|
ŞEYTANIN
OYUNU TEMBELLİK
Şeytanın en önemli hedefi insanların doğru yoldan sapmalarını sağlamaktır.
Bu menfi amacını gerçekleştirmek için her türlü yöntemi deneyen
şeytan, onlara sağlarından, sollarından, önlerinden ve arkalarından
yaklaşır. İrade kullanmayan bir kişi şeytanın çağrılarına kolaylıkla
kapılıp, onun istediği şekilde hareket eder. Buna karşın Allah'a
teslim olan iman sahipleri şiddetli Allah korkularından dolayı Rabbimizin
razı olacağını tavırları göstermede irade gösterirler.
Dinden uzak yaşayan toplumlar üzerinde şeytanın tembellik telkini
çok şiddetlidir. Çünkü tembellik insanı İslam'ın getirdiği güzel
ahlaktan uzaklaştırır. Eğer düşüncede ve iradede şiddetli bir tembellik
varsa, o anda bu kişinin dinin gereklerini hakkıyla yaşaması mümkün
olmaz. İnsanların çok büyük bir kısmı tembelliğin ne olduğunu tam
olarak kavramazlar. Tembelliği daha çok, emekli olmuş, hiçbir işte
çalışmayan insanların özelliği olarak düşünürler. Oysa tembellik
sadece hiç hareket etmeyen, çalışmayı sevmeyen, dolayısıyla sürekli
olarak yan gelip yatan bir insan modeli değildir. Şeytan bu tür
bir tembellikle de insanları yönlendirmeye çalışmaktadır. Ama asıl
önemli olan fikir tembelliği, yani düşünmemektir. Çünkü eğer insan
iradesini hiç kullanmaz ve şeytanın bu etkisine kapılarak düşünmekten
kaçarsa o zaman anlayıştan yoksun, apaçık olan gerçekleri göremeyen,
düşünmesi gerekenler detaylıca anlatılsa bile bunları kavrayamayan
bir insan haline gelmektedir. Kuran'da bu anlayışsız insanlara ve
özellikle çok sayıda olmalarına pek çok ayet ile dikkat çekilmiştir.
Sağırdırlar,
dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler. (Bakara Suresi,
18)
Dediler ki: "Bizim kalplerimiz örtülüdür." Hayır; Allah, inkarlarından
dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder.
(Bakara Suresi,88)
Ayetlerde
anlatılmış olan bu insan modeli aslında çoğu kişiye pek uzak değildir.
Eğer insan samimi olarak düşünürse, belki de etrafındaki çoğu insanın
böyle bir tembellik içinde olduğunu kolayca fark edecektir. Ancak
böyle bir ruh halini taşıyan insanlar, genelde içinde bulundukları
durumun da farkına varamazlar. Buna karşın şeytanın bu telkininden
ve etkisinden çıkmak çok kolaydır. İnsanların bunu nasıl yapacakları
ise Kuran'da şöyle tarif edilmiştir;
Eğer
sana şeytandan yana bir kışkırtma gelirse, hemen Allah'a sığın.
Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah'tan) Sakınanlara şeytandan
bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar),
sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Şeytan'ın) Kardeşleri
ise, onları sapıklığa sürüklerler, sonra peşlerini bırakmazlar.
(Araf Suresi, 200-203)
Ayette dikkat çekildiği üzere şeytanın bu etkisini ortadan kaldırmanın
yolu sadece samimi olarak düşünmektir. Ancak insanların çoğu bu
kolay yönteme başvurmak yerine şeytanın büyüsüne kapılmaktadırlar.
Eğer insan dikkat vermekten ve düşünmekten kaçınırsa, o zaman şeytanın
kendisini saptırmak için hazırladığı tuzağa hemen düşecektir. Ki
çoğu insan düşünmenin kendisini yoracağı gibi son derece yanlış
bir hisse kapılarak, düşünmek yerine tembelliği seçerek şeytanın
oyununa gelmiş olur. Halbuki asıl zor olan tembelliktir. Şeytan
insanların düşünmelerini engelleyerek ve onları tembelliğe sürükleyerek
asıl hedefine ulaşmış olur. Çünkü böylece onların anlayıştan yoksun
insanlar haline gelmelerini sağlamıştır. Bu emelini gerçekleştirmek
için önce dinden uzak yaşayan insanları saçma uğraşılar içine sokar
ve dünya hayatına iyice dalmalarını sağlar. Ayette bu durum "…
De ki: "Allah." Sonra Onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında
oyalanıp-dursunlar." (Enam Suresi, 91) şeklinde bildirilir.
Şeytan tembellikle insanları din ahlakından uzaklaştırır
Hayatlarının sadece bu dünyadan ibaret zannedip, ahiret hayatını
gözardı eden insanların tek amaçları dünyada rahat etmektir. Bu
kişiler sadece dünyadaki çıkarlarına kafa yorarlar. En önemli konuları
ne yiyecekleri, ne giyecekleri, nerede okuyacakları, hangi evde
oturacaklarıdır. Bundan dolayı da kendilerini ölüm sonrasında nasıl
bir hayatın beklediğini düşünmezler.
Şeytan insana sürekli tembellik telkini yaparak, güzel işler yapmasını
engellemeye çalışır. Örneğin şeytanın tembellik yönündeki telkinlerinden
etkilenen bir insan;
İrade göstermediği için dinin gereklerini yapmayı erteler.
İrade ve sabır gösteremediği için oruç tutamaz.
Namazlarını vaktinde kılmaz. Uykusunu bölüp sabah namazına kalmaya
üşenir. Nitekim Allah ayetinde münafıkların namaza üşenerek geldiklerinden
bahsetmektedir.
Şeytan insanlara uyku hali verir. Bu şekilde onların salih amellerde
bulunmalarını, Allah rızası için çalışmalarını, din ahlakının yayılması
için gayret göstermelerini engellemek ister.
Ancak hiç unutmamak gerekir ki, şeytanın iman edenler üzerinde hiçbir
etkisi yoktur. İrade gösteren bir insan şeytanın telkinlerinden
etkilenmeyecek ve güzel ahlak gösterecektir. Çünkü insan ancak Allah'ın
istediği gibi yaşar ve güzel davranışlarda bulunursa rahat, mutlu
ve huzurlu olabilir. Buna karşın bir yandan da nefsi var gücüyle
kötülüğü emretmektedir. Bu durumda kişi irade göstermezse daima
nefsinin emirlerini yerine getirecektir. Halbuki tembelliğinden
vazgeçip irade gösterirse hem dünyada hem de ahirette güzel bir
hayat ile yaşayacaktır.
Güzel ahlakı oluşturan her özellik için irade gösterilmesi ve bu
konuda sebat gösterilmesi gerekir. İnsanlar kötülüğü bildikleri
gibi bundan sakınmayı, yani iyilikte bulunmayı da çok iyi bilmektedirler.
Güzel ahlakın nasıl uygulanması gerektiğini tüm insanlar vicdanları
yoluyla rahatlıkla bulabilirler. Çünkü Allah her insana doğruyu
yanlıştan ayırt eden bir vicdan vermiştir. Tembellik yapan ya da
çok kötü bir davranışta bulunan bir kimse de aslında iyi ve güzel
davranışın nasıl olması gerektiğinin farkında olarak bunları yapmaktadır.
Vicdanı bu kişiye de daima güzeli, iyiyi, doğruyu göstermektedir.
Fakat vicdanının sesine kulak vermeyen kişiler daima doğru yoldan
şaşırıp saparak nefislerine uymuşlardır.
|