İMAN SAHİPLERİ İÇİN HER ŞEYDE BİR HAYIR VARDIR

Dünya Rabbimizin insanlar için var ettiği bir imtihan yeridir. Asıl yurdun ahiret olduğunu bilen bir insan hayatı boyunca karşılaştığı her olayda bir denemeden geçirildiğini bilir ve Allah'ın razı olacağı şekilde davranmaya gayret eder. Allah'tan korkup sakınır, Kuran ayetlerinde bildirdiği emirlerine titizlikle uyar, tevekkül eder ve her işinde Allah'a yönelip döner. Allah'ın herşeyi çok büyük bir hayırla yarattığını bilir. Bir güzellik ile karşılaştığında, işleri olumlu olarak geliştiğinde, isteği bir şeye kavuştuğunda bunun Allah'ın bir ikramı olduğunu bilir. Aynı zamanda bunların dünya hayatındaki imtihanın bir parçası olduğunu unutmadan Allah'a şükreder. Nimetlere nankörlük etmez, itidalli, dengeli, mutmain ahlakını sürdürmeye devam eder. Zorluk, hastalık gibi sıkıntılarda da verdiği tepki farklı olmaz. Müslüman yine büyük bir teslimiyetle Allah'a yönelir. Rabbimizin kendisini bu sıkıntılarla denediğini ve herbirinde büyük hayırlar olduğunu bilir. Bu sıkıntıyı ortadan kaldırmak için çeşitli yöntemlere başvurur. Ancak yaptığı şeylerin hepsi onun fiili duasıdır. İçinde bulunduğu durumdan ancak Allah'ın dilemesiyle çıkabileceğini bilir. Allah'ın izniyle umutsuzluğa kapılmaz, ye'se düşmez. Her durumda Allah'tan razıdır. Nitekim Kuran'da samimi Müslümanların bu özelliğine dikkat çekilmiş ve cennete girecekleri zaman bu insanlara söyle seslenileceği bildirilmiştir.

"Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis,

Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön.

Artık kullarımın arasına gir.

Cennetime gir." (Fecr Suresi, 27-30)

Dinden uzak yaşayan insanların ise değişen olaylar karşında verdikleri tepkiler genelde çok farklı olur. Olaylar arzuladıkları şekilde geliştiği ve menfaatlerine bir zarar gelmediği sürece olumlu tepkiler veren bu insanların birçoğu, beklenmedik gelişmeler karşısında hemen memnuniyetsiz ve hatta isyan eden bir tavır içerisine girebilirler. Olayların önemine ve sonuçlarına göre bu isyankar tavırları daha da şiddetlenebilir. Allah'ı ve ahireti unutan bu insanlar hiç ölmeyecekmiş gibi bağlandıkları dünya hayatında her detayın kendi istedikleri gibi olmasını isterler. Yaşadıkları olumsuz gibi görünen tüm olaylarda kendileri için bir çok hayır olabileceğini düşünmezler. Bir insanın hayatı boyunca her karşılaştığı olayı yaratanın Allah olduğunu, her işin belirli bir kader üzerine işlediğini kavramamış olması, o insanın karşılaştığı olaylara "hayır gözüyle bakabilmesine" engel olur. Oysa dünya hayatı çok kısadır. İnsan ne kadar büyük bir zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın bu dünya hayatında kalacaktır. Ve insan tüm yapıp ettiklerinni karşılığını ahirette eksiksiz bir şekilde alacaktır.

Harun Yahya "Herşeyde Hayır Görmek" isimli kitabının giriş bölümünde bu konunun önemini şöyle anlatmaktadır:

"Şöyle geçmişe doğru bir bakıp bugüne kadar yaşadıklarınızı kısaca gözden geçirecek olsanız, onyıllara sığan olayların aslında dakikaları aşmadığını görürsünüz. Bir zamanlar çok önemli olduğunu düşündüğünüz, kimi zaman heyecanla kimi zaman endişeyle kimi zaman da merakla beklediğiniz tüm olaylar sizin için artık birer hatıra olmuştur. Tüm bunlardan dünyevi anlamda geriye kalan sadece hafızanızdaki kalıntılardan ibarettir. Ancak tüm bu zaman dilimi içerisinde sarf etmiş olduğunuz her söz, göstermiş olduğunuz her tavır, aklınızdan geçirdiğiniz her düşünce, Allah katında sizin adınıza saklanmış durumdadır. Her insanın mutlak olarak karşılaşacağı ölüm gerçeğiyle birlikte bu bilgiler önünüze dökülecektir. Sizin hafızanızda artık dakikalarla ifade ettiğiniz ömrünüz Allah katında size an an, dakika dakika tek bir saniyesi bile eksik olmadan sunulacaktır. Sizin sadece birkaç on dakikada özetleyebileceğiniz hayatınızdan Allah katında hiçbir detay unutulmamamış olacaktır.

