ALLAH KENDİ DİNİNE YARDIM EDENE MUTLAKA YARDIM EDER

İman edenler, tüm hayatları boyunca Kuran ahlakını insanlar arasında yaygınlaştırmak için ciddi bir çaba içinde olurlar. Allah'ın varlığını, emir ve tavsiyelerini, kainatın dört bir yanını saran yaratılış delillerini insanların hidayetlerine vesile olmak için anlatır, onları imana davet ederler. Onların bu samimi çabalarının karşılığı Allah'tan bir müjde olarak Kuran'da bildirilmiştir:

"Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslama ve müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır." (Muhammed Suresi,7)

Ayette de bildirildiği gibi iman edenlerin ufak ya da büyük hiçbir çabaları karşılıksız kalmayacak, onlar Allah'tan kat kat güzellik bulacaklardır. Allah'ın desteği ve yardımı hep yanlarında olacaktır.

Bu desteği müminler hayatlarının her anında sürekli hissederler. Allah onların işlerini kolaylaştırır, onları kolay olanda başarılı kılar. Bu yardım insanın fark ettiği ya da fark etmediği türlü yollarla gerçekleşir. Harun Yahya "Kuran'ın Bazı Sırları" isimli eserinde Allah'ın müminlere olan desteğinin çeşitli şekillerde gerçekleştiğini açıklar. Bu yollardan biri de müminlere kurulan tuzakları bozarak onlara yardım etmesidir. Harun Yahya'nın kitabında bu konu şu şekilde yer alır:

"… İnkar edenler müminleri Allah'ın yolundan engellemek için onlara türlü zorluklar çıkarırlar ve onların aleyhinde tuzaklar kurarlar. Ancak Allah, Kuran'da müminlere kurulan tüm tuzakların bozulacağını, tuzakların kurucularının başına geçeceğini ve müminlere hiçbir zarar veremeyeceklerini bildirir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:

(Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın. (Fatır Suresi, 43)

Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır. (Al-i İmran Suresi, 120)

Kurulan tuzakların zaman içinde mutlaka müminlerin lehine, tuzağı kuranların ise aleyhine döndüğünü gösteren örneklerden birisi Hz. Yusuf'a kurulan tuzakla ilgilidir. Yusuf Suresi'nde bildirildiğine göre babalarının sevgisini kıskanan kardeşleri Hz. Yusuf'a tuzak kurup, onu bir kuyuya atarak ölüme terk etmişledir. Hz. Yusuf'un genç yaşlarında ise, yanında kaldığı Vezirin karısı tarafından bir başka tuzak kurulmuştur. Ancak Allah'ın vaadi gereği kurulan bu tuzakların hiçbiri Hz. Yusuf'a bir zarar verememiştir. Hz. Yusuf'a kurulan tuzaklar ve kuyuya atılması ile gelişen olayların sonucunda Hz. Yusuf, Mısır hazinelerinin başına getirilmiştir. Hz. Yusuf, tüm bu olaylar neticesinde hileli düzenlerin başarıya ulaşmayacağını söylemiştir:

(Yusuf aracıya şunu söyledi:) "Bu, (itiraf Vezirin) yokluğunda gerçekten kendisine ihanet etmediğimi ve gerçekten Allah'ın ihanet edenlerin hileli-düzenlerini başarıya ulaştırmadığını kendisinin de bilip öğrenmesi içindi. (Yusuf Suresi, 52)"

Kullarını en iyi bilen, sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Rabbimiz, müminlere onların kötülüklerini örterek de yardımcı olmaktadır. Çünkü insan çok zayıf ve unutkan yaratılmıştır. Hayatı boyunca birçok hatası ve eksiği olmakta, birçok yanılgıya düşmektedir. Ancak Allah Kuran'da samimi kullarının kolay bir sorgu ile hesaba çekileceklerini bildirmiştir:

Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse, o, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek, ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır." (İnşikak Suresi, 7-9)

Ancak bu noktada çok önemli bir konuyu vurgulamak gerekir. Allah her insanın kötülüklerini iyiliğe çevirmez. Bu kişilerin kimler olacağını aynı kitapça şu şekilde anlatılır:

Allah bir ayette "Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi 'onurlu-üstün' bir makama sokarız." (Nisa Suresi, 31) diye bildirir. Bunu bilen müminler Allah'ın çizdiği sınırlara çok dikkat eder, bunların dışına çıkmaktan ve harama girmekten sakınırlar. Eğer unutarak, yanılarak veya gaflete kapılarak bir hataları olursa, hemen Allah'a yönelir ve tevbe ederek, O'ndan bağışlanma dilerler.

Allah hangi kulların tevbesini kabul edeceğini ise yine Kuran'da bildirmiştir. Buna göre bir insanın "Allah nasıl olsa affeder" diye düşünerek sürekli hata işlemesi büyük bir yanılgıdır. Çünkü Allah ancak cehalet nedeniyle kötülük yapan ve yaptığını farkettiği anda direnmeden ve vakit kaybetmeden tevbe eden ve davranışlarını düzelten kullarının tevbelerini kabul etmektedir. (Nisa Suresi, 17-18)

Ayetlerden de anlaşıldığı gibi, bir insanın kusurlarının örtülmesi ve din gününde pişman olmaması için yapması gereken şeylerden biri günaha girmekten şiddetle kaçınmasıdır. Günaha giren bir müminin ise yapması gereken, hemen Allah'a kesin bir tevbe ile tevbe etmektir.

Allah, başka ayetlerinde ise, salih amellerde bulunanların kötülüklerini örteceğini bildirir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:

Sizi toplanma günü için bir arada toplayacağı gün; işte bu aldanma (teğabün) günüdür. Kim Allah'a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örter ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş (fevz)' budur. (Tegabun Suresi, 9)

Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Furkan Suresi, 70)

Bir insanın, sadece Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yaptığı her eylem ve davranış salih bir ameldir. Örneğin bir insanın Allah'ın dinini insanlara anlatması, tevekkülsüz birine kaderi hatırlatması, dedikodu yapanı engellemesi, evini ve bedenini temiz tutması, ilmini ve kültürünü artırması, güzel söz söylemesi, insanlara ahireti hatırlatması, hasta olan birini kollaması, yaşlı birine sevgi ve şefkat göstermesi, hayır için kullanacağı parayı kazanmak için çalışması, kötü söze iyilik ve sabırla karşılık vermesi gibi insanın her tavrı Allah'ın hoşnutluğu için yapıldığında salih amel olur. Ahirette, Allah'ın kötülüklerini örterek iyiliklere çevirmesini dileyenler, daima Allah'ın en hoşnut olacağı tavrı seçmelidirler." Harun Yahya'nın da belirttiği gibi insanın her an ahiret günü vereceği hesabı düşünmesi gerekir. Çünkü cehennem ehlinin umutsuzluğu, pişmanlığı, çektiği acılar müminler için çok büyük bir ibrettir. Bunları düşünen bir insan Allah'ın dinine yardımda hiçbirşekilde gevşeklik göstermez, umursuzluk yapmaz. Bunun sonucunda da daha önce vurguladığımız gibi Allah'tan büyük bir yardım ve destek vardır.