ALLAH'IN
İMAN EDENLERE EMRİ:MÜSLÜMANLARA DESTEK OLMAK, ÇEKİŞMEMEK
Allah
ayetlerinde müminlerin birlik ve dayanışma içinde hareket etmelerini,
her konuda birbirlerine destek ve yardımcı olmalarını hatırlatmıştır.
Müslümanlar vicdanlı, ahlaklı ve şerefli bir hayat yaşadıkları
için Allah'ın sevdiği, değerli gördüğü kimselerdir. Ancak Kuran'da,
Allah katında değerli ve saygın olan bu kulların sayısının azlığına
da dikkat çekilir. Allah ayetinde insanların çoğunun iman etmeyeceğini
ve iman eden insanların birçoğunun da şirk koşmadan iman etmeyeceğini
bildirir. Bu ise gerçek Müslümanların yeryüzünde azınlık konumunda
olacakları anlamına gelir. Dolayısıyla tek bir Müslümanın bile
iman edenler açısından önemi çok fazladır. Nitekim Kuran'da Müslümanların
birbirleri için değerlerini, koruyucu, himaye edici, yardımcı
anlamına gelen "veli" kelimesi kullanılarak açıklanmıştır.
İşte
bu nedenle Allah her asırda sayıları oldukça az olmuş olan iman
sahibi insanların birbirlerine kenetlenmişçesine bağlanmalarını
emretmiştir. Müslümanların birbirlerinin değerini iyi bilmeleri,
bir zorluk karşısında birbirlerine tam destek vermeleri ve birlik
olmaları Kuran'da Müslümanlara yüklenen sorumluluklardan biridir.
Allah'ın emri gereği Müslümanlar birbirlerini her olay ve koşul
karşısında korur, kollar ve desteklerler. Sözlü yazılı, maddi
veya manevi olarak bütün imkanlarıyla Müslümanların güçlenmesi,
gelişmesi ve ilerlemesi için gayret sarfederler. Allah Müslümanların
birbirlerine nasıl bağlanmaları gerektiğini bir ayette şu benzetmeyle
tarif etmektedir.
Şüphesiz
Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina
gibi saf bağlayarak çarpışanları sever. (Saf Suresi, 4)
Ayette
dikkat çekilen en önemli nokta, Müslümanlar arasında sökülmesi
mümkün olmayan bir kenetlenmenin olması gerektiğidir. Bu, Müslümanlar
arasında manevi olduğu kadar dıştan açıkça görünen güçlü bir bağlılığın
da oluşması gerektiğine işaret eder. Yani Kuran'da Müslümanları
uzaktan seyretme ve uzaktan destek verme mantığı yoktur. İnanan
bir insanın yeri, Müslümanların yanıdır. Bu nedenle inançlı bir
insan ibadetlerini, hizmetlerini ve fikri mücadelesini Müslümanların
arasında yerine getirerek, onlara destek verir.
Allah'ın
şanının yüceltilmesi, İslam'ın menfaatlerinin ve müminlerin haklarının
korunması, cahiliye ahlakına karşı fikri mücadele verilmesi çok
kuvvetli bir birlik ve dayanışma içinde gerçekleştirilebilir.
Aynı zamanda müminler Kuran'ı yaşamada, Allah'ın emirlerini uygulamada
ancak bu şekilde başarılı olabilir ve Allah'ın hoşnutluğunu kazanabilirler.
Bu nedenle, müminler arasındaki bağlılığın, tesanüt ve kardeşlik
ruhunun zedelenmesine ya da zayıflamasına yol açabilecek her türlü
tavır ve davranıştan şiddetle kaçınılmalıdır. İşte bu amaçla kaçınılması
gereken davranışların başında da "çekişmek" gelir. Şeytanın da
her yönden desteklediği bu davranışı Allah Kuran'da kesin olarak
yasaklamıştır:
Allah'a
ve resulüne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp
yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle
beraberdir. (Enfal Suresi, 46)
Müminler
arasındaki dayanışma ve birlik, onların inkar edenler karşısındaki
güçlerini de etkileyen hayati bir unsurdur. Çekişme ise ayette
belirtildiği gibi bu gücü kıran, hiçbir konuda çözüm getirmeyen,
fayda sağlamayan, şeytanın kışkırtmasıyla içine düşülen nefsani
bir tavırdır. Bu nedenle bir anlık gaflet sonucu çekişme ortamına
giren mümin hemen dikkatini toplayıp, ayetin hükmünü hatırlamalı,
yaptığı işin Allah'ın beğenmediği bir davranış olduğunu idrak
edip, bu tavrını terk etmeli, tevbe ederek bir daha tekrarlamamalıdır.
Müminler
bu tür şeytani ortamlara ya da bunlara zemin oluşturabilecek konuşma
ve davranışlara karşı uyanık olmalı, bu tür bir davranışa anında
müdahale ederek engellemelidirler. Zira Allah müminlerin hedefini
Kuran'da belirtmiştir. İnkarcılar, müşrikler ve münafıklar birlik
olup inananlara karşı mücadele ederken, onları bırakıp, müminlerle
uğraşmak, onların şevkini kırmak, gücünü azaltmak Kuran'a uygun
bir tavır değildir.
Müminlere
her konuda en doğru yolu Allah ve elçisi göstermiştir. Hangi konuda
olursa olsun, Allah katında makbul olan tek bir doğru vardır.
Müminlerden hiçbirinin bir konuda diğerlerinden farklı bir anlayışı,
değişik bir zihniyeti olamaz. Dolayısıyla Kuran'da tarif edilen
müminler arasında hiçbir konuda ihtilaf veya tartışma söz konusu
olmaz. Zira, Kuran'da dikkat çekildiği gibi, ayrılık ve ihtilaf
ancak inkarcılara has bir özelliktir. Kuran'da, müminlerin anlaşmazlığa
düştükleri sorunları Allah'a ve Resul'üne döndürmeleri emredilir.
Böylelikle her konu en doğru şekilde çözüme ulaşır. Yoksa müminlerin
aralarında tartışarak, çekişerek sorunları halletmeye çalışarak,
sonuca ulaşmaları gibi bir yöntem Kuran'a tamamen aykırıdır. Bir
diğer ayetin hükmüyle de müminlerin çekişmelerine, aralarının
bozulmasına karşı, şeytana kapıları kapatacak en güzel yöntemin
'sözün en güzelini söylemek' olduğu bildirilmiştir:
Kullarıma,
sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını
açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.
(İsra Suresi, 53)