DİN AHLAKINI TAM ANLAMIYLA YAŞAMAYAN İNSANLARDAKİ TAVIR BOZUKLUKLARI

Müslümanların önemli özelliklerinden birisi hayırlarda yarışıp, öne geçmeleri ve sürekli salih amel peşinde olmalarıdır. İnsanlardan bazıları ise kendilerini Müslüman olarak tanımlamalarına rağmen, dine hizmet ve bağlılık konusunda şevksizdirler. Allah Kuran'da bu kimseleri "bir ucundan ibadet edenler" olarak tanımlamaktadır. Bu kişiler, şevksizliklerini ve Kuran ahlakına uymayan tavırlarını kimsenin fark etmeyeceğini zannederler. Ancak bu büyük bir yanılgıdır, çünkü bu kişilerin konuşmalarında, tavırlarında hayata bakış açılarını ortaya koyan birçok belirti bulunmaktadır.

Bir Müslüman, Allah'a olan bağlılığının ve sadakatinin gücünü tümüyle imanından ve Allah'ı gereği gibi takdir edebilmesinden alır. Çünkü böyle bir insan tüm kainatı yoktan Yaratan, koruyup kollayan yegane gücün Allah olduğunu ve Allah'tan başka sığınacak hiç kimsesi olmadığını kavramıştır. Allah'ın sonsuz sevgi, merhamet ve sınırsız adalet sahibi olduğunun da şuuruna varmıştır. Aynı şekilde Rabbimizin kendisine sunduğu onca nimete ve rahmete karşılık, O'na kulluk etmekten yüz çeviren kimselere karşı azaplandırıcı olduğunu da bilmektedir.

Işte bu nedenle de samimi bir mümin, kendisine tek dost ve yardımcı olarak Allah'ı bilir ve hayatını O'nu razı etmeye adar. Tüm sevgisini ve sadakatini önce Allah'a, sonra Allah'ın dostu olan iman sahiplerine yöneltir. Allah Kuran'da müminlerin Rabbimize olan bu sevgilerinin gücünü şöyle bildirmiştir:

İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür... (Bakara Suresi, 165

) Kalbinde gerçek imanı yaşamayan bir kimse ise diliyle her ne kadar bu gerçeği tasdik etse, Allah'ı herkesten çok sevdiğini ve hayatını Allah'ı hoşnut etmeye adadığını söylese de tavırlarıyla bunu ortaya koyamaz. İçtenlikle Allah'a yönelen bir insanın tavrı bu kimsede görülemez. Çünkü Allah'ı seven bir insanın en başta yapması gereken şey, Allah'ın dinini en mükemmel şekilde yaşamaya çalışmaktır. Allah'ın dinine sahip çıkmak ve İslam ahlakının dünya üzerinde hakim olması için candan ve samimi bir çaba içerisine girmektir. Hayatının asıl amacı Allah'ın şanını yüceltmek ve insanlara onları Yaratan Allah'ı tanıtıp sevdirmek olmalıdır. Eğer ortada bu konularla ilgili ciddi ve samimi bir çaba yoksa, bu kişinin Allah'ın Kuran'da açıkladığı Müslüman ahlakını gerçek manada gösterdiği söylenemez. Eğer kişi Kuran ahlakını yaşamak konusunda gevşeklik gösteriyor, hayırlarda yarışmıyorsa, bu durum o kişinin şevksizliğini ifade etmektedir.

Allah Kuran'da bir kişinin Kuran ahlakını gerçek manada yaşamadığını, imanda derinleşme konusunda çaba göstermediğini anlayabilmemiz için bizlere bazı yollar göstermiştir. Bu yazı dizisinde söz konusu insanların Allah'ı az anmak, Kuran ayetlerini göz ardı etmek, din ahlakını anlatma konusunda isteksiz davranmak gibi bazı özelliklerini Kuran ayetleri ışığında inceleyeceğim. Bu özelliklerden biri, imani zaafları bulunan bu insanların Allah'ı çok az anmalarıdır.

Allah'ı az anmaları...

Müminlerin şevklerini ortaya koyan alametlerden biri kişinin Allah'ı anması, O'nun şanını yüceltmesi, O'na olan sevgisini ve bağlılığını konuşmalarıyla ifade etmesidir. Allah'ı dost edinen bir insan doğal olarak kalbinde yaşadığı bu coşku ve yakınlığı sözleriyle dile getirir. Kalbinde Allah sevgisini yaşamayan bir insanın ise bu ruh halinin taklidini yapması mümkün değildir. Bunu yapmaya çalışsa bile, sözlerindeki mantık bozukluğundan, şevksiz üslubundan veya samimiyetsiz konuşmalarından Allah sevgisini kalben yaşamadığı hemen anlaşılır.

Nitekim Kuran'a baktığımızda da Allah'ın "...İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar." (Nisa Suresi, 142) ayeti ile bunun kalbinde hastalık olan kimselere has bir özellik olduğuna dikkat çektiğini görürüz. Gerçekten de Allah sevgisinin coşkusunu yaşamayan bir insan, Allah'ın anıldığı bir ortamda suskunlaşır, konuşacak birşey bulamaz. Ancak aynı kişi menfaat umduğu bir konu açıldığında ya da cahiliye ahlakının yaşandığı bir sohbet ortamında bir anda bambaşka bir kimliğe bürünür. Hoş sohbet, konuşkan ve şevkli, neşeli bir insan haline gelir. Allah Kuran'da onların şevklerindeki bu çelişkiyi "Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O'ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar." (Zümer Suresi, 45) ayetiyle bildirmiştir. Bu çelişkili karakter yapısının önemli sebeplerinden biri ise bu kişinin Allah'a karşı duymadığı sevgiyi, dine karşı duymadığı heyecanı cahiliye insanlarına ve cahiliye hayatına karşı duyuyor olmasıdır.

Ancak şu da unutulmamalıdır ki, bu durum müminler için de büyük bir rahmettir. Çünkü söz konusu kişiler her ne kadar imanlarındaki zayıflıkları saklamaya çalışsalar, müminlere kendilerini farklı şekilde tanıtmaya çalışsalar da bu konuda başarılı olamazlar. Müminler onların şevksizliklerini, gerçek imanı yaşamadıklarını hemen anlarlar.