|
CEHENNEMDEKİ
AZABI DÜŞÜNMEK
Dünyada
insanların hayatlarını sürdürebilmeleri için Allah türlü imkanlar
yaratmıştır. Tüm bunların asıl amacı Kuran'da bildirildiği üzere
insanların denenmesidir. Allah dünyada güzel davranışlarda bulunanlar
ve Kuran ahlakını yaşayanlar için cenneti vaat etmiştir. Allah'ın
emir ve yasaklarına uymayan, buna rağmen kendilerini iyi insanlar
olarak gören ya da kötü ahlakı dünyada sınırsızca yaşamak isteyenler
için de cehennemi yaratmıştır. Bu kesin gerçekler dünya tarihi boyunca
Allah'ın elçileri tarafından bütün insanlara anlatılmıştır. İman
edenlerin dışındakiler, ahireti düşünmeyerek elçilere karşı çıkmışlar,
hesap gününde Allah'ın karşılık olarak takdir edeceği azabı düşünmeden
hareket etmişlerdir.
İnsanlar
dünya hayatları sırasında birçok hata yaparlar. Nasıl bir hata yaparlarsa
yapsınlar, samimi olarak Allah'a iman eden, tevbe eden ve hatalarında
bilerek ısrar etmeyenler Allah'ın dilemesiyle kurtuluşu bulabilirler.
Çünkü Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Fakat ölümle birlikte Allah'ın
insanlara verdiği süre sona erer. Artık kıyamet günü, insanlar yaptıklarının
geri dönüşü olmayacağını bilmelidir. Hatalarını telafi etme imkanları
ölümle birlikte sona ermiştir. O gün iman etmeleri kendilerine bir
yarar sağlamaz. (Fatır Suresi 37) Ancak bazı insanlar ahireti hiç
düşünmeden, akıllarına bile getirmeden yaşarlar. Hatta kendilerine
hatırlatıldığında konuyu değiştirmeye çalışır, bu kesin gerçekle
yüzleşmek istemezler. Oysa ölüm her an kendilerine daha da yaklaşarak
gelmektedir. Bu tüm insanlar için geçerlidir. Ancak bazı insanlar
içinde bulundukları gaflet nedeniyle bu yakın gerçeği kavrayamaz
durumda olurlar. Bazıları da ölümden sonra, Allah'ın isteklerini
yerine getirmemelerine rağmen, kendilerini daha güzel bir hayatın
beklediğine inanırlar. Cehennemin nasıl bir yer olabileceğini, Allah'ın
hoşnut olacağı şekilde yaşamadıklarında sonsuza kadar cehennemde
acı dolu bir hayat sürebileceklerini akıllarına dahi getirmezler.
Rabbimiz'in
"İşte bu, suçlu-günahkarların kendisini yalanladıkları cehennemdir"
(Rahman Suresi,43) ayetiyle bildirildiği gibi, sonsuz hayatlarını
cehennemde sürecek olanlar dünyadayken onu yalanlamışlardır. Oysa
cehennem ortamını derin derin düşünmek, insanların Allah korkularının
artmasına, Allah'ın rızasını kazanamadıkları takdirde alacakları
karşılığı daha iyi kavramalarına vesile olacaktır. Böylece bu gerçekten
kendilerini uzak tutmaya çalışanlar, bu büyük tehdidin kendileri
için bekletildiğini ve samimi iman etmedikleri sürece (Allah'ın
dilemesi dışında) cehennemden kurtulamayacaklarını kesin olarak
anlayacaklardır.
Allah dünyada güzelliklerin yanında, insanların nefislerinin hoşuna
gitmeyecek birçok eksik, kusur, çirkinlik de yaratmıştır. Bu özelliklerin
yarattığı rahatsızlık bir hikmet üzere belirli bir sınırda tutulmuştur.
Ölümcül hastalıkların en ağır belirtileri, trafik kazalarındaki
ağır yaralanmalar, büyük patlamaların hemen sonrasındaki görüntüler,
ileri derecede akıl hastalarının ürkütücü tavırları, harap, pis,
dar, karanlık, terk edilmiş, tehlikeli sokak araları, açlıktan ölümlerin
yaşandığı, bulaşıcı hastalıkların yaygın olduğu yerler, savaş, isyan,
şiddet, terör, cinayet görüntüleri son derece rahatsız edici, insanların
içinde bulunma düşüncesinden bile imtina edecekleri görüntülerdir.
Şüphesiz bunların en şiddetlilerini yaratmak Allah için çok kolaydır.
Allah cehennemi de azapların en kötülerinin bulunduğu bir görüntü
ile yaratacaktır. Allah Kuran ayetlerinde bize cehennemi tanıtır.
