ŞEYTANIN DİNİ OLAN SATANİZMİN TARİHİ

Son yıllarda Satanizm terimi ülkemizde daha sık duyulur oldu. Bunun sebebi kendilerine Satanist adını veren bir kısım gençlerin işlediği suçların ve bu suçlar nedeniyle meydana gelen ölümlerin ortaya çıkmasıydı. Tüm bu olaylar halkımızın Satanizmi, içine kapalı, psikolojik sorunları olan gençlerin çıkardığı yeni bir akım olarak tanımasına sebep oldu. Halbuki Satanizm aslında çok daha ciddiye alınması gereken, geçmişi yüzyıllar öncesine dayalı sapkın bir ideolojiyi temsil eder. Bu ideolojinin savunucuları asırlardır milyonlarca insanın ölümüne, dinden uzaklaşmasına, sevgiden, saygıdan, merhametten, dostluktan uzak bir hayat yaşanmasına sebep olmuşlardır. Çünkü Satanizm şeytanı ilah edinen ve onun emirlerini yerine getirmeyi dini ibadet olarak gören son derece tehlikeli bir felsefeye sahiptir.

Sayın Harun Yahya "Kuran'ın Işığı Satanizmi Yoketti' adlı eserinin 51. sayfasında Satanizmin tarihinden şöyle bahsetmektedir.

Satanistler, Ortaçağ ve sonrasında Kabalistler, Gül-Haçlar gibi gizemli örgütler ve büyü tarikatleri ile birlikte anıldılar. Modern Satanizm olarak adlandırılan ve günümüzde etkin olan Satanizm ise 1960'larda Amerika'nın California eyaletinde ortaya çıktı. Anton Szander LaVey adlı kişi 1966 yılında "Church Of Satan" (Şeytan Kilisesi)'ı kurduğunu açıkladı. Ancak LaVey'den çok daha önce, 1900'lerin başında yaşayan Aleister Crowley günümüzdeki Satanizmin ilke temellerini atmıştır. Büyük Canavar (The Beast 666) lakabı ile anılan Crowley, yaptığı büyüler ve hayvanların katledildiği uyuşturucunun yoğun olarak kullanıldığı kanlı ayinleriyle ünlü idi. Crowley'in felsefesinin ana noktasını "ne istiyorsan onu yap" düsturu oluşturuyordu. Bu felsefe Crowley'e şeytan tarafından kendisine yazdırılmış olan, The Book of Law (Kanun Kitabı) adlı kitapta adlı kitapta ayrıntıları ile anlatılmaktaydı.

Bu sapkın inanca göre insan, içinden geçen her ne ise bunun neden olacağı felaketleri ve kötülükleri düşünmeden, onu hemen yapmalıydı. Örneğin canı taşkınlık istiyorsa her türlüsünü yapmalı, birine kızgınlık duyduysa öfkesini hemen dışa vurmalı, hatta içinden karşısındakini öldürmek geçiyorsa bunu hemen yerine getirmeliydi.

Toplumda dirlik ve düzen bırakmayacağı açıkça belli olan bu anormal fikirleri Crowley şu sözler ile savunuyordu.

'Ben kutsal şeylere küfür etmeyi cinayeti, tecavüzü, devrimi istiyorum. İyi ya da kötü herhangi bir şeyi yeterki güçlü olsun... "

Kuşkusuz Crowley şeytanın akılsızlığına aldanmış ve onun gibi sonu felaket olan bir yola girmiştir. Çünkü insanın güç elde edebileceği tek yol Allah'a sarılmak, O'nun yoluna tabi olmak ve Allah'ın gücüne teslim olmakla mümkündür. Şeytana uymak ve kötülüklerle yaşamak ise insanlara hasta bir ruh, mutsuzluk, karamsarlık, acı ve sıkıntı getirir. Bunlar insanın sahip olduğu gücü tümüyle elinden alır. Bu kişiyi zavallı, acınacak bir hale getirir. Nitekim Satanizmin kendilerine ayrı bir kişilik kazandıracağına, sorunlarına çözüm olacağına ve özgürce yaşayabileceklerine inandırılan insanların sonu genellikle intihar veya uyuşturucu batağına saplanmak olmuştur. Çünkü şeytanın en büyük amacı insanları cehenneme sürüklemektir. İsyanı nedeniyle Allah'ın huzurundan kovulan Şeytan bu amacını açıkça dile getirmiş, hatta bu idealini gerçekleştirmek için Allah'tan süre istemiştir.

Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı. Dedi ki, O halde süre tanınanlardansın, Bilinen vaktin gününe kadar. "Dedi ki, senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım. Ancak onlardan muhlis olanlar hariç." (Sad Suresi, 83)

Görüldüğü gibi şeytanın en büyük amacı insanları cehenneme kadar götürünceye kadar mücadele etmektir. Bu nedenle bir insan iradesini ve vicdanını kullanmayı bırakırsa ve kendisini şeytanın telkinlerine açık hale getirirse sonu felaket olan bir yola girmiş olur. Şeytan etkisi altına aldığı insanları öldürünceye kadar onların peşini bırakmaz. Onları her türlü sapkınlığa iter, kötülüklerin tümünü denemelerini emreder. Kötülükte sınır tanımamalarını ve nefislerinin emrettiği her şeyi yapmalarını onlara fısıldar. Nefis ise ayette belirtildiği gibi sınır tanımayan bir fücurla yaratılmıştır. Şeytan iradesini ve vicdanını kullanmayan insanlarla o kadar yakından uğraşır ki, bu insanlar bir süre sonra tüm insani duygularını yitirmeye ve hayvani içgüdüleriyle hareket eder hale gelmeye başlarlar. Tüm ahlak kaidelerini reddeder, insanlardan nefret eder, şeytanın zevklerini zevk edinirler. Örneğin şeytan kandan, ölümden, cehenneme benzeyen ortamlardan hoşlanır. Karanlıktan, gürültüden, pislikten, ahlaksızlıktan, kinden, düşmanlıktan, isyandan... Şeytanın yol gösterici olduğunu kabul eden Satanistlerin hayatlarına bakıldığında tüm bu cehennem özelliklerini görmek mümkündür. Satanistler de karanlık, pis, izbe yerlerde toplanmaktan, gürültüden, kan dökmekten, insanlara acı vermekten, uyuşturucu kullanarak insana has olan akli melekelerini kullanamaz hale gelmekten zevk alırlar. Halbuki Allah insan fıtratını temizlikten, güzellikten, vicdan ve akıl kullanmaktan, huzurdan, sakinlikten, merhametten, iyilikten zevk alacak şekilde yaratmıştır. Bunların aksi özellikler insan ruhuna acı ve mutsuzluk verir. Bu nedenle Satanistler her zaman mutsuz, hırçın, acı çeken, kendilerinden ve çevrelerinden nefret eden insanlardır.

Kendi ideolojisini kabul ettirdiği insanları bu hale getiren şeytanın telkinlerinin son noktası ölümdür. Şeytan kendisine hizmet eden bir kişiyi dinden, Allah'tan ve ahlaki değerlerden iyice uzaklaştırdıktan sonra o kişinin bu haliyle ölüp cehenneme gitmesini ister. Bu nedenle Satanistlerin sonu genellikle sefil bir ölüm ya da intihardır.