PEYGAMBERİMİZİN ÜSTÜN AHLAKI -2-

Peygamberimiz (sav)'in çevresinde farklı kültürlerde yetişmiş, geçmişte farklı dinlere mensup insanlar vardı. Bu insanların geçmiş hayatlarından getirdikleri bir çok hataları, eksiklikleri oluyordu. Peygamberimiz (sav) ise Allah'a olan derin imanının bir sonucu olarak, çok güzel ahlaklı, incelikleri çok iyi görebilen, ufku geniş, temizlik anlayışı, görgüsü, kültürü, zevkleri son derece üstün olan bir mümindi. Böyle bir insanın ahlaki zaafları olan, görgüsü, bilgisi eksik kişiye eğitim vermesi son derece büyük bir sabır ve merhamet gerektirir. Nitekim Peygamberimiz (sav) çevresindeki herkese karşı son derece sabırlı, merhametli, şefkatlı ve hoşgörülü davranmıştır. Tüm bu kişilere hatalarını açıklamış, doğrusunu göstermiş ve güzel ahlaka yöneltmiştir.

Sahabeler ümmetin içinde Peygamberimiz (sav)'i en iyi anlayan, onun ahlakına en benzer ahlakı gösteren, son derece akıllı müminlerdi. Her zaman onun yanında olmak istiyor, onun sohbetlerine katılmak, tavsiyelerini dinlemek için yarışıyorlardı. Peygamberimiz (sav)'in çevresindeki insanlara karşı olan hoşgörülü, nezaketli, güzel tavrı bir hadis-i şerifte şöyle bildirilmiştir.

Huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinden kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezindende oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi... ...Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi. Öfkelenmekten son derece uzak ve bir şeye çabucak rıza gösterendi. İnsanlara karşı insanların en şefkatlisiydi. Öyle ya, insanların en hayırlısı insanlara hayrı dokunan, insanların en yararlısı da insanlara faydalı olandır. (Tirmizi Taberani, Huccetü'l İslam, İmam Gazzali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, s. 798)

Peygamberimiz (sav)'in bu merhametli, anlayışlı ve sabırlı tavrı, bir çok insanın İslam dinine karşı sevgi duymalarına, kötü özelliklerinden vazgeçerek doğruya yönelmelerine ve Allah'a olan yakınlıklarının artmasına vesile olmuştur. Tebliğin ve insanları Kuran ahlakına davet etmenin en önemli yollarından biri, onlara sevgiyi, saygıyı, merhametli olmanın nasıl olması gerektiğini göstererek öğretmektir. Allah bir ayetinde Peygamber Efendimizin güzel ahlakını bizlere şu şekilde haber vermektedir:

Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Ali İmran Suresi, 159)

Peygamberimiz (sav)'in adaleti

İslam dininde insanlara adaletli olmaları emredilir. Allah hangi sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın adaletsiz olmayı men etmiştir. Özellikle kin ve düşmanlığın insanları adalet duygusundan uzaklaştırabileceğini bildirmiş ve insanları böyle bir tavra karşı uyarmıştır. Bu nedenle Peygamberimiz (sav)'in Arap toplumuna liderlik yaptığı dönemde uygulanan adalet, tarih boyunca benzersiz bir örnek teşkil etmiştir. Peygamberimiz (sav) hangi ırk, din, millet ya da kültürden olursa olsun insanlar arasında adaletle hükmetmiş, onların haklarını korumuş, mağdur olmalarını engellemiş, rahat ve huzurlu yaşamalarını sağlayacak önlemler almıştır. İslam dininde zorlama olmadığına dair Kuran hükmünü tam olarak uygulayan Peygamberimiz (sav) döneminde insanlar, inançlarını yaşamakta ve seçmekte özgür olmuşlardır. Özgürce ibadetlerini yapmışlar, geleneklerini yaşamış ve hiçbir zaman baskı görmemişlerdir. Peygamberimiz (sav) güçsüz olanların ezilmesine izin vermemiş, inkarcıların saldırılarını durdurmuştur.

Peygamberimiz (sav) döneminde insanlar arasında zengin fakir ayrımı olmamış, herkes Allah'ın nimetlerinden bol bol faydalanmış, Peygamberimiz (sav)'in bereketi tüm Arap Yarımadası'na yayılmıştır. Hz. Muhammed'in adalet anlayışının mükemmelliği her kavimden olan insan için bir güvence olmuştur. Peygamberimiz (sav) iki ayrı hadisinde bu konu hakkında şöyle buyurmuştur.

Ey insanlar hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Adem ise topraktan yaratılmıştır. İnsanlar muhakkak ve muhakkak ırklarıyla övünmeyi bırakmalıdır. (Sünen -i Ebu Davut, 4/331)

Sizin şu soyunuz sopunuz kimseye üstünlük ve kibir taslamaya vesile olacak şey değildir. Ey insanlar Hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Hepiniz bir ölçek içindeki birbirine müsavi buğday taneleri gibisiniz. ...Halbuki, hiç kimsenin kimseye din ve takva müstesnü üstünlüğü yoktur. Kişiye kötü olması için başkalarını yermesi, küçük görmesi, cimri, kötü huylu, had ve hududu aşmış olması yeter. (Müsned-i Ahmet b. Hanbel, 4/158)

Ayrıca Peygamberimiz Veda Hutbesi'nde insanlara şöyle buyurmuştur.

Soylarla övünülmez. Araplar Arap olduklarından Acemler de Acemi olduklarından Araplardan üstün sayılamazlar. Çünkü Allah katında en yüce olanınız ona karşı gelmekten en fazla kaçınanınız (en takvalınızdır)

Kuran'da insanlar arasında ancak takvanın bir üstünlük sebebi olabileceği bildirilmiştir. Hangi ırk, millet ya da kültürden olursa olsun Allah'a en yakın, Allah'tan en çok korkan, Allah'ın dinine en bağlı olan kişi insanlar arasında en üstünüdür. Bu insan en büyük sevgiyi, saygıyı, değeri hak eden insandır. Allah'ın Kuran'da bildirdiği bu ölçünün benimsenmediği toplumlarda her zaman ırklar arası çatışmalar yaşanmış. Bir ırkın üstünlüğünü ilan etmesiyle diğer ırklarda kin ve düşmanlık meydana gelmiştir. Aralarındaki savaşlar kimi zaman milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanmıştır. Görüldüğü gibi her konuda olduğu gibi insanlar arasındaki barışın, sevgi ve uzlaşmanın sağlanması için de tek çözüm Kuran ahlakının yaşanmasıdır. Kuran ahlakının günlük hayata nasıl geçirilmesi gerektiğini ise en güzel Peygamberimiz (sav)'in kişiliği ve hayatını öğrenerek görebiliriz.