KISKANÇLIK ALLAH'IN BEĞENMEDİĞİ BİR AHLAKTIR- 2-

Allah insanı Kendisine kulluk etmesi için yaratmıştır. İnsan dünya hayatı boyunca Allah'ın rızasını kazanmak için çaba sarf etmeli ve nefsini eğiterek cennete layık olabilecek bir ahlaka ulaşmalıdır. Allah insanlardan hangilerinin bu çabayı gösterip hangilerinin gösteremeyeceğini ortaya çıkarmak için nefsi ve vicdanı yaratmıştır. Vicdan her insana iyiliği ve doğruluğu ilham ederken, nefis her zaman kötülüğü emreder. Eğer insan Allah'a iman ediyor, cennetin ve cehennemin varlığını kabul ediyor ve sonsuza kadar cennette yaşamayı arzu ediyorsa, o zaman nefsini sahip olduğu kötülüklerden arındırarak Allah'ın beğendiği ahlaka ulaşmak için gayret etmelidir.

Allah'ı razı ederek cennete gitmek isteyen insanlar nefsin kötü bir özelliği olan kıskançlıktan da arınmalıdırlar. Allah "...Nefisler ise 'kıskançlığa ve bencil tutkulara' hazır (elverişli) kılınmıştır..." (Nisa Suresi,128) ayetiyle insanların nefislerinin "kıskançlığa yatkın" olduğunu bildirmiştir. Peygamber Efendimiz (sav)'de bir sözlerinde "... bir kulun kalbinde imanla hased bir araya gelmezler." Şeklinde buyurmuşlardır. Ancak insanın nefsini bu özellikten temizleyip arındırması da kendi elindedir. Eğer Allah'tan korkup sakınarak hareket ederse bu kötü özelliğinden kolaylıkla kurtulur.

Allah cennete ancak arınmış ve tüm kötülüklerinden temizlenmiş bir nefis ile gelenleri kabul edeceğini bildirmiştir. Çünkü cennet hiçbir kötü insanın, hiçbir kötü ahlak özelliğinin ya da hiçbir kötülüğün bulunmadığı ve sonsuza kadar da bulunamayacağı bir yerdir. Sonsuz hayatında gerçekten cenneti hedefleyen insanın yapması gerekenlerden biri de nefsini bencil tutkularından arındırmasıdır. Işte bu nedenle kıskançlık gibi insana birçok kötülüğün yolunu açan bir özelliği nefsinde tutması mümkün değildir. Yine Allah Kuran'da cennet halkını tanıtmak için "göğüslerinde kinden ne varsa çekip aldık.." ifadesini kullanmıştır. Buradan da anlaşılacağı gibi insanların cennete girmeye hak kazanmak için kin, öfke, kıskançlık gibi nefislerindeki tüm kötü özelliklerden temizlenip arınmaları gerekir.

Kuran ayetleri ve Peygamberimiz (sav)'in sünneti bu konuda insanlara en önemli rehberdir. Kuran'da insanın nefsinde bulunan tüm kötülükler ve bunlardan kurtulmanın yolları açıklanmıştır. Dahası Allah bu konuda insana çok güvenilir ve sadık bir yol gösterici de belirlemiştir. Bu yol gösterici her insanın içinde bulunan "vicdan"dır. Vicdan, insanın nefsiyle olan mücadelesinde en büyük yardımcısıdır. Vicdan ona nefsi kötülüklerden arındırmanın yollarını gösterir ve onu Allah'ın beğeneceği şekilde hareket etmeye yöneltir. Dolayısıyla Kuran'a uyan ve vicdanlarının sesini dinleyen insanlar için nefislerini kıskançlıktan arındırmak ve cennete layık olabilecek bir ahlaka ulaşabilmek son derece kolaydır.

Kuran'a göre kıskançlık insanın İslam ahlakını yaşamasına büyük bir engeldir. Kıskanç bir insan ruhunda yaşadığı dengesizlik nedeniyle pek çok güzel ahlak özelliğini yaşayamaz. Kimseye sevgi duyamaz, merhamet etmez, tevazu göstermez, fedakarlıkta bulunamaz, ince düşünceli davranamaz, affedici olamaz. Tüm bunların bir sonucu olarak da Allah'ın rızasını kazanamayacak bir karakter gösterir. Işte bu gerçeği görebilmek vicdanlarının sesine göre hareket eden müminlerin kıskançlığı terk etmeleri için çok önemlidir. Dahası onlar için Allah'ın Kuran'da yasakladığı bir tavrı güzel görmek de olacak bir şey değildir.

Müminlerin kıskançlık yaşamamalarının önemli nedenlerinden birisi de dünya üzerindeki her olayın çok büyük bir hikmetle yaratıldığını biliyor olmalarıdır. Eğer bir insana bir takım üstünlükler veriliyor ve bir başkasına da verilmiyorsa, Allah bunda mutlaka bir hikmet görmüş demektir. Her iki insana da verilenler onların ahiret hayatları açısından en hayırlı olacak şekilde yaratılmıştır. Bu durumda bir başka insanın içerisinde bulunduğu şartları ya da sahip olduğu üstünlükleri kıskanmanın hiçbir anlamı ve mantıklı açıklaması yoktur. Aksine Allah'ın böyle olmasında bir hayır gördüğünü bilmek müminlerin memnuniyetlerine neden olur. Çünkü Allah sonsuz akıl ve sonsuz vicdan sahibidir. Eğer Allah bunu güzel görmüşse bu onlar için de güzeldir. Dolayısıyla da kıskanmanın hiçbir mantığı yoktur. Allah Kuran'da şu şekilde bildirmiştir:

De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin." Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık verirsin. (Al-i Imran Suresi, 26)

Yine bu konudaki bir başka önemli husus da dünyada insanlara verilen her şeyin gelip geçici oluşudur. İnsan ölümüyle birlikte dünyada sahip olduğu güzellikleri bir kenara bırakacaktır. Cansız bedeni toprağın altına girdiği anda kimi insanların bakıp da hayranlık duydukları ya da kıskançlığa kapıldıkları tüm özellikleri yok olup gidecektir. Ölümden sonra kendisine hayır sağlayabileceği ya da insanların bakıp da gıpta edebilecekleri tek bir üstünlüğü olacaktır; işte bu özellik de insanın "takva"sı, yani Allah korkusudur. Çünkü Allah ölümden sonra insanları imanlarındaki samimiyetlerine, Allah korkularına ve Kuran ayetlerini uygulama konusundaki titizliklerine göre değerlendirecek ve buna göre bir karşılık verecektir.

İşte tüm bu anlatılanların bilincinde olan müminler gördükleri bir güzelliğe ya da bir başkasının sahip olduğu bir üstünlüğe şefkatle, merhametle ve güzellikle bakarlar. Bu güzelliklerden zevk alır ve "İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah'ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır." (Bakara Suresi, 207) ayetiyle haber verildiği gibi nefislerindeki bu hastalıktan kolaylıkla kurtulurlar.