|
MÜSLÜMANIN
HAYATINDA "KADERE TESLİMİYETİN" ÖNEMİ
"Hiç
şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık" (Kamer Suresi, 49) ayetiyle
haber verildiği gibi, Allah canlı cansız tüm varlıkları kaderleriyle
birlikte yaratmıştır. Allah'ın belirlediği bu kader dışında hiçbir
varlığın gerçekleşecek olan bir iyiliği ya da kötülüğü engellemeye
ya da tersine çevirmeye gücü yetmez. İşte kamil iman sahipleri de
"Allah'ın kendileri için yazdıkları dışında başlarına hiçbir şey
gelmeyeceği"nin bilincinde olan kişilerdir.
Bu
gerçek, aslında müminler için yaratılmış sonsuz bir rahatlık kaynağıdır.
Çünkü yeryüzünde küçük büyük demeden tüm olayları, her türlü detayıyla
"sonsuz bir akıl" planlamaktadır. Bu nedenle de her biri müminler
için en hayırlı şekilde gelişmektedir.
Bu
mutlak gerçeği kavrayan kamil iman sahipleri, Allah'ın sonsuz aklı
ile belirlediği kadere gönülden teslim olarak yaşarlar. Allah'ın,
yarattığı tüm olayları, temelinde dinin menfaatine ve inananların
ahiretlerine faydalı olacak şekilde, bir hikmet üzerine yarattığını
bilirler. Bir ayette "... Allah kafirlere müminlerin aleyhinde
kesinlikle yol vermez" (Nisa Suresi, 141) şeklinde bildirilmesi,
olayların mutlak surette inananların lehinde sonuçlanacağını haber
vermektedir. Yine bir başka ayette de "... Allah kendi (dini)ne
yardım edenlere kesin olarak yardım eder..." (Hac Suresi, 40)
şeklinde bildirilmiştir. Çünkü Allah iman edenlerin dostu ve velisidir.
Allah'ı vekil edinen, yalnızca O'na dayanıp güvenen kamil iman sahipleri
dünyada ve ahirette bu yardımın mutlaka kendilerine ulaşacağını
hiçbir zaman unutmazlar. Özellikle de ilk bakışta aleyhlerine gibi
gerçekleşen bir durum söz konusu olduğunda, bu düşüncelerinde kararlılık
gösterir, bunda bir hayır olduğunu bilirler.
Allah
dünyayı insanları denemek için özel bir imtihan ortamı olarak yaratmıştır.
İnsanların çoğu başlarına bir iyilik, güzellik ya da bereket geldiğinde
bunun Allah'tan olduğunu düşünerek Allah'a karşı teslimiyetli ve
şükredici bir tavır gösterirler. Ancak ters gibi görünen ya da istemedikleri
bir durumla karşılaştıklarında bu teslimiyetli tavırlarını hemen
kaybederler. Allah'a karşı isyan edip, başkaldırmaya kadar varan
bir tevekkülsüzlük ve nankörlük içerisine girerler. Kuran'da insanların
bu durumu şöyle açıklanmıştır:
...
Gerçek şu ki, Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız
zaman, ona sevinir. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri
dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda insan bir nankör
kesiliverir. (Şura Suresi, 48)
Kamil
iman sahipleri ise, "... Biz sizi şerle de hayırla da deneyerek
imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz" (Enbiya Suresi,
35) ayetinde verilen sırrı kavramışlardır. Lehlerinde ya
da aleyhlerinde gibi gözüken her olayın, aslında Allah'a olan imanlarının
sınanması için özel olarak yaratılmış olduğunu unutmazlar. Karşılaştıkları
olaylar her ne olursa olsun, Allah'a olan teslimiyetlerinde ve tevekküllerinde
bir eksilme görülmez. Başlarına gelen ve olumsuzmuş gibi görünen
pek çok olayın aslında ahiretleri için son derece hayırlı sonuçlar
oluşturabileceğini bilirler. Çünkü Allah her olayı insanın görebildiği
ve göremediği pek çok hikmetle birlikte yaratır. Bu gerçek bir ayette
şöyle haber verilir:
...
Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur
ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz
bilmezsiniz. (Bakara Suresi, 216)
Ayette
de dikkat çekildiği gibi, kötülük sandığı şey aslında insan için
bir iyiliğe vesile olabilir. Çünkü insanın başına gelen tüm olayları,
"sonsuz akıl" sahibi olan Allah planlamaktadır. İnsanın aklı ve
muhakemesi ise çok sınırlıdır. Bu nedenle insana düşen, kendisini
her ihtimalde iyiye ulaştıracak olan, Allah'ın sonsuz aklı ile belirlediği
kadere teslim olmaktır.
Bir
olay ilk aşamada şer gibi görünebilir, ama belki de Allah burada
bu olaya maruz kalan kişilerin Kendisine olan teslimiyetlerini denemektedir.
Ve belki de ikinci aşamada bu olayı büyük bir hayra dönüştürecektir.
Allah'a güvenmeyen insanlar, ilk anda bunun bir deneme olduğunu
unutup büyük bir kayıp içerisine girerler. Kamil anlamda bir imana
sahip olan insanlar ise, hem güzel bir tavır gösterdikleri için
Allah'ın rızasını kazanmış olurlar, hem de olayın sonucunda mutlaka
bir hayra kavuşurlar.
Kuran'da
kamil iman konusunda en güzel örnekleri teşkil eden peygamberlerin
hayatlarından çeşitli bölümler verilmiştir. Örneğin Firavun'un zulmünden
uzaklaşmak için Mısır halkı ile birlikte yola çıkan Hz. Musa ilk
anda hiçbir kurtuluş yolunun gözükmediği bir durumla karşılaşmıştır.
Karşıya geçmelerinin imkansız göründüğü bir deniz kenarına geldikleri
sırada, Firavun ve ordusu da onları takip etmektedir. İlk bakışta
kurtulmaları imkansız görünen böyle bir durumda, Allah'ın her yarattığında
bir hayır olduğunu kavrayanlar ile tereddüte kapılanlar belli olmuştur.
Hz. Musa'nın yanındaki kimselerden bazıları hemen ümitsizliğe kapılmış
ve "yakalandık" demişlerdir. Hz. Musa ise asla ümitsizliğe kapılmamış
ve Allah'tan kesin olarak bir yardım geleceğini unutmamıştır. Ve
Allah bu denemenin hemen ardından bir mucize yaratmış, denizin iki
büyük su kütlesi şeklinde ayrılmasını sağlayarak, peygamber ve beraberindeki
inananların kurtulması için yol göstermiştir. Ardından da Firavun
ve ordusunu bu suların altında boğmuştur.
Bu
konudaki diğer bir örnek de Peygamberimiz (sav)'le ilgilidir:
Siz
O'na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O'na yardım etmiştir.
Hani kafirler ikiden biri olarak O'nu (Mekke'den) çıkarmışlardı;
ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma,
elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah O'na 'huzur ve
güvenlik duygusunu' indirmişti, O'nu sizin görmediğiniz ordularla
desteklemiş, inkara edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını)
alçaltmıştı. Oysa Allah'ın kelimesi, yüce olandır. Allah üstün
ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 40)
Hz.
Muhammed (sav) içinde bulunduğu zor şartlarda üstün bir tevekkül
göstermiş ve yanındaki arkadaşını da Allah'a teslimiyete davet etmiştir.
Kamil iman sahipleri de kendilerine, Kuran'da övülen peygamberlerin
ahlakını örnek alırlar. Ve bu yüksek ahlakı göstermeyi hedefleyerek
başlarına gelen her zorlukta şöyle derler:
…
De ki: "Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O'na tevekkül
etsinler." (Zümer Suresi, 38)
|