|
KURAN'DA
CÖMERTLİK -1-
Allah,
dünyada herşeyi bir amaç için ve belli bir ömürle yaratmıştır. Sadece
insanların veya diğer canlıların değil, cansız eşyaların da belli
bir ömürleri vardır. Örneğin bir kıyafetin bir süre sonra rengi
solmaya başlar, iplikleri çıkar, tüylenir ve sonunda bir gün atılır.
En güzel evin sıvaları dökülür, rutubetlenir, ahşapları çürür ve
bir gün içinde oturulamayacak hale gelir. En lezzetli yemeğin birkaç
gün içinde tadı bozulur, sebze ve meyveler çürür. Her araba, en
pahalısı da olsa, bir gün hurdaya döner. Her insan çevresindeki
eşyalara baktığında bunların ne kadar geçici ve kısa ömürlü olduklarını
görecektir. Allah bir ayetinde herşeyin yok olacağını şöyle bildirmiştir:
(Yer) Üzerindeki her şey yok olucudur;
Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (kendisi) baki kalacaktır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (Rahman
Suresi, 26-28)
Ancak
nasıl ki kısa ve geçici insan ömrü, Allah'ın rızasını, rahmetini
ve cennetini kazanmak için geçirildiğinde son derece değerli hale
gelirse, eşyalar da Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak
için kullanıldıklarında gerçek manevi değerlerini kazanırlar. Bediüzaman
Said Nursi Hazretleri bu konuyu şöyle bir örnek ile açıklamaktadır.
"Eğer alat ve cihazat Allah'a verilirse, baki birer elmas olurlar.
Eğer verilmezse, fani birer şişe olurlar." (Nurun İlk Kapısı, s.
12) Örneğin bir insanın nefsi için kullandığı, hırsını yaparak
aldığı, bununla insanlara gösteriş yaptığı araba bir gün gelir hurdaya
döner. Ancak bu araba Allah rızası için, hayırlı işlerde kullanıldığında,
ahirette insana sonsuza kadar büyük zevk veren güzel bir köşke vesile
olarak manevi bir değer kazanabilir.
Bu nedenle İslam ahlakında önemli bir yeri olan cömertlik kavramı
Müslüman'ın ahireti için son derece büyük önem arzetmektedir. Yeryüzünde
varolan tüm malların ve zenginliklerin Allah rızası için harcanmaları,
herbirinin ahirette bir güzelliğe vesile olması açısından son derece
önemlidir. Malını ve zenginliğini cömertçe Allah'ın hoşnut olacağı
şekilde harcayan bir insan bunun karşılığını ahirette fazlasıyla
bulacak, böylece dünya hayatında sahip olduğu herşey onun için sonsuza
dek sürecek bir saadete dönüşecektir.
İnsanın malını Allah rızası için harcaması pek çok insanın sandığının
aksine o kişiye dünyada ve ahirette sayısız güzellik, bolluk, bereket
ve nimet getirir. Allah dünya hayatında hayır ve iyilik için yapılan
harcamaları Allah'a verilmiş güzel bir borç olarak belirtmiş ve
cömertçe davrananları cennetle müjdelemiştir:
Allah'a
güzel bir borç verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu onun için
kat kat arttırır. Onun için 'kerim (üstün ve onurlu) bir ecir
vardır. O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, nurları önlerinde
ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde
ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir."
İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Hadid Suresi, 11-12)
Malını
Allah yolunda infak etmek her Müslüman'ın severek ve isteyerek yapması
gereken çok önemli bir ibadettir. Ancak tüm ibadetler gibi infak
ibadetini de Allah'ı en çok razı edecek şekilde yapmak gerekir.
Düşünecek olursak bugün dünyada yaşayan kaç kişi varsa, bir o kadar
da "iyilik" anlayışı vardır. Hangi insana sorsanız size kendi ahlak
anlayışını anlatır. Ve bu anlayışına göre kendisinin son derece
iyi ve temiz kalpli bir insan olduğunu, hiç kimseye zararının dokunmadığını
söyler. Tanıdığınız insanlardan herhangi biri kendisine kötü ahlak
özelliklerinden birini yakıştırır ve bunu itiraf eder mi? Bu insanların
arasında kendisinin bencil, huysuz, aksi, riyakar, sahtekar, düzenbaz,
iftiracı, cimri, yalancı, hasut, dedikoducu olduğunu söyleyen biri
çıkar mı? Elbette ki hayır. Bunların hiçbirini değil size, kendilerine
dahi itiraf etmezler. Çünkü kendi ahlak anlayışlarına göre öyle
değildirler. Aslında bu, insanlar arasında yaygın olan "kötünün
iyisi" mantığıdır. İnsanların büyük bir bölümü kötünün çok ve şedid
olmasından dolayı, kendi kötülüklerini ve ahlak yönünden eksikliklerini
görmezler veya görmezden gelirler. Kendilerini her konuda iyi ve
yeterli gördükleri gibi bir de bunlarla böbürlenirler. Allah, kendisini
gösterdiği kötü ahlaka rağmen yeterli ve iyi gören, ancak ahirette
yanıldığını anlayacak olan insanların durumunu Kuran'da şöyle bildirir:
De ki: "Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak
olanları size haber vereyim mi? Onların, dünya hayatındaki bütün
çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta
sanıyorlar." (Kehf Suresi, 103-104)
Cömertlik
kavramı için de aynı ölçü söz konusudur. Hiç kimse kendisine cimriliği,
harisliği ve bencilliği kondurmaz. Belki gerçekten de bir insan
çevresindeki kişilerle karşılaştırıldığında son derece fedakar ve
cömert sayılabilir. Ancak her insanın Kuran'da cömertlik konusunda
verilen örnekler üzerinde düşünmesi ve kendisine "ben de bu salih
müminlerle benzer koşullar altında bulunsam onlar gibi davranır
mıydım?" diye sorması gerekir. İman eden her insan, kendi belirlediği
veya çevresinde gördüğü anlayışların tümünü terk edip tüm tavır
ve davranışlarında sadece Kuran'ı ölçü almalıdır. Çünkü Allah'ı
razı etmek ve ahirette kayba uğrayanlardan olmamak için tek ölçü
Kuran'dır.
|