GÜZEL AHLAKIN YAYILMASI İÇİN GAYRET GÖSTERMEK

Bazı insanlar önlerinde uzun yılların var olduğunu düşünerek kendilerini kandırmakta mahsur görmeyebilirler. Ertelemeyi makul görür, "daha sonra yaparım, nasıl olsa daha çok vaktim var" mantığı içerisinde hareket ederler. Çoğumuz çevremizde bunun örnekleri ile karşılaşırız. Böyle kişiler İslam dininin kurallarının uygulanması gerektiğini bilir, ancak çeşitli mazeretler öne sürerek İslam ahlakına uygun bir yaşam sürmeyi ertelerler. İnsanlara karşı iyiyi, doğruyu savunurlar, vicdanı kullanmanın önemini anlatırlar. Ancak aynı hassasiyeti bu kişilerin hayatlarında görmek pek mümkün olmaz. İşte tüm bu ertelemelerin ortaya çıkmasındaki en önemli nedenlerden biri, insanların uzun süre yaşayacaklarına dair olan inançlarıdır. Ölümün ne zaman ve nerede olacağını hiçkimse bilmez. Ancak buna rağmen insanların büyük bir bölümü ölümü kendilerinden uzak görürler. Günlük işlere kendilerini kaptırarak, her an ölebilecekleri gerçeğini göz ardı edebilirler. Öne sürülen bir diğer gerekçe de ertelemenin kendileri dahil kimseye bir zararı olacağını düşünmemeleridir. Daha sonraya ertelemek, yavaş davranmak, görmezden gelmek, bir gün, bir hafta veya yıllar sonra yaparım demek, hepsi bunun gereğidir. Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır. Ertelemek başta kişinin kendi dünya ve ahiret mutluluğu olmak üzere diğer insanları da olumsuz yönde etkilemektedir.

"Benim yaptığımın ne kadar olumlu etkisi olabilir ki? Ben yapmazsam nasıl olsa yerime başkası yapacaktır. Vakit nasıl olsa çok var, daha sonra yaparım" gibi düşüncelere sahip herkes gerçekte şeytanın oyununa aldanmıştır. İyi niyetli olduklarına dair yapılan açıklamalar da bu tuzağın içinde hareket ettiklerinin diğer bir göstergesidir, şeytanın oyununun devamıdır. Elbette şeytan inanan insanlara inançsız insanlara uyguladığı gibi açık yollardan etki edemez. Bu nedenle de güzel ahlakı yaşamayı ve diğer insanlara İslam ahlakını anlatmayı ertelemeyi makul ve masum gibi gösterecek, bu şekilde salih amellerde bulunmalarını engelleyecek, güçlerini kırmaya çalışacaktır. Şeytanın oyununa kapılmak Müslümanın şiddetle sakınması gerektiği bir durumdur. Bunun ne derece önemli bir konu olduğunu anlayabilmek için, ağır davranmanın ve ertelemenin sonucunda nelerin ortaya çıktığı düşünmek gerekir. Örneğin Filistin, Çeçenistan, Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesine dağılmış ve baskıcı rejimlerin altında ezilen, zayıf bırakılmış, aciz, sesini duyurmaya gücü olmayan Müslümanların sorumluluğunu üstlenecek olanlar Müslümanlardır. Bu kişilere ancak Kuran ahlakına uyan, güzel ahlak sahibi insanlar yardım edebilir. Kısa süre kalacağımız, hepimizin ayrı ayrı imtihan olduğu bu dünyada imkanları olan her Müslümanın ciddi gayret göstermesi şarttır. Bu Rabbimizin bizlerden istediğidir. Allah şöyle buyurmaktadır:

İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir. (Ankebut Suresi, 2-3)

Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)

Harun Yahya "Çözüm Kuran Ahlakı" isimli kitabının sonuç bölümünde dünya üzerindeki sorunların gerçek çözümünü bizlere şu şekilde haber vermiştir:

Yüzyıllardır insanların karşı karşıya oldukları sorunlara çözüm getirilememesinin nedeni çözümün hep yanlış sistem ve inançlarda aranmış olmasıdır. Oysa çözüm Allah'ın insanlar için seçip beğendiği Kuran ahlakındadır. Dünyayı bu çözülmemiş sorunları ile kabullenmek, olaylara seyirci kalmak veya tüm bu sorunların çözüldüğü bir ortamı uzak ve erişilmez görmek büyük bir hata olur. Çünkü tüm insanları yaratan Allah onların en rahat edecekleri, refah, huzur ve güven duygusu içinde yaşayacakları sistemi de yaratmış ve bunu insanlara Kuran aracılığı ile bildirmiştir. Allah'ın "Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik." (Nahl Suresi, 89) ayetinde de bildirdiği gibi Kuran her konuda insanlara yol gösterici bir Kitap'tır. Allah'ın Kuran'da bildirdiği ahlak, tüm hurafelerden arınmış olarak insanlara anlatıldığı ve insanlar Kuran ahlakını yaşamaya özendirildikleri takdirde, dünya üzerinde var olan tüm sorunlar çözülecektir.

(…) Çözüm Kuran ahlakında olduğuna göre Kuran'ın tüm insanlara anlatılması vicdan sahibi insanların üzerinde büyük ve önemli bir sorumluluktur:

Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur. (Yasin Suresi, 17)

Çoğu insanın dünyada biraz daha rahat etme gayesiyle bazı şeyleri görmezden gelmesi, ertelemesi dünya şartlarında istedikleri ortamı belki onlara sağlayabilir. Ancak asıl yurt olan, çok kısa süre sonra hepimizin gideceği sonsuz ahiret yaşamında hüsrana uğranabilir, geri dönülmeyecek pişmanlıklar duyulabilir. Bu nedenle elinde imkanı varken, hiçbir imkanım yok diyenler dahil, aklını ve vicdanını kullanarak İslam'a hizmet etmeli, ertelemenin büyük bir sorumluluk olabileceğini ve ahirette bundan sorguya çekilebileceğini aklından çıkarmamalıdır.