MÜMİN, ALLAH'A TESLİM OLMUŞTUR

Allah'a iman, insanı çok üstün bir ahlaka yöneltir. Böyle bir insana Rabbimiz sonsuz rahmetinden türlü nimetler bahşeder; ona dünyada ve asıl olarak da sonsuza kadar ahirette güzel bir hayat nasip eder. Müminlerin hayatları boyunca Allah'ın sonsuz kudretine, aklına ve yarattığı kaderine teslim olmaları, onların Rabbimize olan imanlarından ve sonsuz güvenlerinden kaynaklanır.

Rabbimiz insanları yalnızca Kendisine kulluk etmeleri için yaratmış, onlara doğruyu yanlıştan ayırmalarını sağlayacak Kitabını göndermiştir. İnsanların yapması gereken tüm kainatı yoktan var eden Rabbimizi hayatı boyunca tanıyıp, takdir etmek, O'nun sonsuz özelliklerinin tecellilerini görüp şükretmektir. Allah'a olan yakinini artıran iman ehli bir insan Rabbimize teslim olarak tüm hayatını bir eğitim içinde geçirir. Bu eğitim sırasında Allah inananları türlü olaylarla dener. Nitekim insanların hayatları boyunca denemeden geçirilecekleri Kuran'ın pek çok ayetinde bildirilmiştir. Allah'ın istediği insanların Kendisine teslim olması, Kuran'ı tam olarak uygulamasıdır. Bu da insanların fıtratına tam olarak uygundur. Gerçekten de insanlar ancak dini yaşadıklarında huzurlu bir yaşam sürebilirler. Allah'ın insanlara gönderdiği son kitap Kuran-ı Kerim'de bildirildiği üzere insanlar ne zaman inkardan sakınıp, Allah'a yönelirlerse işte o zaman artık kesin olarak kopması olmayan bir kulba yapışmış olurlar. Rabbimiz iman edenlere yardım edeceğini ve onları destekleyeceğini Kuran'da müjdelemiştir. İşte bu şekilde inananlar dünyada ve ahirette Allah'ın rahmetine, lütfuna mazhar olurlar. Allah Kuran'da şöyle buyurmaktadır:

...Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkar edenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi 256,257)

Müminler Allah'a her an teslim olduklarından dolayı huzurlu ve olgun bir ruha sahiptirler. Bu iman edenleri diğer insanlardan ayıran çok önemli özelliklerdendir. Zira Allah'a kendini teslim etmemiş, dolayısıyla iman ehli olmayan birçok insan gün içinde bir çok olaya olumsuz tepkiler gösterir. Örneğin yaptığı bir işinin istediği gibi beğenilip takdir edilmemesi ya da girdiği bir sınavdan tam istediği sonucu almaması veya gittiği yere geç kalması gibi gündelik hayatta karşılaşılması mümkün olaylara hep huzursuz, sıkıntılı ve sinirli tepkiler verir. Tüm bunlardan müteesir olur. Oysa iman edip kendisini Allah'a teslim eden bir insan neyle karşılaşırsa karşılaşsın işinde hep bir kolaylık olacağını bilir. Allah'ın herşeyi kendisi için hayırla yarattığının şuurundadır.

Bediüzzaman Said Nursi de sözlerinde Allah'a kendisini teslim edenlerin durumunu şöyle anlatmıştır

Her kim kendisini Allah'a malederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah'a mal olmazsa bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah'a mal olmak ise bütün eşyayı terk ve herşeyin O'ndan olduğunu ve O'na rücu edeceğini bilmekle olur. (Mesnevi-i Nuriye, s:101)

Ancak O'nun kudretiyle, iradesiyle her müşkil hallolur. Ve kapalı kapılar açılır. Ve O'nun zikriyle kalbler mutmain olur. Binaenaleyh, necat ve halas Allah'a iltica ile olur. (Mesnevi-i Nuriye s:53,86)

Vücudunu Mucidine feda et! Mukabilinde büyük bir fiat alacaksın. Çünki feda etmediğin takdirde, ya bad-ı heva zail olur, gider; veya O'nun malı olduğundan yine O'na rücu eder. (Mesnevi-i Nuriye s:112)

Allah'a kendini bırakmış, O'nun kaderine teslim olmuş bir mümin Allah'a teslimiyeti tarifsiz bir zevkle yapar. Zira müminler herşeyi pek ince bir plan ve hikmetle yaratan Rabbimizin yarattığı her olaya tevekkül ederler. Böyle kişiler her geçen gün imanlarında derinlik kazanarak, Kuran'a uygun üstün bir ahlakın nasıl olması gerektiğini kavramaya başlarlar. Bu çok önemlidir. Çünkü imanın derinliğini almış kişilerin tavırları, herhangi bir olaya verdikleri tepkiler Kuran'a tam uygundur. İman ehli olan kişiler bir mümin için kaderde herşeyin hayır olduğunu bildiklerinden başlarına gelen herşeye gönülden razı olurlar, yaşadıkları zorlukların karşılığını ahirette alacaklarını umduklarından saadet içinde yaşarlar. Her insan gibi onlar da dışarıdan bakıldığında olumsuzluk gibi gözüken olaylarla karşılaşabilirler. Ancak tüm bunları herşeyin tek hakimi olan Allah'ın yarattığını bilerek güzellikle karşılık verirler. Rabbimizin yarattıklarına teslim olmuş bir müminin asıl düşündüğü ahirette Allah'tan görmeyi umduğu güzel karşılıktır. Bununla birlikte Allah müminlere dünyada da güzel bir hayat vaat ettiğini Kuran'da müjdelemiştir. Peygamberlerin hayatı her konuda olduğu gibi bu konuda da müminler için çok güzel örnektir. Onlar her durumda ve her zaman kendilerini Allah'a teslim etmişler, Allah'ın razı olduğu kullarından olmuşlardır.

Bediüzzaman imanın lezzetini, Allah'ın Rab sıfatının müminler üzerindeki etkisini şöyle anlatır:

Hayatımın en saf lezzeti ve en halis saadeti imandadır. Yani beni yaratan ve yaşatan bir Rabb-i Rahimin mahluku ve masnuu ve memlükü ve terbiyegerdesi ve nazarı altında olmasına ve O'na her vakit muhtaç bulunmasına ve O ise hem Rabbim, hem İlahım, hem bana karşı gayet merhametli ve şefkatli bulunduğuna kat'i imanım öyle kafi ve vafi ve elemsiz ve daimi bir lezzet ve saadettir ki tarif edilmez. (Şualar s:62)

Ey devamı isteyen nefis! Daimi bir Zatın zikrine devam eyle ki devam bulasın. Ondan nur al ki sönmeyesin. O'nun cevherine sadef ve zarf ol ki kıymet olasın. Onun nesim-i zikrine beden ol ki, hayattar olasın. Esma-i İlahiyeden birisinin hayt-ı şuaiyle temessük et ki adem deryasına düşmeyesin. (Mesnevi-i Nuriye, s:174)