PEYGAMBERİMİZİN ÜSTÜN AHLAKI -1-

Peygamberimiz (sav) "imanın temeli güzel ahlakladır" buyurmuştur. O, Allah'a derin imanı, samimiyeti, ihlası, güzel ahlakıyla tüm insanlık için en güzel örnektir. Bu nedenle tüm Müslümanlar Peygamberimiz (sav)'in ahlakını örnek almalı ve onun kişilğini, olaylara karşısındaki tepkilerini, konuşmalarını, insanlara tavsiyelerini çok detaylı araştırmalı ve öğrendiklerini günlük hayatlarında eksiksizce uygulamalıdırlar. Kuran'da Peygamberimiz (sav) için "Şüphesiz sen pek büyük bir ahlak üzerindesin" (Kalem Suresi, 4) buyurulmaktadır. Allah O'nun ahlakını tüm alemlere örnek göstermektedir.

Peygamberimiz (sav) sadece Allah'ın rızasını aramıştır

Peygamberimiz yaşadığı dönemde Rabbimizin kendisine vahyettiklerine uyarken çevresindeki putperestlerin ve müşriklerin büyük baskısı ve saldırılarıyla karşılaşmıştır. Arap toplumunda yaşayan cahil, inançsız kişiler bu mübarek insanı kendi çıkarlarına uygun hükümler getirmesini istemişlerdir. Ancak peygamberimiz her zaman Allah'ın emirlerine göre davranmış, Kuran hükümlerinden asla taviz vermemiştir. Her türlü tehlikeyi, saldırıyı göze alarak Allah'ın rızasına bağlı kalmış, Allah'a olan sevgisini herşeyin üzerinde tutmuştur.

Kuran'da Peygamberimiz (sav)'in bu ahlak özelliği şu şekilde açıklanmaktadır.

Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım." (Yunus Suresi,15) Peygamberimiz (sav) her olayda Allah'a dayanıp güvenmiştir

Kuran'ın bir çok ayetinde zorlu olaylar karşısında Peygamberimiz (sav)'in örnek tevekkülü anlatılmıştır. Peygamberimiz (sav)'e inanmayan, onu dinlemek istemeyen ve hatta insanları İslam dinine çağırmasını engellemek isteyen çok insan olmuştur. Peygamberimiz (sav) ve ailesi sürekli olarak tehlike altında yaşamış ve inkarcılarla müşriklerin saldırılarından kendilerini korumak zorunda kalmışlardır. Arap toplumu sahip olduğu batıl inanışları bırakmak istememiş Peygamberimiz (sav)'i atalarının dinine ihanet etmekle suçlamışlardır. Bu insanların tek hedefi her zaman Peygamberimiz (sav) olmuş ve İslam dininin yayılmasını engellemek için kendilerince O'na zarar vermeye çalışmışlardır. Bu zor şartlar altında Allah'ın hükümlerini insanlara tebliğ eden Peygamber Efendimiz, her zaman itidalli, cesur, akılcı, sakin davranmıştır. Müslümanların korunması ve İslam dininin yayılması için olabilecek tüm tedbirleri almış, ancak tüm bunları yaparken karşısına çıkan tehlikeler karşısında Allah'a tevekkül etmiştir. Olayların tümünü yaratanın Allah olduğunu, herşeyin kaderde gerçekleştiğini ve olacak olanları engellemenin imkansız olduğunu Müslümanlara hatırlatmıştır. Peygamberimizin bu hatırlatmalarından bazıları bizlere şu rivayetlerle ulaşmıştır.

Bir nefse takdir edilmiş olan şey mutlaka olur. (Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve şerhi. 16. Cilt s.499)

...Bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için bir araya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için bir araya gelseler, bum da muktedir olamazlar. (Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve şerhi. 16. Cilt s.314)

Peygamberimiz tüm İslam ümmetinin sorumluluğunu üzerine almış bir hidayet önderidir. Müslümanlar başlarına gelen her zorluk karşısında ve önlerine çıkan her sorunda bu kutlu insana danışmış, O'ndan çözüm beklemişlerdir. Ailelerini ve kendilerini nasıl koruyacaklarını, müşriklerle nasıl mücadele edeceklerini onlara açıklayan her zaman Peygamberimiz (sav) olmuştur. Tüm Müslüman ümmeti Peygamberimiz (sav)'in aklıyla hareket etmiştir. Ayrıca inkarcılardan gelen tehlikelerin yanısıra Arap toplumunda yaşayan Bedevi adı verilen bilgisiz ve insaniyetsiz olan insanlar dini derinlemesine kavrayamamışlar ve bir çok konuda Allah'ın bu şerefli elçisine zorluk çıkarmışlardır. Ancak tüm bunlarda Hz. Muhammed büyük bir hayır görmüş, her olayın bir hikmetle ve Müslümanların lehine geliştiğini çevresindekilere hatırlatmıştır:

Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır. Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mümine hastır, başkasına değil. Onan memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır, bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır. (Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve şerhi. 2. Cilt s.208)

Ayrıca bir başka sözünde tevekkülü müminlere şu şekilde tavsiye etmiştir.

Siz Allah'a hakkı ile tevekkül etseniz kuşlar gibi rızıklanırdınız. Onlar aç gider tok dönerler. (G. Ahmet Ziyaüddin, Ramuz El Ehadis, 2. Cilt, 357/1)

Allah bir ayetinde Peygamberimiz (sav)'in büyük bir ahlak üzerinde olduğunu bildirmiştir. Peygamberimizin hayatı düşünüldüğünde ayette bildirilen bu gerçek daha iyi kavranabilir. Nitekim günümüzde insanların bir bölümü, en ufak bir zorluğa bile sabretmekte zorlanmaktadırlar. İnsan nefsi her zaman her işin yolunda gitmesini bekler. Her işi kolaylıkla halletmeyi, hiç bir zorlukla karşılaşmamayı bekler. Dolayısıyla zorluk nefse ağır gelir. Bu nedenle insanların bir çoğu en ufak bir zorluk altına girmek istemezler. Kendi hayatları için bile zorluğa tahammül gösteremeyen bu insanlar başkaları için sıkıntı içine girmeyi hiç kabul etmezler. "Herkesin hayatı kendi sorumluluğundadır, herkesin derdi kendine, benim derdim bana yeter" gibi sözler günümüz insanlarının bir kısmına hakim olan bu zihniyeti tarif etmek için oldukça uygundur. Peygamberimiz (sav) ise tüm hayatını Müslümanların menfaatlerini, onların sağlığını, ahiretini, mutluluğunu, rahatını koruyarak geçirmiştir. İnsanların cahilliklerine, inatlarına, vicdansız tavırlarına, azgınlıklarına sabretmiştir. Onları her konuda yol göstermiş, onları eğitmiş onların korkularını yenmeleri için gayret etmiştir. Tüm bunların yanısıra kendisini ve yakınındaki Müslümanları öldürmek amacıyla saldıranlara karşı mücadele vermiştir.

Tüm bunlar Müslümanların örnek almaları gereken ahlak özellikleridir. Allah din ahlakının yayılması görevini tüm iman edenlerin sorumluluğuna vermiş ve bu yolda başına gelen zorluklara karşı Peygamberimiz (sav)'in sabrına benzer bir sabırla davranmasını emretmiştir. Dolayısıyla bu kıymetli insanın ahlakını iyi öğrenmek ve uygulamaya gayret etmek müminlerin ahireti için son derece önemlidir.