ŞEYTAN İNSANLARI FAKİRLİK KORKUSUYLA CİMRİLİĞE SEVKEDER -2-

Allah Kuran'da şeytanın insanları fakir kalmakla korkutup onlara çirkin hayasızlığı emredeceğini bildirmiş ve kullarını bu tehlikeye karşı uyarmıştır. (Bakara Suresi, 268)

Şeytanın insana verdiği fakir kalma telkini ile ortaya çıkan cimrilik, dünya hırsının ve kişideki tevekkül eksikliğinin önemli belirtilerindendir. Bu nedenle müminler ahirete karşı dünya hayatlarını satarak hayırlarda yarışır, cimrilikten şiddetle sakınırlar. Bir önceki yazımda detaylı olarak üzerinde durduğum gibi bir çok insan ilerleyen yıllarda fakir ve kimsesiz kalacağını düşünerek, sahip olduğu maddi birikimini Allah yolunda harcamaktan çekinir. Oysa bir insanın ömrünün ne kadar olacağı konusunda hiçbir bilgisi yoktur. Ve bilmediği bir gelecek için hazırlık yapmak insan için büyük bir kayıptır. Çünkü her insan ancak yaşadığı andan emin olabilir ve o anda Allah'ın rızasını kazanabileceği en büyük hayırları işlemekle mükelleftir. Ayrıca tüm canlıların rızkını veren Allah'tır. Örneğin insan ömrü boyunca sahip olduklarını cimrilikle elinde tutup, yığıp biriktirir, ama Allah dilerse tüm birikimini bir felaketle bir anda yitirebilir. Bu nedenle her insan aklını ve vicdanını kullanmalı ve içinde bulunduğu durumda kendisi ve ahireti için en hayırlı olacak olan seçimi yaparak malını ve mülkünü hayırda kullanmalıdır. Bunu yapan kişi Allah'a tevekkül etmeli, güzel ahlakının karşılığını dünyada ve ahirette kat kat fazlasıyla verecek olanın, Rahman ve Rahim olan Rabbimiz olduğunu bilmelidir.

Bediüzzaman Said Nursi gelecek endişesine kapılmadan mallarını Allah yolunda kullanan insanların ahirette görecekleri güzel karşılığı şöyle tarif etmektedir.

Merak etmeyiniz! Sizin ebedi bir gençliğiniz var, gelecek. Ve Parlak bir hayat ve nihayetsiz bir ömür sizi bekliyor. Ve zayi ettiğiniz evlad ve akrabalarınızla sevinçlerle görüşeceksiniz. Ve ettiğiniz bütün iyilikleriniz muhafaza edilmiş mükafatlarını göreceksiniz. (İman ve Küfür Muvazeneleri, s. 217)

Allah birçok Kuran ayetinde müminlere infakta bulunmalarını emretmiş ve bunun karşılığını kat kat artıracağını şöyle müjdelemiştir.

Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitne (bir deneme)dir. Allah ise, büyük ecir (en güzel karşılık) O'nun katında olandır.Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr'dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halim'dir (cezayı vermekte acele etmeyendir). Gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir. (Teğabün Suresi, 15-18)

Malını yığıp biriktirmek Allah'ın hiç hoşnut olmadığı bir ahlaktır. Allah mallarını yığıp biriktirenler için bir ayetinde şöyle bildirmiştir:

Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz.

Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.

Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz.

Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz. (Fecr Suresi, 17-20)

Fecr Suresi'ndeki ayetler bencil, cimri ve dünya hırsı ile dolu insanların genel özelliklerini bildirmektedir. Bu insanlar Allah'ın ayetinde de bildirdiği gibi malı sadece yığma arzularından dolayı severler. Mallarını en güzel şekilde kullanıp hem kendilerinin hem de çevrelerindeki insanların bunları kullanmalarından zevk almazlar. Oysa samimi bir mümin kendisi nimet ve zenginlik içindeyken başka insanların aç veya fakir yaşamalarına göz yummaz, sahip olduğu herşeyi diğer insanların da faydalanabileceği şekilde kullanmaya çalışır. Güzel bir yemek olduğunda bunu müminlerle paylaşır. Yemeğin lezzetinden çok mümin kardeşlerinin o yemekten zevk alması onu sevindirir. Veya giyemeyeceği halde giysilerini dolaplara yığmaz. Giyebileceği kadarını kendisine ayırıp, diğerlerini ihtiyaç içinde olanlara verir. Bu eşyalara karşı içinde bir yığma tutkusu ve hırsı kesinlikle duymaz. Mümin malını, parasını, yiyeceğini, eşyasını cömertçe ihtiyaç içindeki kişilere ikram eder.

Tüm canlıları rızıklandıran mülkün sahibi olan Rabbimizdir. Bu eşyaların veya mülkün hiçbiri insanlara yığıp biriktirmeleri için verilmemiştir. Allah bunlarla her insanı dener. Allah'ın verdiği malı Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için cömertçe harcayanlar bunun karşılığını dünyada ve ahirette kazanırlar. Dolaplarında, bankalarında, kasalarında, büfelerinde, buzdolaplarında, depolarında, yastık altlarında yığıp biriktirenler ise ahirette her yığdıkları eşya veya para için tarifi mümkün olmayan bir pişmanlık duyacaklardır. Bunun nedenini Allah bir ayetinde şöyle bildirir:

Ey iman edenler, gerçek şu ki, (Yahudi) bilginlerinden ve (Hıristiyan) rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın" (denilecek). (Tevbe Suresi, 34-35)