ŞEYTANIN FISILTILARINA KULAK VERMEMEK

Şeytan, Allah'a iman etmeyen, İslam ahlakına uygun yaşam sürmeyen herkes üzerinde etkilidir. Bu Kuran'da bildirilen bir gerçektir. Allah Kendisi'ne teslim olmayan kullarının şeytanın verdiği vesveselerle ve telkinle hareket ettiğini haber vermiştir. Şeytan ayrıca müminlerin arasında da etkili olmak ister; bunu şiddetle arzu eder. İnkar edenler zaten onun telkiniyle hareket ettikleri için, şeytan müminlerle uğraşmak, onları doğru yoldan çıkarmak için çok ciddi çaba sarf eder.

Cahiliye toplumunda insanlar günlük hayatlarındaki birçok hareketi şeytanın telkiniyle yaparlar. Ama kendileri bunun çoğu zaman farkında bile olmazlar. Örneğin bir insanın Kuran'a uymayıp kendisinin veya toplumun kurallarına göre yaşaması tamamen şeytanın ilkasıyla olur. Tarih boyunca elçilerin uyarılarını dinlemeyip Allah'ı ve dini inkar ederek cahiliye hayatına devam eden insanlar bunu şeytanın ilkasıyla yapmaktadırlar. Böyle insanlar Kuran'a uygun davranmadıklarından sürekli bir kargaşa içinde yaşar, sıkıntı ve gerilim içinde hayatlarını sürdürürler. Birlik gibi gözüken insanlar ve topluluklar bile ufak bir çıkar çatışmasında birbirlerine düşerler. Kalplerinde kıskançlık ve öfkenin bulunduğu, herkesin kendi fikrinin doğruluğunu ispatlamaya çalıştığı bir ortamda böyle sıkıntıların olması da kaçınılmazdır. Bu, akıl ve vicdan kullanmayan her insanın düştüğü sondur. Allah bir ayetinde şöyle bildirmektedir.

...Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir. (Haşr Suresi, 14)

Şeytan her hareketini Kuran'a göre düzenleyen Müslümanları da birbirlerine düşürmek, onların arasını açmak ister. Ancak müminler ihtilafların şeytanın bir kışkırtma ve ayrılık çıkarma isteğinden kaynaklandığının farkındadırlar. Allah şeytanın ihtilaf çıkarma isteğine karşı çözümü Kuran'da şu ayetle bildirmektedir:

"Kullarıma sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır." (İsra Suresi, 53)

Ayette de bildirildiği gibi şeytan açıkça düşmanlık yapmak için yola çıkar; ancak müminin sözün en güzelini söylemesi, hakkın ve doğrunun sürekli savunucusu olması, onun şeytanın yaptığı bu plana engel olması demektir. Bu, Müslümanların arasını açmak ve düşmanlık çıkarmak isteyen şeytana da verilecek en güzel cevaplardandır. Şeytanın bu çabaları elbette boşunadır. Çünkü Müslüman için tek bir doğru vardır, o da Allah'ın bize Kuran'da bildirdikleridir. Müminler Allah'a kesin olarak iman ettiklerinden dolayı şeytanın oyunlarına düşmezler. Her düşüncenin ve her tavrın nasıl olması gerektiği Kuran'da açık olarak yazılıdır. İhtilafa düşmenin de Allah'ın sevmediği bir hareket olduğu Kuran'da bildirilmiştir. Sonuç olarak Kuran ahlakına göre yaşamadıkça herkes kendi fikrinin doğruluğunu kanıtlama ve karşı tarafı buna zorla da olsa ikna etme çabası içine girer. Bunun sonucunda ise insanlar sürekli bir çatışma içinde olurlar.

Hayatlarını rekabet içinde geçiren, illa kendi haklılığını ortaya çıkarmaya çalışan, çıkan sorunlara çözüm bulmaktan ziyade tartışmaya giren ve ihtiyaca yönelik çözümü bulamayan insanlar yaşadığımız toplumda çok sayıdadır. Bu, Kuran ahlakını yaşamayan, Allah'ın Kuran'da bildirdiği doğru yoldan ilerlemeyen insanların içinde bulunduğu durumdur. Ancak bu sadece yukarıda anlattıklarımızla da sınırlı kalmaz. Şeytana uyan insanlar arasındaki fikir ayrılıkları, fikir çatışmaları, ihtilaflar beraberinde kavgaları, şiddeti getirebilmektedir. Şeytan bu kötü sonuçlara ulaşmadan insanları asla rahat bırakmaz. Bu karaktere sahip kişilerle makul ölçülerde konuşabilmek, onlara güvenmek, inanmak mümkün olamaz. İşte bu yüzden akıl ve vicdan sahibi, Kuran'ı kendine rehber edinmiş her mümine çok iş düşmektedir.

Böyle insanların içinde bulunduğu kargaşa ortamına, sadece kendilerini değil tüm dünyayı etkisi altına alan kötülüklere son vermeye ancak ve ancak vicdan sahibi kişilerin ittifakı vesile olacaktır. Müminler yaşamları boyunca ihlasla yeryüzünde kötülüğün yerine iyiliğin, güzelliğin yaygınlaşmasıyla geçirirler. Bu Allah'ın iman edenlerin üzerine yüklettiği çok büyük bir sorumluluktur. Çünkü Allah Kuran'da müminlerin birbirlerine yardım etmemesi durumunda yeryüzünde fesat çıkacağını bildirmiştir:

İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

Her türlü faaliyeti yaparken alacağımız ölçü, başta da belirttiğimiz gibi sadece Allah'ın Kuran'da bildirdikleridir. Çünkü tüm kainatı ve canlıları yaratan Rabbimiz, uyuşmazlıkların çözümünü de içeriğinde tüm bu ihtilafların çözümünün yer aldığı, hak elçisi Hz. Muhammed'e (sav) gönderdiği sözleriyle anlatmaktadır.