ÖLÜMÜ DÜŞÜNMEK

Bazı insanlar kesin bir gerçek olduğu halde ölüm hakkında düşünmekten korkar, aklına dahi getirmek istemezler. İnsan daha doğarken Allah katında nerede ve nasıl öleceği bellidir; ancak hiç kimse ölümle nerede ve ne şekilde karşılaşacağını bilmez. Bu nedenle insanın kendisine bu kadar yakın olan bir gerçekle karşılaşmaya her an hazır olması gerekir. Sağlıklı olmak, genç olmak önünde yapmayı planladığı bir çok iş olması da ölümün uzak olması için geçerli nedenler değildir. Allah'ın Araf Suresi'nin 34. ayetinde bildirdiği gibi "Her ümmet için bir ecel vardır, onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler)"

Allah dünyayı insanların nasıl davranışlarda bulunacağını sınamak için yaratmıştır. Yaşadığımız hayat pek çok denemeden oluşur. Asıl hayatın yaşanacağı yer olan ahirete bir hazırlık olarak yaratılan dünyada insan Allah'ın rızasına, rahmetine, cennetine kavuşmak için çaba harcamalıdır. Ölüm anında pişman olmamak, "keşke daha fazla zamanım olsaydı da daha fazla şey yapsaydım" dememek için ölümü çok sık düşünerek hazırlık yapmalıdır. Bu dünyada herkese verilmiş bir zaman vardır ve bu zamanı her insan en iyi şekilde kullanmalıdır, bir daha kazanamayacağı zamanı boşa harcamamalıdır.

Dünya hayatında insanın kendisini Allah'a yakınlaştırabileceği bu süre kimi için uzun kimi içinse kısa olabilir. Ancak insanlar özellikle genç ve sağlıklıysa içinde bulunduğu zamanın çok uzun olduğunu düşünür, bu nedenle zamanı çok iyi kullanmayı düşünmeyebilir. Yapacağı bir çok şeyi sonra yapmak için erteler, ancak bu şeyleri yapmak için zamanın kalmayabileceği ihtimalini hiç aklına getirmez. Oysa belirli bir zaman aralığında yapılması zorunlu olan işler insanın konsantrasyonunu artırır. Örneğin sabaha yetişecek bir iş raporunu sonraya erteleyemezsiniz, çünkü birkaç saat sonra güneşin doğacağından eminsinizdir. Ertesi hafta sınav varsa ders çalışmayı erteleyip yarın veya daha sonraki gün çalışırım diyebilirsiniz, ancak sabah olacak sınav için bu erteleme mümkün olmaz. Bu nedenle bu söylediklerimizle asla kıyaslanmayacak bir gerçek olan ve geri dönüşü olmayan ölümle aramıza uzak bir mesafe koymak, insanın yapması gereken hayırlı işlerde kendisine zaman vererek ertelemeye gitmesine neden olabilir. Her an ölebileceğimizi düşünmek zamanımızı Kuran'a uygun, Allah'ın razı olacağı şekilde değerlendirmemize vesile olur. Bu dünyada insanın yaptıkları veya yapmayıp erteledikleri ahiret hayatındaki yerini belirleyecektir. Mülk Suresi'nin 2. ayetinde bildirildiği gibi "Allah amel bakımından hanginizin daha iyi olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı."

Her insan aslında iyinin ve doğrunun ne olduğunu vicdanında bilir. Fakat dünya hayatının çekici süsleri, dünyada mal mülk edinme gayesi bazı insanların doğru davranışlarda bulunmalarını engeller. Ölümü düşünen ve dünya hayatındaki her şeyi burada bırakıp gideceğini bilen bir kimseyse bu aldanışa kapılmaz. Dünya hayatının hiç beklemediği bir anda son bulma ihtimali insanı dünyaya bağlanmaktan alıkoyar. Yaptığı işleri asıl yurdu olan ahiret yurdunu düşünerek yapmasını sağlar, bu da insanın ihlaslı olmasına, sadece Allah'ın rızasını kazanmak için çalışmasına vesile olur. Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi risalelerinden birinde şöyle der:

"Ey hizmet-i Kuraniye arkaşlarım! İhlası kazanmanın ve muhafaza etmenin en tesirli bir sebebi ölümü düşünmektir. Evet ihlası zedeleyen ve riyaya ve dünyaya sevk eden bitmeyen bir istek olduği gibi, riyadan nefret veren ve ihlası kazandıran ölümü düşünmektir. Yani, ölümü düşünüp, dünyanın fani olduğunu dikkatle düşünüp nefsin desiselerinden kurtulmaktır…." (Risale-i nur Külliyatı, 21. Lema. s. 670)

Dünyanın geçici olduğunu düşünmek insanı dünyaya tutkuyla bağlanmaktan alıkoyar. Pek çok insanı dünyada üzüntü ve sıkıntıya düşürecek konular kişiye önemsiz gelmeye başlar. İnsan bir çok konuda aslında ne kadar gereksiz endişelendiğini anlar, korkuları ortadan kalkar. Gelecek korkusu, hastalık korkusu, mal kaybetme korkusu, hepsi önemini kaybeder. Ölümü düşünmek dünya hayatında da insana özgür ve rahat bir hayat verir. Dünya hayatı bir imtihan yeri olarak Allah'ın bir ilim ve hikmet üzere, çok ayrıntılı olarak yarattığı bir mekandır. Eğer insan bu yerin geçici, asıl yurda giderken beklenilen bir misafirhane, ölümü ise asıl yurda götürecek bir yolculuk olarak düşünürse yaşanılan her an çok kıymetli olur. Buna rağmen ölümü düşünmek istemeyenler yine olur. Ancak insan ölümü düşünse de düşünmese de sonuç değişmez. Allah bir ayetinde şöyle buyurur:

"De ki: Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm , şüphesiz sizinle karşılaşıp buluşacaktır.Sonra da gaybı da müşahede edilebileni de bilen (Allah) a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cuma Suresi, 8)

Ahiret hayatında kitabı sol elinden alanlar dünya hayatında boşa geçirdikleri zaman için şu şekilde pişmanlık duyacaklardır: "…Bana keşke kitabım verilmeseydi. Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı. Güç ve kudretim yok olup gitti." (Hakka Suresi, 25-27-28 )

Kitabı sağ elinden verilenler ise şöyle diyeceklerdir: "…Alın kitabımı okuyun. Çünkü ben gerçekten hesaba kavuşacağımı sanmıştım. Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir. Yüksek bir cennette." (Hakka Suresi, 19-20-21-22)

Gerçeklerden kaçmak gerçeği elbette değiştirmez. Bu nedenle Rabbimiz bize hala vakit vermişken, zamanımızın kıymetini bilip her an bitebilecek kısa hayatta, asıl yurt olan ahiret yurdunu düşünerek çalışalım, Kuran'a ve Peygamberimiz (sav)"in sünnetine uygun bir hayat yaşayalım.