|
CAHİLİYEDEKİ
YANLIŞ KADER ANLAYIŞI
Günümüzde
insanlara, 'Kader nedir?' diye bir soru yöneltilse çok az kişiden
doğru cevap gelecektir. Bu durum insanların kaderin tam olarak ne
anlama geldiğini bilmediklerini göstermektedir. Kaderin gerçek anlamını
bize her konuda doğruyu gösteren Kuran'dan öğrenmemeleri, kaderi
kavramanın kendilerine kazandıracağı rahatlık ve huzurdan da mahrum
kalmalarına neden olmaktadır.
Kader,
Allah'ın yarattığı her canlının geçmişte yaptığı ve gelecekte yapacağı
herşeyi, her hareketi, düşünceyi, konuşmayı en ince ayrıntısına
kadar bilmesi ve kontrol etmesidir. İnsanlar daha doğmadan, hayatları
boyunca görecekleri ve yaşayacakları herşey Allah katında belirlenmiş
ve planlanmıştır. Allah, herşeyi bir kader dahilinde yarattığını
"Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık" (Kamer Suresi, 49)
ayetiyle bildirmektedir. İnsan hayatı süresince Allah'ın kendisi
için dilediği ve istediği olaylarla karşılaştığından, tamamen Allah'ın
dilediği bir şekilde hayatını sürdürmektedir. Allah bu gerçeği bize
şöyle bildirmektedir:
Onların
işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılıdır). Küçük, büyük
herşey satır satır (yazılıdır). (Kamer Suresi, 52-53)
Allah'ın
ayette belirttiği gibi, tüm insanlar tamamen Allah'ın kontrolü ve
hakimiyeti altında yaşamaktadırlar. Bir başka ayette ise Allah,
tüm insanların Rabbimizin belirlediği kader doğrultusunda bir yaşam
sürdüklerini şu sözlerle haber vermektedir:
Onları
siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen
atmadın, ama Allah attı. Müminleri Kendinden güzel bir imtihanla
imtihan etmek için (yaptı). Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.
(Enfal Suresi, 17)
Bu
nedenle, insanın dilediklerini değiştirmesi, kaderinin dışına çıkması
söz konusu değildir. İnsanların kaderleri, kaderleri dahilinde karşılaştıkları
herşey ve verdikleri her tepki, Allah'ın bir 'emri'dir. Allah bu
gerçeği "...Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir"
(Ahzab Suresi, 38) ayetiyle bildirmiştir. Bu yüzden tüm
insanlar kadere teslim olmak durumundadırlar. İnsan dahil tüm canlılar
Allah'ın belirlediği kadere göre hayatlarını yaşamaktadırlar.
İnsanların
içerisine düştükleri bir diğer yanılgı ise, kendileri için neyin
iyi, neyin kötü olduğunu tam olarak bilememeleri ve bunun sonucunda
katlandıkları sıkıntıdır. İnsanın aklı ve muhakeme gücü zayıf olduğundan,
Kuran'a tabi olmadığı sürece, kendisi için neyin iyi, neyin kötü
olabileceğini tam olarak bilemez. Bu açıdan da, karşılaştığı olumsuz
gibi görünen bir olayın aleyhine olduğunu düşünmekle yanılgıya düşmüş
olacaktır. Çünkü Allah, imtihanın bir gereği olarak insanları hem
hayırla hem de şerle imtihan etmektedir. Allah, tüm bu olayları
insanları sınamak için özel olarak bir hikmet üzerine yaratmaktadır.
Allah bu sırrı, "...Biz sizi şerle de hayırla da deneyerek
imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz" (Enbiya Suresi 35)
ayeti ile kullarına haber vermiştir. Bu gerçeğe iman edip Allah'ın
rızasına uygun hareket eden insan için, karşılaştığı her olay hayırlı
bir sonuca vesile olur. Allah bir başka ayetinde her olayı insanın
görebildiği ve göremediği pek çok hikmetle birlikte yarattığını
şöyle bildirmektedir:
...Olur
ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki,
sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.
(Bakara Suresi, 216)
Ayette
de görüldüğü gibi, kişinin sevdiği ya da sevmediği, hoşlandığı ya
da beğenmediği herşeyde aslında kişinin kendisi için bir iyilik
gizlidir. Çünkü insanın başına gelen her olayı, herşeyi bilen Allah
planlanmıştır. İnsanı yaratan Rabbimiz, elbette insanın kendisi
için iyi ve kötü olan herşeyi bilmektedir. Bunun aksini düşünmek
Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edememek olacaktır ki, bu da insana
kayıptan ve mutsuzluktan başka bir şey kazandırmaz. Bu nedenle insanın
yapması gereken, kendisini daima iyiye yöneltecek olan, Allah'ın
kendisi için belirlediği kadere teslim olmaktır.
Başlarına
gelen herşeyin kendileri için bir deneme olduğunun ve Allah'ın herşeyi
hayırla yarattığının farkına varamayan insanlar ise büyük bir kayba
uğrayacaklardır. İnsanlar, olayları doğru değerlendirmedikleri zaman,
karşılaştıkları herşeye olumsuz bir bakış açısıyla yaklaşarak umutsuz
ve karamsar bir yapıya bürünürler. Bundan kurtulmanın tek yolu ise
kadere tam anlamıyla teslim olmak, her olaydaki hikmetli yönleri
görebilmeye çalışmaktır. Bu, cahiliye insanları için, mutlu olabilmenin
hiç bilinmeyen bir yoludur.
Allah'a
ve kadere teslimiyet içerisinde olmayan insan, hoşuna gitmeyen olaylarla
karşılaştığı zaman isyankar bir ruh haline bürünür. Bu da bu kimselerin
sıkıntılarını ve huzursuzluklarını daha da artırır. Kaynağını bilmedikleri,
sebebini anlayamadıkları olaylarla karşılaşmak, bu insanlara sıkıntı
verir. Bu sıkıntı Allah'ın inkar edenlere dünya hayatında verdiği
bir karşılıktır. Böylece Allah'a isyan eden, Ona kulluk etmekten
kaçınan insanların azabı daha dünyadayken yavaş yavaş başlamış olur.
Allah Kuran'da bu gerçeği şöyle bildirmektedir:
Andolsun,
Biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi)
azaptan önce, yakın (dünyevi) azaptan da tattıracağız. (Secde
Suresi, 21)
Kadere
gereği gibi teslim olmayan kimsenin dünyada kazanacağı tek şey mutsuzluk
ve sıkıntı olacaktır. İnsanın kadere olan inancı, güveni ve Allah'a
olan teslimiyeti ne kadar güçlüyse, duyacağı rahatlık, huzur ve
güven de o derece büyük olacaktır. Böylece hem dengeli bir ruh haline
sahip olacak hem de karşılaştığı olayların hayır ve hikmetlerini
daha iyi görebilecektir.
|