MÜMİN SÖZÜYLE OLDUĞU KADAR HALİYLE DE İNSANLARA ALLAH'I HATIRLATIR

Kimi insanlar Allah'tan başka varlıkları, iman edenlerin Allah'ı sevdiği gibi sevip, aynı bağlılığı onlara gösterirler. Bu sevgi kimi zaman insanlara kimi zaman da dünya hayatının maddi ya da manevi bir takım metalarına yöneltilebilir. İnsanları yaşamlarının amacı edinen kimseler, hayatlarını onların sevgisini, hoşnutluğunu kazanmaya adar, herkesten çok onları düşünür ve herkesten çok onları zikrederler. Kimileri de mal ve mülke aynı tutkuyla bağlanır. Bu kimselerin akıllarında sürekli daha fazla mal sahibi olabilme fikri, dillerinde de sürekli sahip olduklarıyla övünen sözler vardır.

Kendilerine her neyi ilah edinmiş olurlarsa olsular bu kimselerin önemli ve ortak bir özellikleri vardır. İnsanlara Allah'ı ve ahireti unutturur ve onları dünya hayatının bu aldatıcı çekiciliğine kapılmaya teşvik ederler. Ancak bu kimseler, etraflarında oluşturdukları bu etkiyi sadece konuşmalarıyla elde etmezler. Çoğu zaman bu konuda sözlü olarak hiçbir şey söylemeseler, hiçbir şey anlatmasalar da hal ve tavırlarıyla çevrelerindeki insanlara dünyaya olan sevgilerini ifade edebilir ve onları da dünyayı sevmeye teşvik edebilirler. Bu durum, bu kimselerin şeytanın etkisi altında olmalarından kayanaklanır.

İman edenlerin en belirgin özellikleri ise bulundukları her yerde insanlara Allah'ı hatırlatıyor olmalarıdır. Onlar da, aynı şekilde sözlü olarak bu konuda birşey söylemeseler dahi, tüm hal ve tavırlarıyla insanlar üzerinde böyle bir etki oluştururlar. Bir hadiste peygamberimiz müminlerin insanlar üzerinde oluşturduğu bu etkiye "Allah'ın velileri öyle kimselerdir ki görüldüklerinde Allah hatırlanır." (Ramuz El-Hadis, cilt 1, s. 161, Hz. İbni Abbas r.a.) sözleriyle dikkat çekmiştir. Bir başka hadiste ise iman edenlerin bu özelliği "Bu ümmetin en hayırlılarını size bildireyim mi? Onlar öyle kimselerdir ki insanlar onları gördüğünde Allah'ı hatırlarlar ve kendilerinin yanında Allah zikredilirse, O'nun zikrine yardımcı olur." (Ramuz El-Hadis, cilt 1, s. 166, Hz. İbni Abbas r.a.) sözleriyle ifade edilmiştir.

Bu durumun en önemli sebebi ise hiç kuşkusuz ki onların akıllarında ve kalplerinde her an Allah'ın olmasıdır. Allah'ı dünyadaki herkesten ve herşeyden çok daha fazla sever ve O'nu herşeyin üzerinde tutarlar. Allah onların bu güçlü sevgilerine ve derin bağlılıklarına bir ayette "İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür..." (Bakara Suresi, 165) sözleriyle dikkat çekmektedir. Her an Allah'ı düşündükleri, O'ndan korkup sakındıkları ve O'nun rızasına uygun şekilde hareket ettikleri için doğal olarak çevrelerine de bu ahlakı yansıtmakta ve onlara bu yönde etki etmektedirler. Öyle ki çoğu zaman şeytanın ve onun telkini altındaki insanların etkisiyle dünya hayatının geçiciliğini, ölümün yakınlığını, ahiretin gerçekliğini unutan insanlar, iman edenlerin yanına geldiklerinde bir anda tüm bu gerçekleri tüm açıklığıyla görebilmeye başlarlar. İman edenlerin üzerlerinde oluşturduğu bu etkiyi bildikleri için de, çoğu zaman onlardan uzak durarak bu gerçeklerden de kaçmaya çalışırlar. Elbette ki bu kaçış da onlara kayıplarını artırmaktan başka bir işe yaramaz.

Oysa iman edenlerin bu güzel özelliği tüm insanlar için büyük bir nimettir. Bu nimeti samimiyetle değerlendirecek olurlarsa, onların bu güzel hali sayesinde şeytanın üzerlerinde oluşturduğu etkiden, akıllarında oluşturduğu pustan hemen kurtulma imkanı bulmuş olurlar. Gerçekleri açık bir şuurla görüp, doğru değerlendirebilirler. Sahte ve geçici değerlerin peşinde koşmaktansa, Allah'ın bildirdiği gerçekler uğrunda çaba harcamaya başlarlar. Allah'tan başka edindikleri ilahların rızasını aramaktan, her an onları düşünüp, onları memnun etme hırsından kurtulup kalplerini insanların tek ve gerçek ilahı olan Allah'a bağlarlar. Onlar da kalplerinde her an Allah'ı düşünüp, her an O'nun razı olacağı ahlakı gösterirler.

Görüldüğü gibi müminler samimi tavırlarıyla insanlar üzerinde rahmani bir etki oluşturmakta ve onları Allah'ın rızasına yöneltmektedirler. Bir hadis-i şerifte peygamberimiz müminlerin bu ahlakının güzelliğine "Nimetlerin en iyisi, çalışarak kazanılan, arkadaşların iyisi de Allah'ı hatırlatandır." sözleriyle dikkat çekmiştir. Gerçekten de müminler birbirlerine yaptıkları bu hal tebliği ile birbirlerini sürekli daha da güçlendirmekte, daha derin bir maneviyat kazanmalarına vesile olmaktadırlar. Allah bir Kuran ayetinde müminlerin birbirlerinin velileri olduğuna dikkat çekmiş ve rahmetinin bu kimseler üzerine olduğunu bildirmiştir:

Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)