|
CAHİLİYE
TOPLUMUNDA GİZLİ BİR HASTALIK: ALAY
Alaycılık insanlardaki eksik yönlere dikkat çekerek kendisini yüceltmek
isteyen insanlarda görülen bir ahlak bozukluğudur. Üstünlüğünü başkalarının
eksiklikleri üzerine bina etmek ve çevresindekileri ezerek bir yerlere
gelmeyi istemek, Kur'an'da zulüm olarak nitelenir. Müminler ise
zulmün her türlüsünden uzak dururlar. Kur'an'da alay şu ayetle yasaklanmıştır:
Ey
iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki
kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay
etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi
(kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü
lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir.
Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.
(Hucurat Suresi, 11)
Ancak
insanlar kimi zaman ahlak eksikliklerini açık açık göstermez, yapmak
istedikleri kötülüğü gizlice ve sinsi bir şekilde yerine getirirler.
Karşı tarafı gizlice kızdırmak, taciz etmek veya huzursuz etmek
için çeşitli yollar kullanırlar. Bunlar da biri de "gizli alay"dır.
Gizli alay
Alay cahiliye toplumunda oldukça yaygın olan bir tavırdır. İnsanların
bir çoğu günlük yaşamlarında alaya sıklıkla başvururlar. Çünkü cahiliye
toplumunda insanların eksikliklerini tespit etmek ve bu eksiklikleri,
o kişiyi küçük düşürmek kastıyla, ustaca gündeme getirmek özel bir
yetenek olarak görülür. Bu tavır din ahlakının yaşanmadığı her yerde
bir itibar ve üstünlük konusudur.
İnsanlarla nasıl alay edileceği daha ilkokul yıllarında öğrenilir.
Öğrencilerin öğretmenlerine ve arkadaşları arasından kendilerince
güçsüz gördüklerine karşı takındıkları alaycı tutum bu ahlak bozukluğunu
tecrübe etmenin ilk adımlarıdır. Daha sonra bu tecrübeler üniversite
yıllarına, iş hayatına ya da kişinin özel hayatına taşınır ve bu
insan artık alayı son derece doğal bir vasıf olarak yaşamaya başlar.
Ancak her konuda olduğu gibi alayın da açık açık yapılmadığı zamanlar
vardır. Bazı insanlar karşısındaki kişilerle gizlice, ima yollu
alay ederek kendilerini üstün göstermeye çalışırlar. Bunun yollarından
biri alay edilmek istenen kişinin zaaflarını gündeme getiren konuşmalar
yapmaktır. Örneğin kilolu olma konusunda hassasiyeti olan bir kişinin
önünde, şişman insanları eleştiren konuşmalar yapmak, kilolu insanlarla
ilgili küçük düşürücü fıkralar anlatmak veya başka birini hedef
seçerek şişmanlığı eleştirmek gizli alayın yöntemlerinden bir tanesidir.
Veya okuma yazması olmayan bir kişinin yanında okuyamamış insanları
aşağılayan, onları hakir gören konuşmalar yapmak da aynı mantığın
gereğidir.
Üstelik cahiliye ahlakında insanlarla gizliden gizliye alay etmenin
yolları bunlarla da sınırlı değildir. Örneğin kendisini becerikli
karşısındaki insanları beceriksiz gibi göstermek isteyen ve böylece
üstünlük elde edeceğini zanneden kişiler, genellikle insanlara yapamayacakları
işleri teklif ederler. Yabancı dili olmayan bir insan seçerek, özellikle
onun yanında içinde bolca yabancı sözcük içeren konuşmalar yaparlar.
Ya da ancak tecrübeli bir elemanın yapabileceği bir işi, işyerindeki
en bilgisiz ve en yeni kişiye vererek onun zor duruma düşmesini
seyretmek isterler. Böylece kendi becerileri ve kendi bilgilerini
herkesin gözünde teyit etmiş olurlar. Maddi gücünün yetersiz olduğunu
bildikleri bir kişiye pahalı bir yere gitmeyi teklif etmek ya da
sesinin çok kötü olduğunu bildikleri bir kişiden zorla şarkı söylemesini
istemek de gizli alay yöntemlerinden bazılarıdır.
Cahiliye toplumunda karşıdaki kişinin kusurlu olduğu alenen bilinen
bir yönünü överek alay etmek de oldukça yaygındır. Fiziki açıdan
güzel olmayan bir insanın ne kadar kusursuz bir güzelliğe sahip
olduğunu ısrarla söylemenin altında aslında genellikle gizli alay
yatar. Ya da saf olduğu bilinen bir insanın sürekli olarak zekasını
ve uyanıklığını övmek aslında bu kişinin saflığıyla alay etmenin
üstü kapalı bir yoludur. Cahil olduğu bilinen bir kişinin ne kadar
derin bir kültür sahip olduğunu söyleyerek ondan kendilerine çeşitli
şeyler anlatmasını istemek de aynı amaçla yapılır.
Halbuki tüm bunları üstünlük elde etmek veya insanlardan itibar
görmek kastıyla yapan kişiler aslında farkında olmadan çevrelerinin
kendilerinden öfke duymasına sebep olurlar. İnsanların bu tip kişilerden
çekinme ve onlara itibar gösterme sebepleri de aslında bu insanların
kendilerine bir zarar vermesini engellemek için alınan bir çeşit
tedbirdir. Bu nedenle alaycılıkla insanların sevgi ve saygısını
kazanmak isteyenler her zaman tam tersiyle karşılık görür, hem yalnız
kalır hem de insanların nefretini kazanırlar.
Tarih boyunca kendisini bütün insanlardan üstün, zeki ve ayrıcalıklı
gibi göstermek isteyenlerin tüm çabaları halkın nefretini kazanmalarıyla
karşılık görmüştür. Hz. Musa'nın tüm hatırlatmalarına rağmen ahlaksızlıkta
ve inkarda direnen, iman edenlere karşı alaycı bir tutum sergileyen,
kendisini herşeyden üstün gören Firavun'un sonu aslında bu durumun
en anlamlı örneklerinden birini teşkil eder. Hayatı boyunca iman
edenlerle ve onlara tabi olanlarla alay eden, kendisinden başka
herkesi hor ve hakir gören Firavun'un bütün Mısır'a sahip olmasına
rağmen dünyada çok acı bir felaketle, ahirette ise sonsuz cehennem
azabıyla karşılık görmesi tüm insanlar için önemli bir ibrettir.
|