DÜNYA HAYATININ GERÇEK MAHİYETİNİ BİLMEK

Dünyada çok kısa süre kalınacağı açık olduğu halde, bazı insanlar bu kesin gerçeği görmezden gelirler. Tüm hayatlarını ölümü düşünmeden geçirmek için gayret gösterir ve Allah'ın "... Her biri, bin yıl yaşatılsın ister..." (Bakara Suresi, 96) ayetiyle bildirdiği gibi uzun yıllar boyu yaşamak isterler. Oysa kimse dünyada kalıcı değildir. Dünya hayatı geçicidir ve gerçek yaşam sonsuza kadar kalınacak yer olan ahirette yaşanacaktır. Bu kesin bir gerçektir.

Uzun yıllar yaşayacağını zanneden insanın dahi sonsuzluk yanında hiçbir değeri olmayan, en uzun 80-90 yıllık bir hayatı vardır. Buna rağmen o kadar yaşam sürebileceği dahi garanti değildir. Hiç kimse dünyada kalış süresinin ne kadar olacağını bilmez. Bu bilgiye sahip olan sadece Allah'tır. İnsanların ne zaman, nerede, nasıl öleceğini sadece Allah bilir. Allah insanlara Kuran'da şu şekilde bildirir:

Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah'ın katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır. (Lokman Suresi, 34)

Kimse sonsuzluğa sahip değildir. Sonsuzluk sadece Rabbimize aittir. Canlı-cansız evrendeki herşey yok olmaya mahkumdur. İnsan doğar büyür, yaşlanır ve er ya da güç mutlaka ölür, bundan farklı bir sıralama söz konusu değildir. Ne geçmişte ne de gelecekte bunu değiştirebilecek Allah'ın dışında hiçbir güç yoktur. Bu gerçek bu kadar açık olduğu halde, şeytan dünya hayatının geçici süslerini kullanarak, insanları yanlış yollara sürükleyebilmektedir. Ölüm ve dünyanın geçiciliği açık olduğu halde, şeytanın etkisi altındaki insanların beyinleri adeta uyuşur ve vicdanlarının sesini dinlemeyip önemli ve aciliyetli olan bu gerçeklerden uzaklaşırlar. Bu, şeytanın insanlara kurduğu başlıca tuzaklardandır. Şeytan geçim derdi, hayat pahalılığı, iş hayatı, sosyal hayat gibi daha birçok konuyla insanları aldatarak, ahiretin varlığını ve ölüm gerçeğini düşünmekten asıl gerçekten uzaklaştırmak ister. Ayette Rabbimiz, insanlara dünya hayatının bir aldatmaca olduğunu şöyle bildirir:

Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. (Al-i İmran Suresi, 185)

Ne kadar kalacağımızın belli olmadığı bu dünyada ibret almamız gereken birçok konu vardır. Hemen hemen her gün televizyonda ünlü olan veya olmayan birçok insanın cenazelerinin kaldırışlarını izler, gazetelerde kaza, hastalık ve ölüm haberleri okuruz. Ancak şeytan bu haberleri çoğu insana sıradan konular, hayatın gerçekleri gibi göstererek bir alışkanlık oluşmasını sağlar. İnsanların birçoğu, gerçekleri konuşmayarak, sözde gizleyerek, üzerinde durmayarak ölümün dünyada ve kendi üzerlerinde yarattığı etkileri hafifletmek isterler. Ancak bu kesinlikle mümkün değildir. Yakınlarımızın veya kendi başımızdan geçen kazalar, erken yaşlarda veya ileriki dönemlerde oluşan hastalıklar, şahit olduğumuz veya olmadığımız ölümler hepsi varılacak tek gerçek yer olan ahiret için çalışmamız ve hazırlık yapmamızın habercisidirler. Tüm bu acizlikler insanı bunların arkasında yatan hikmetleri araştırmaya, dünyanın yaşanacak asıl yer olmadığını düşünmeye yöneltmelidir.

Bedeninin aldığı hal, yüzlerinde oluşan kırışıklıklar, gençliklerine kıyasla oluşan kuvvetsizlikler, hastalıklar insanın her an gözünün önünde ortaya çıkar. Bu gelişmeler gizli olarak da oluşabilir, kimsenin göremeyeceği şekilde de olabilirdi; oysa istisnasız herkes bu gelişmeleri an an takip eder. Hayatlarında karşılaştıkları her olayın hayırlarını düşünen ve Allah'ın herbirini bir amaç üzerine yarattığını bilen Müslümanlar bu gerçeklerin şuurundadırlar. Dünyanın geçici bir yer olduğunun, kısa süre burada kalınacağının bilincindedirler. İşte bu yüzden de Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanabilmek için ciddi gayret gösterirler. Sonsuz ahiret yaşamında utanılacak duruma düşmemek, cehennemin azabından korunmak ve Allah'ın rahmetini umabilmek için şevkle ve istekle Allah'ın razı olduğu gibi yaşayıp çevrelerine örnek olurlar.

Ölüm gerçeğini düşünmeyen insanlar ise ahirette çok büyük bir pişmanlık yaşayacak ve tüm hayatlarını boş ameller peşinde geçirdiklerini fark edeceklerdir. Kaza, ölüm, hastalık gibi olaylar insanlar için Allah'tan bir hatırlatmadır. İnsanların içinde bulundukları gaflet halinden çıkmaları, acizliklerini fark edip, Allah'a yönelmeleri için bir fırsattır. Oysa dünya hayatının kısa ve geçici olduğunu anlamak için bazı şeyleri bizzat tecrübe etmek de gerekmez. Allah korkusu ve sevgisi bu etkiyi her durum ve şartta oluşturur, dünya hayatının geçiciliğinin sürekli akılda kalmasını sağlar. Şunu hiç unutmamak gerekir ki, gerçekleri görmezden gelmek kimseye bir kazanç getirmez, aksine büyük kayıplar oluşturur. Ölümü düşünmek ve sonsuz ahiret hayatına hazırlık yapmak ise herkese sonsuz mutluluğun kapısını Allah'ın izniyle açacaktır. Ahiret hayatı için hazırlık yapmak içinse sadece Kuran'a ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetine uymak gerekir. Allah insanlara hem dünyada hem ahirette mutlu olabilecekleri yolu böyle göstermektedir.