|
ALLAH'IN
ADINI ANMAKTAN UZAKLAŞAN TOPLUMLAR
Allah insanı ve tüm kainatı her detayı ile birlikte Yaratan, sonsuz
güç sahibi olandır. İnsan, maddi ve manevi tüm özelliklerine Allah'ın
rahmeti sayesinde sahiptir ve Allah dilediği zaman tüm bu nimetleri
geri alabilir. İnsanın böyle bir durumu engellemesi ise kesinlikle
mümkün değildir.
Allah'ın gücüne böylesine bağımlı olarak yaratılmış olan insanın
O'nun varlığını inkar eden ya da imanını diliyle ifade etmekten
özenle kaçınan bir anlayış içinde olması çok büyük bir akılsızlıktır.
Çevresinde gördüğü her detay hakkında akıl yürütebilen ve nefsinin
türlü baskılarına rağmen gerçekler karşısında dürüstlükten ödün
vermeyen bir kişinin Allah'ın varlığını inkar etmesi imkansızdır.
Çünkü O'nun varlığının delilleri tüm kainatı kaplamıştır. Tarafsız
bakan her göz, gördükleri üzerinde düşünen ve hiçbir ön yargının
etkisi altında kalmadan sağlıklı sonuçlar çıkarabilen her kişi mutlaka
Allah'a iman eder, O'nun sonsuz gücüne teslim olur. Bu inanç, insanın
hayatının her anının Allah'ın kontrolünde olduğunu, başına gelen
her şeyi oluşturanın Allah olduğunu ifadeleriyle de belirtmesini
gerekli kılar. Örneğin kazandığı bir başarı olduğunda kendisine
bu başarıyı verenin Allah olduğunu, özel yeteneklere sahipse bu
yeteneklerin kendisine Allah'ın bir lütfu olduğunu bilmesi ve bunu
ifade etmesi gerekir. Eğer güzel bir görünümü varsa, tüm o güzelliğin,
kemiklerin üzerine geçirilen ete ve deriye o şekli veren gücün sadece
Allah olduğuna, zeki ise kendisine hızlı anlama ve kavrama yeteneğini
verenin Rabbimiz olduğuna samimiyetle ikna olması ve bunu her fırsatta
dile getirmesi gerekir. Bu, normal akıl ve vicdana sahip her insanın
yapması gereken bir tavırdır.
İnsan, çok açık olan bir gerçeği yalanlaması ve gördüğü halde görmezlikten
gelmesi sağlıklı bir yaklaşım olmayacağından, kendini böyle bir
konuma sokmaktan şiddetle kaçınmalıdır. Bu tarz tepkilerin cahiliye
insanları arasında itibar görmesi insanı kandırmamalıdır. Çünkü
iyi gözlemlendiği takirde, yaşadığımız yüzyılda insanların büyük
bir bölümünün Allah'a yöneldiklerini görürüz. Bu kişiler arasında
milyonlarca insanın örnek aldığı ünlü kişilerin ve saygın devlet
adamlarının olması ise son derece önemlidir. Dünyanın dört bir yanındaki
insanlar inançlarını ifade etmekten asla çekinmeden gurur ve onurla
inançlarını en güzel şekilde dile getirmektedirler. Sözlerine; sahip
oldukları yeteneklerini ya da akli özelliklerini kendilerine bahşeden
Allah'a şükrederek başlamaktan en ufak bir tedirginlik duymamaktadırlar.
Popülerliklerini kaybetme, inançlı olmaları nedeniyle hayran kitlelerinin
kendilerinden soğuması gibi ihtimalleri düşünmeden, Allah'a iman
ettiklerini çekinmeden vurgulamaktadırlar. Harun Yahya "Batı Dünyası
Allah'a Yöneliyor" adlı kitabının 11. sayfasında bu yönelişi şu
şekilde ifade etmektedir:
Son
yıllarda medyada "Allah'a inanıyorum", "her gece dua ederim, "Allah'a
şükretmediğim tek bir günüm bile geçmiyor.", "Allah sizi ve ülkemizi
korusun", "Allah'a teşekkür ederim" gibi başlıklı haberlere çok
sık rastlıyoruz. Ancak bu haberlerde üzerinde dikkatle durulması
gereken nokta bu sözleri kimlerin söylediğidir. Bu sözlerin sahipleri
dünyada milyonlarca kişinin beğeniyle izlediği sanatçılar, gençlerin
şark ılarını ezbere bildiği şarkıcılar, insanların maçlarını takip
ettiği sporcular veya dünya politikasına yön veren ülkelerin liderleridir.
Toplumun önde gelen kişileri, bu sözleriyle tüm dünyada büyük
bir hızla yayılan Allah'a yönelişin en somut örneğini sergilemektedirler.
Bu insanlar inançlarını dile getirmekten hiç çekinmeden, her fırsatta
Allah'a olan sevgilerini ve bağlılıklarını vurgulamaktadırlar.
Sanatçılar, kendileriyle yapılan röportajlarda, albümlerinin kapaklarında,
çevirdikleri filmlerde, söyledikleri şarkılarda, ödül törenlerinde;
politikacılar günlük hayatlarında, konuşmalarında kısacası her
fırsatta Allah'a karşı olan bağlılık duygularını anlatmaktadırlar.
İngiltere ve Amerika gibi dünyanın en gelişmiş ülkelerinin başında
olan liderler de yaptıkları birçok konuşmada Allah'a yönelişin,
manevi değerlerin insanlık açısından öneminin üzerinde durmaktadırlar.
Örneğin dindar kimliğiyle tanınan İngiltere Başbakanı Tony Blair,
2001 yılı Ocak ayında düzenlenen bir toplantıda İslam'daki sosyal
adalet kavramının kendisini çok etkilediğini söylemiştir. Ve yine
Kuran'da yer alan zekatı örnek vererek yardımlaşmanın toplumlarda
yaygınlaşmasını umduğunu dile getirmiştir. Tony Blair'in bu sözleri,
tüm dünyada Kuran ahlakına yönelişe büyük bir ihtiyaç olduğu ve
bu sürece hızla girildiğini göstermektedir."
Batı
toplumlardaki Allah'a yöneliş tüm iman edenler için çok büyük bir
müjdedir. Bu da İslam ahlakının tüm dünyada yaygınlaşmasıdır. Çünkü
Allah bu yönelişi vesile ederek dünyada Kuran ahlakının yayılması
için uygun bir ortam hazırlamaktadır. Allah'ın izniyle 21. yüzyıl
dünyada İslam ahlakının hakim olduğu, kutlu bir dönem olacaktır.
Özlenen barış, huzur, adalet ve güven ortamı da işte bu dönemde
sağlanacaktır.
|