|
SAHABELERİN
AHLAKINI ÖRNEK ALMALIYIZ -2-
İman edenler için peygamberlerin olduğu gibi sahabalerin ahlakı
da çok güzel bir örnektir. Çünkü sahabeler peygamberlerin yanında
yetişmiş, onların ahlakıyla ahlaklanmış kişilerdir. İmanı, aklı,
kişiliği, vicdanı güçlü, takva sahiplerine önder olmuş müminlerdir.
Bu nedenle bir çok İslam aliminin tavsiyelerinde olduğu gibi, Bediüzzaman
da iman edenlere sahabelerin ahlakını örnek almaları gerektiğini
hatırlatmış ve onların kişiliğinden örnekler vermiştir.
Sahabelerin
halka karşı vaziyetleri: Düşmanlarına şediddirler ve dostlarına
ve müminlere rahimdirler. Cenab-ı Hakka karşı rüku ve secdede
kemal-i itaattedirler. Her işlerinde Cenab-ı Hakkın rıza ve fazlını
kastederek kemal-i ihlastadırlar."
Bir
önceki yazımda sahabelerin inkarcılara karşı caydırıcı, müminlere
karşı ise müşvik olmalarının üzerinde durmuştum. Bediüzzaman bu
sözünde sahabelerin ibadetlerine titiz ve Allah'ın emirlerine itaatkar
olmalarına da dikkat çekmiştir. Müslümanlığı kabul eden salih bir
müminin en önemli özelliklerinden biri, hayatını tümüyle Allah'ın
istediği yönde şekillendirmesidir. Allah'a itaat, en belirgin olarak
fiili ibadetlerde görülür. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek,
hacca gitmek gibi ibadetler bunların bazılarıdır. Bu ibadetlerin
yerine getirilmesi konusundaki titizlik ve itina müminin takvasını
gösterir. Ancak Allah'a itaat sadece fiili ibadetlerin yerine getirilmesiyle
sınırlı değildir. Allah Kuran'da bir yaşam şekli tarif eder. İnsanların
çevreleriyle olan ilişkilerinde ölçü almaları gereken hususları,
ruh hallerinin nasıl olması gerektiğini, düşünce şekillerini, tavırlarında
temel alacakları ahlak kurallarını, vicdanlarını nasıl kullanacaklarını,
iradelerini nasıl yönlendirmeleri gerektiğini, hayatlarının amacını
açıklar. Allah'a itaat bu açıklamaların tümüne koşulsuz olarak uymayı
gerektirir. Sahabeler, peygamberimize bir ayet indiğinde bu ayetin
hükmünü duydukları andan itibaren şartszı ve koşulsuz itaat eden
ve hemen yaşamlarını bu hükme göre yönlendiren itaatkar insanlardı.
Nitekim Allah müminlerin dinin emirlerini uygulama konusundaki hassasiyetlerini
"işittik ve itaat ettik" şeklindeki ayetle açıklar. Gerçek iman,
hak olan bir sözün işitildiği anda yerine getirilmesini gerektirir.
Müslümanlar Allah'a itaati değerlendirirken çok kapsamlı düşünmeli
ve Kuran'ı bütün hükümleriyle gözönünde bulundurmalıdırlar. Örneğin
Allah insanlara karşı alaycı ve kınayıcı konuşulmasını yasaklamıştır.
İtaat, bu hükme titizliği de kapsar. Kişinin vicdanı bu konuda hassas
olmalı ve ağzından çıkan her sözün kendisine bir sorumluluk getireceğini
unutmamalıdır. Allah başka bir ayetinde kullarının tevazulu ve alçakgönüllü
olmalarını emreder. Dolayısıyla bir insanın hata kabul etmemesi,
üstünlük iddiasının olması, eleştiriye sert karşılık vermesi, kolay
öfkelenmesi bu hükme itaat edilmemesi anlamına gelir. İslam dinini
tebliğ etmek ve insanları Kuran ahlakına davet etmek de bir başka
hükümdür. Bir Müslümanın mesleğine, geçim derdine veya başka işlere
dalarak bu sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmemesi de bir itaatsizlik
örneğidir. Görüldüğü gibi itaatte örnek model sahabelerin itaat
anlayışıdır. Onlar Allah'ın dinini yaşarken ve peygambere uyarken
kendi çıkarlarını hiçbir şekilde gözönünde bulundurmamış ve Kuran'ın
her hükmüne aynı titizliği göstermişlerdir.
Üstadın sahabe ahlakında dikkat çektiği bir diğer nokta, onların
her zaman Allah'ın rızasını aramaları ve her konuda ihlasla hareket
etmeleridir. Nitekim sahabelerin yaşamı son derece zor koşullar
altında geçmiştir. Peygamberimizin yaşadığı tehlikelerin benzerlerini,
onun yanında mücadele ettikleri için sahabeler de yaşamışlardır.
Müslümanlığı benimsediklerini ilan ederken atalarının dinini terk
ettikleri ortaya çıktığı için çevrelerinden tepki görmüş, dışlanmışlardır.
Kendi hayatları, ailelerinin hayatları tehlike altına girmiştir.
Müslümanlara fiili saldırı olduğu için, ölümü göze alarak savaşa
katılmışlardır. Mesleklerini, evlerini hatta yaşadıkları şehri terk
etmek zorunda kalmışlardır. Bunun gibi pek çok risk sahabalerin
hayatının bir parçası halini almıştır. Ancak tüm bunlar onların
Allah'a bağlılığını etkilememiştir. Çünkü sahabe herşeyin üzerinde
Allah'ın rızasını tutmuştur. Allah'ın rızasını gerektiren konu şahsi
çıkarlarıyla çatıştığında mutlaka ihlaslı bir seçim yapmıştır.
Sahabe ahlakında kişi Allah'ın rızasına karşı asla bir mazeretle
ortaya çıkmaz. İşlerinin bozulması, insanlardan tepki görmesi, yakınlarının
kendisini terk etmesi, ailesinin karşı çıkması, evsiz kalması ya
da hayatının tehlike altına girmesi asla Allah'ın dinini yaşamamak
için bir bahane olamaz. Sahabeler Allah'ın huzurunda mazeret olarak
öne süremeyecekleri hiçbir şeyi dünyada da bahane olarak kullanmamışlardır.
Her ortamda ve her şartta peygamberimizin yanında mücadele etmişler,
Allah'ın rızasını herşeyin üzerinde tutmuşlardır.
Sahabelerin sahip olduğu bu üstün ahlaka sahip olmak her Müslümanın
elindedir. Ayrıca bu ahlakı yaşamak Allah'ın her Müslümana emridir.
Yapılması gereken şey Allah'ın dinine kuvvetle sarılmak, vicdanlı
davranmak, samimi olmak, dünyanın geçiciliğini ve ölümün yakınlığını
hiç unutmamaktır.
|