliklerine özen gösterirler. Dini bilmeyen insanlara en güzel şekilde örnek olabilmek için hem kendilerinin hem de çevrelerinin temizliğine önem verirler. Peygamber Efendimiz de Müslümanları bu konuda "Müslümanlık temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olun, temizleniniz. Zira cennete temizler girer." (Ramuz El-Hadis, cilt 1, s. 96, Hz. Aişe r.a.) sözleriyle uyarmıştır. Bundan dolayı müminler mevcut imkanlar içinde en temiz, en estetik, en güzel ortamı oluşturmaya çalışırlar.

Allah'ın emir ve yasaklarına uymaya titizlik gösteren, güzel ahlak sahibi olan müminler bir hata yaptıklarında bunu hemen telafi etmek isterler. En ufak bir kusurda dahi Allah'tan bağışlanma dilerler. Hatta Kuran'da Müslümanların unuttuklarından ve yanıldıklarından dolayı da Allah'tan bağışlanma diledikleri bildirilmiştir.

Müminlerin her an her yaptıklarını Allah'ın gördüğünü bildikleri için gıybet ve dedikodudan sakınırlar. Birbirlerine karşı olan sevgi ve saygıları her an hissedilir. Birbirlerinin sahip oldukları güzel özellikler nedeniyle sevinç duyarlar. Bu insanların arasında Allah'ın izniyle haset, kin ve nefret olmaz. Nitekim Peygamber Efendimiz Müslümanları kötü ahlak özelliklerine karşı şöyle uyarmıştır:

"Kibirden de sakınınız. Hiç şüphe yok ki kibir, şeytanı Adem (a.s)'e secde etmemeye sevk etmiştir. Hırstan da sakınınız. Zira hırs Adem (a.s)'i malum ağaçtan yemeye sevk etmiştir. Hasedden de sakınınız. Zira Adem (a.s)'in iki oğlundan biri kardeşini ancak hased sebebi ile öldürmüştür. İşte bunlar her hatanın aslıdır." (Ramuz El-Hadis, cilt 1, s. 173, Hz. İbni Mes'ud r.a.)