Eğer ömrünüzü Allah'ın hayatınız üzerindeki mutlak hakimiyetini ve hikmetli yaratışını fark ederek geçirdiyseniz, karşınıza çıkan tüm olayları hayra yorup, Allah'ın tüm kaderinizi en hayırlı şekilde yarattığının şuuruna vardıysanız, bilin ki sonuç sizin için yine hayır olacaktır.

Çünkü ölüm ile birlikte insanın karşı karşıya kalabileceği sadece iki ihtimal vardır; eğer insan ömrünü Allah'ın istediği ahlakı yaşayarak geçirmişse, sonsuz bir kurtuluşla, aksindeyse sonsuz bir azapla karşılık bulacaktır. Allah'ın istediği ahlak ise, insanın, herşeyin O'ndan geldiğini bilerek her an her şart ve durumda O'na şükretmesi, tüm hayatını her olayda bir hayır olduğuna iman ederek yaşamasıdır.

İnsanın yaşadığı tüm olaylardan hoşnut olabilmesi, her olayda bir hayır olduğuna iman etmesi ve her an Allah'a karşı şükredici bir tavır gösterebilmesi ise, zoraki kazanılabilecek bir yetenek değildir. Bu, Allah'ın büyüklüğünü ve üstünlüğünü kavramanın insanı ulaştırdığı kesin bir gerçektir. Bunun için insanın yaşadığı dünyayı ve bu dünyada karşılaştığı her detayı yaratan Rabbini tanıması O'nu takdir edebilmesi yeterlidir.

İnsanın gözlerini dünyaya açtığı andan itibaren karşılaştığı her olayı, duyduğu her sözü, muhatap olduğu her detayı yaratan Allah'tır. Allah sonsuz kuvvet, sonsuz akıl, sonsuz adalet ve sonsuz hikmet sahibidir. "Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık." (Kamer Suresi, 49) ayetiyle de bildirildiği gibi Allah herşeyi belirli bir plan ve hikmet doğrultusunda yaratmaktadır. Allah'ın bu sonsuz güç ve üstünlüğüne karşılık insan ise son derece sınırlı ve aciz bir varlıktır. Hayatta kalabilmek için Allah'ın kendisine imkan tanımasına ve nimet vermesine muhtaçtır. Aklı ve anlayışı, ancak Allah'ın kendisine öğrettiği kadarını kavramaya yeterlidir. Bu durumda Allah'ın sonsuz aklına ve sonsuz hikmetlerle dolu yaratışına teslim olmak insan için büyük bir ihtiyaçtır. Her yaşadığı olayda Allah'ın tüm evrenin ve tüm varlıkların hakimi olduğunu bilecek, kendisinin göremediği, bilemediği olayları Allah'ın görüp bildiğini, kendisinin duyamadığı sesleri O'nun duyduğunu, yine kendisinin habersiz olduğu geçmişteki ve gelecekteki tüm gelişmeleri O'nun bildiğini düşünecek ve böylece de Allah'ın her olayı olabilecek en hikmetli ve en hayırlı şekilde yarattığını görecektir. Bu gerçeğe iman etmek de ona, hayatın her anına şükredebilmeyi bilen üstün bir ahlak kazandıracaktır. Bir başka şekilde ifade edecek olursak, insan yaşadığı bu iman ile duyduğu her sese, gördüğü her görüntüye, yaşadığı her olaya, kısacası hayatın her anına "hayır gözüyle bakacak" ve böylece hayatı en gerçek ve en doğru şekliyle yorumlayabilmiş olacaktır.

Ve ayette "… Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör" (İnsan Suresi, 3) sözleriyle ifade edilen seçenekler arasından en doğrusunu seçerek, yaşamın en hayırlı sonucunu alacak ve Allah'ın izniyle en hayırlı hayat olan sonsuz cennet hayatına kavuşacaktır. (Herşeyde Hayır Görmek, Harun Yahya, Ekim 2000, Vural Yayıncılık-http://www.harunyahya.org/imani/hayir.html)