İDEAL MÜSLÜMAN KADIN: HZ. MERYEM (2)

Önceki yazımızda Allah'ın Kuran'da kadın ve erkek için ayrı birer karakter belirtmediği, tüm insanları tek bir Müslüman karakterine uymaya çağırdığı anlatılmış ve Hz. Meryem'in ahlakından örnekler verilmişti. Bu yazıda da yine Hz. Meryem'in ahlakından örneklerle ideal kadın karakterinin nasıl olması gerektiği üzerinde durulacaktır.

Hz. Meryem, hayatının her anında, yaptığı her işte Allah'a yönelen, Allah'ın ismini yücelten, Rabbimiz'e yürekten bağlı, samimi bir mümindir. Her işin Allah'ın kontrolünde olduğunu, herşeyi yaratanın Allah olduğunun bilincindedir. Allah Hz. Meryem'in bu özelliğini bir Kuran ayetinde şöyle bildirir:

Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah Katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi. (Al-i İmran Suresi, 37)

Açıkça görüldüğü gibi Hz. Meryem kendisine rızkı verenin Allah olduğunu, Allah'ın kendi üzerindeki fazlını ve rahmetini mutlaka dile getirmektedir. Bu önemli bir mümin vasfıdır.

Hz. Meryem'in en önemli özelliklerinden bir diğeri ise iffetli oluşudur ki, bu yönüyle de Müslüman kadınlara örnek teşkil etmektedir. Allah Hz. Meryem'in bu özelliğini Kuran'da şöyle bildirir:

İffetini koruyan (Meryem); Biz ona Kendi Ruhumuz'dan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık. (Enbiya Suresi, 91)

Hz. Meryem'in iffetine dair verilebilecek bir başka örnek ise Cebrail ile olan görüşmesidir. Hz. Meryem, hayatının belirli bir döneminden sonra yaşadığı toplumdan ve ailesinden ayrılarak, doğu tarafında bir yere çekilmiştir. Hz. Meryem'in hayatının çeşitli dönemlerinde pek çok mucizevi olay yaratmıştır. Bunlardan biri de, Hz. Meryem'in Cebrail ile görüşmesi olmuştur. Allah Kuran'da Cebrail'in, Hz. Meryem'in karşısına 'düzgün bir insan' görünümü içerisinde çıktığını bildirmiştir (Meryem Suresi,16-17). Hz. Meryem, karşısındaki kişinin Cebrail olduğunu bilmediği için, yabancı biriyle karşılaşmasından dolayı hemen Allah'a sığınmış ve "Gerçekten ben senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma)." (Meryem Suresi, 18) sözleriyle, kendisinin Allah'tan korkan, iman eden bir mümin olduğunu ifade etmiş, aynı zamanda karşısındaki kişiyi de Allah'tan korkup sakınmaya davet etmiştir. Söylemiş olduğu bu sözler, Hz. Meryem'in güçlü Allah korkusunu, iffetine olan düşkünlüğünü ve ne kadar takva sahibi bir insan olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bunların yanı sıra Hz. Meryem, kendisine hiçbir insan eli değmeden, Allah'ın dilemesiyle Hz. İsa'ya hamile kalmıştır. Onun hamileliği dünyadaki sebeplerden bağımsız olarak gerçekleşmiştir. Bu hamile kalış şekli de aslında Hz. Meryem'in Allah'a olan bağlılığını ve sadakatini ortaya koyan bir imtihan olmuştur. Zira iffetine son derece düşkün, Allah'tan korkan bir kişi olarak bu şekilde bir hamileliği putperest, cahil kavmine izah etmesi pek kolay olmamıştır. Hz. Meryem hamileliği sırasında ailesinden ve yaşadığı toplumdan ayrılarak doğu tarafında bir bölgeye yerleşmiş ve doğum gerçekleşene kadar da burada kalmıştır. Bütün bunlar olurken Hz. Meryem Allah'a karşı hep tevekküllü olmuş ve gönülden boyun eğmiştir.

Hz. Meryem ailesinden uzaklaşıp çekildiği bölgeden Hz. İsa ile birlikte geri döndüğünde, kavmindeki insanlar bu durumun Allah'ın yarattığı bir mucize olduğunu kavrayamamış ve Hz. Meryem'e yönelik birtakım çirkin iftiralarda bulunmuşlardır. Hem İmran ailesinin, hem de Hz. Meryem'in Allah'tan korkan dindar kimseler olduklarını, güzel ahlaklarını ve iffetlerine olan düşkünlüklerini bildikleri halde, onu 'şaşırtıcı bir iş yapmış olmakla' itham ederek iftira atmışlardır. Kuşkusuz bu durum da Hz. Meryem için Allah'tan gelen bir denemedir. Ancak Hz. Meryem, başına gelen her olayda Allah'a yönelip dönmüş, yardımı, desteği yalnızca Allah'tan beklemiş ve her defasında da Allah'ın geniş fazlı ve rahmetiyle karşılık görmüştür. Kavminin kendisine yönelttiği iftiralarda da, yine Rabbimiz'in kendisini onların tüm iftiralarından en güzel şekilde temize çıkaracağını bilmenin güvenini yaşamıştır. Nitekim Allah büyük bir mucize gerçekleştirmiş ve Hz. İsa'yı henüz beşikte olduğu halde konuşturarak Hz. Meryem'e çok büyük bir yardımda bulunmuştur. Allah, kavminin Hz. Meryem'den beklediği açıklamayı, Hz. İsa'ya söyletmiş, hem onu atılan iftiralardan temize çıkarmış, hem de bir mucize ile Hz. İsa'nın elçiliğini İsrailoğullarına müjdelemiştir.

Hz. Meryem'in en dikkat çekici yönlerinden birisi güçlü ve samimi imanıdır. Görüldüğü gibi pek çok zorluklarla karşılaşmasına ve yalnız olmasına rağmen hep Allah'a güvenmiş, samimi bir imanla yaşamış, derin bir Allah korkusuyla her an Allah'a boyun eğmiştir. Daima vicdanıyla hareket etmiş, nefsine uymayarak, çok asil bir hayat yaşamıştır. Anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere Hz. Meryem güçlü ve dirayetli bir karakter sergilemektedir. Duygusallık, güçsüzlük, hüzün, yılgınlık gibi kavramların onun hayatında yeri yoktur. Hz. Meryem dengeli ve itidalli bir insandır. Yaşadığı olaylar onun cesur ve iradeli olduğunu ortaya koymaktadır. Bundan dolayı da Allah onu seçkin ve onurlu kılmış, alemlerin kadınlarına üstün kılmıştır. Hz. Meryem ile ilgili anlatılabilecek pek çok özellik vardır ancak burada genel bir anlatım yapılmıştır. Müslüman kadınların her yönüyle Hz. Meryem'i örnek almaları, ona benzemeye çalışmaları gerekir.