Cehennemdekiler Vakıa Suresinin 42 ve 43. ayetlerinde bildirildiği
gibi "hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar
su, ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler". O gölgenin, ayetin
devamında "ne serin, ne de ferahlatıcı" olduğu haber verilir.
Cehennemdeki bu ortamı dünya üzerinde görülen en şiddetli, en boğucu,
en dayanılmaz hava sıcaklığıyla bile karşılaştırmak mümkün değildir.
Cehennemdeki sıcaklık hücreleri kavuran, yakan bir sıcaklıktır.
Cehennemin gölgesi ne serinlik ne ferahlık oluşturur. Sadece, iç
karartıcı, karanlık, kasvetli bir ortam yaratır. Allah Kuran'da,
daha derin tefekkür edebilmemiz için apaçık ve hikmetli ayetler
göndermiştir. Cehennemdeki azap insan aklının tahayyül edemeyeceği
kadar şiddetli olacaktır. Allah Tekasür Suresi'nin 7. ayetinde cehennem
için "Sonra onu, gerçekten yakîn gözüyle (Ayne'l Yakîn)
görmüş olacaksınız." diye buyurmaktadır.
Rad Suresi'nin 8. ayetinde Allah cehennemi bize 'kötü bir yaratık'
olarak haber verir. Müdessir Suresi'nin 28 ve 29. ayetlerindeki
gibi cehennem "ne alıkoyar, ne bırakır, beşere delicesine
susamıştır." Cehennemdekiler "(ateş,) onları uzak
bir yerden gördüğünde", cehennem ateşinin "gazablı öfkesini ve uğultusunu
işitirler". Böylesine şiddeti büyük bir mekanın, içindekileri
tamamen kuşattığını ve kaçacak kurtulacak hiçbir yerleri olmadığını,
üstelik bunun sonsuza dek süreceğini düşünmek çok önemlidir. Kuran'da
"...ona her yandan ölüm gelecek, oysa ölmeyecek de. Ardından
daha katı bir azab olacak." (İbrahim Suresi, 17) ayetindeki
gibi ölüm korkusunu ve aniden her yönden gelebilecek azabın dehşetini
cehennem ehlinin sürekli yaşadığı ve azaptan kurtulmak için sürekli
yakardıkları haber verilmektedir. Ancak Allah'ın yapayalnız bıraktığı
cehennem ehlini, Allah'a kesin bağlı cehennem bekçileri de dinlemezler,
sonsuza kadar onlara yardım etmezler. Bekçiler inkarcılara elçilerin
gelip onları uyardığını hatırlatır. Nitekim dünya hayatında öğüt
alıp-düşünebilecekleri kadar süreleri olmasına rağmen inkar edenler
ve hakkı yalanlayanlar sonsuz bir pişmanlık acısı yaşayacaklardır.
Dünyaya geri dönmek ve müminlerden olmak istediklerini söyleyeceklerdir.
Ancak artık onlar için dünyaya geri dönüş yoktur. Onların bu pişmanlık
ifadelerini Allah Kuran'da bizlere şöyle bildirir:
Ve
derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık,
şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (Mülk Suresi,
10)
İnsanlar
arasında sevilen, itibar sahibi, takdir edilen biri olacağını sanarak,
insanları memnun etmeye çalışırken, Allah'ın hoşnutluğunu aramayı
unutanlar, ahirette istediklerinin tam tersi bir durumla karşılaşacaklardır.
Kınanmış, kovulmuş, aşağılanmış bir şekilde oraya gireceklerdir.
Dünyada kendini herkesten üstün tutan, kibir ve gururundan Allah'a
karşı büyüklenenler, karşılık olarak sonsuza kadar aşağılanacaklardır.
Kendi aralarında sürekli bir çekişme, kavga ve huzursuzluk olması
da çok yıpratıcı olacaktır. Allah onların çekişmelerini, birbirlerini
suçlamalarını, lanetlemelerini ve birbirleri için daha fazla azap
dilemelerini Kuran'da bildirmiştir.
İnsanların
din ahlakını iyi anlayıp, Allah'ın ayetlerini derin derin düşünmeleri
sonsuz hayatları için çok kıymetlidir. Kıyamet günü kendisini cehennem
ateşinden korumak isteyenler hiç vakit kaybetmeden yalnızca Rabbimiz'e
yönelip, O'ndan bağışlanma dilemeli ve Allah'ın hoşnutluğunu kazanma
peşinde olup, cenneti umabilecekleri salih amellerde bulunmalıdırlar.
Çünkü ölüm çok yakındır. Dileyen Allah'ın hidayetine uyarak O'nun
rızasını kazanıp rahmetine kavuşacaktır, dileyen yüz çevirerek ahiret
azabını hak edecektir.
|