ŞEYTAN İNSANLARI FAKİRLİK KORKUSUYLA CİMRİLİĞE SEVKEDER- 3-

Bu yazı dizisinin ilk iki bölümünde, cimriliğin şeytanın telkini ile yapılan ve Allah'ın razı olmayacağı bir ahlak özelliği olduğunu anlatmıştım. Cimri insanların bir diğer özelliği de bencil olmalarıdır. Sadece kendi çıkarlarını düşünen, diğer insanların içinde bulundukları zor koşullarla ilgilenmeyen bir insan, bu kişiler için bir harcama yapma gereği de duymaz. Hatta kendisi dışındaki kişiler için yapacağı her harcamayı veya onlara verilen her eşyayı bir kayıp olarak görür.

Bencil insan küçük bir çocuğun aç kalmasından, yaşlı bir insanın sokakta yaşamasından rahatsızlık duymaz. Rahatsız olsa bile küçük yardımlarla vicdanını rahatlatır, ancak kendi menfaatiyle çatışacağını düşündüğü gerçek bir fedakarlık yapmaya yanışmaz. Genelde böyle bir insan için mal sevgisi ve tutkusu vicdanlı bir tavırdan çok daha önceliklidir. Allah bir ayetinde insanların mal tutkularından dolayı katılaştıklarını şöyle bildirir:

Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır. (Adiyat Suresi, 8)

Bencil insanların tek gayeleri kendi rahatlarının yerinde olmasıdır. Bunu sağladıktan sonra çevrelerindeki insanların üşümeleri, aç kalmaları, kıtlık içinde olmaları onları ilgilendirmez, bunlardan dolayı vicdani bir sorumluluk hissetmezler. Bediüzzaman Said Nursi bu ahlakı bir sözünde şöyle açıklar:

"...Bir hodgam adam bize diyor:

"Ben susuzluktan ölsem, yağmur hiçbir daha dünyaya gelmesin. Eğer ben görmezsem bir saadeti, dünya istediği gibi bozulsun. "İşte bu ahmakane kelime dinsizlikten çıkıyor, ahireti bilmemekten geliyor. Hariçten içimize girmiş, zehirliyor. (Hutbe-i Şamiye, s. 51)

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin yukarıdaki sözünde de örnek verdiği gibi bencil bir ahlak ancak ahireti düşünmemekten kaynaklanır. Çünkü Allah'tan korkup sakınan bir insan, diğer insanların tüm sorumluluğunu üzerinde hisseder. Her türlü imkanını en akılcı ve vicdanlı bir şekilde kullanır. Malın tümünün Allah'a ait olduğunu bir an olsun aklından çıkarmaz. Vicdan sahibi insan hiçbir endişe taşımadan Allah'ın kendisini koruyacağını ve kollayacağını bilerek, fedakarane bir hayat sürer. Böyle bir insan, gösterdiği güzel ahlaktan dolayı müthiş bir huzur ile yaşar.

Cimri insan, aynı zamanda tamahkardır


Mal düşkünü bir insan, akıl ve vicdan sahibi bir insanın kesinlikle tenezzül edip yapmayacağı şeyleri yapar, en küçük şeylere tamah eder, fırsatçı olur. Her durumda kendisine nasıl bir çıkar sağlayacağını hesap eder. Belki ömrü boyunca kullanmayacağı küçükcük bir şeyi elde edebilmek için olmadık oyunlar oynar, yalan söyler, sahtekarlık yapar. Örneğin tamahkar insan, kendinden bir şey istendiğinde bir sürü yalan söyleyerek istenileni vermez. Otele veya restauranta gittiğinde veya uçağa bindiğinde çatal, bıçak, havlu, sabun gibi kendisine ait olmayan şeyleri alır. Böylece bir havluya daha sahip olmakla kar ettiğini, fazladan bir sabuna para vermekten kurtulduğunu düşünür. Yemek hazırlandığında en önce oturup, kaç kişinin yemekten istifade edeceğini hesaplamadan, tabağını aç gözlülükle doldurur. Herkesten birkaç köfte daha fazla yemeyi bir kazanç sayar. Kendi telefonundan aramak yerine başka birinin telefonundan aramayı kar sayar.

Elinde onca imkan olmasına rağmen sırf mala düşkünlüğü ve dünya hırsı bu insanın doyumsuz ve tamahkar olmasına, en küçük şeyler için bile fırsatçılık yapmasına neden olur. Bu insanlar yaptıklarıyla dünya hayatında kar elde ettiklerini zannederler. Oysa gösterdikleri bu ahlaktan dolayı tüm insanların gözünde küçük ve aşağılık bir duruma düşerler. Kendilerine dahi saygıları kalmaz. Ve herşeyden önemlisi tevbe edip ahlaklarını düzeltmemeleri durumunda, ahirette de Allah'ın sonsuz azabı ile karşılık görürler. Allah tamah eden insanları ayetlerinde şöyle bildirir:

Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (bu adam)ı Bana bırak;

Ki Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal' (servet) verdim.

Göz önünde-hazır çocuklar (verdim).

Ve sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim.

Sonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur). (Müddessir Suresi, 11-15)

Cimri İnsan Hırslıdır

Cimri insan hem elindekini harcamayıp tutar, hem de malının ve mülkünün daha da artması için her fırsatı kullanır. Elbette bir insan Allah yolunda harcamak için zengin olmayı isteyebilir ve bunun için her türlü imkanını kullanmak isteyebilir. Ancak burada kastedilen Allah'ın rızasını unutarak, tamemen hırs ile malını sahiplenen ve artırmaya çalışan insanlardır. Böyle bir insan bir kişinin bile bunları kullanmasından büyük bir rahatsızlık duyar. Hiç ihtiyacı olmadığı halde sadece elinin altında olması bile ona garip bir tatmin duygusu verir. Kendisinden daha güzel bir arabası olan veya kendisinden daha fazla kıyafeti bulunan bir insan onda gerilim oluşmasına neden olur. Allah mal sevgisinin hırsa dönüştüğü bu insanlar için bir ayetinde şöyle bildirir:

(Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı. Gerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı. Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar. Ona bir hayır dokunduğunda engelleyici olur (veya cimrilik eder). (Mearic Suresi, 18-21)

Hiç unutulmamalıdır ki, dünya hırsıyla mala, çocuklara, paraya, işlerine, akrabalarına, evlerine tutkuyla bağlanan bu insanlar ahirette çok farklı bir hayat yaşayacaklardır. Dünyada elde ettikleri zenginliğin ve mülkün en küçük bir parçasına dahi asla kavuşamayacakları gibi, -eğer tevbe etmezlerse- dünyada Allah rızasını unutarak elde edip hırs yaptıkları her mal onlara sonsuz cehennem azabı olarak geri dönecektir.