|
KURAN'A
GÖRE GERÇEK SEVGİ
Sevgi her insanın ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Herkes sevdiği ve
yanında rahat ettiği insanların bulunduğu, sevildiği ve saygı gördüğü
bir ortamda yaşamak ister. Buna rağmen cahiliye toplumunda kişilerin
en çok şikayet ettikleri konu sevgisizliktir. Pek çok insan ya gönülden
sevebileceği ve güvenebileceği dostlar edinememiştir, ya da kendisini
sevecek, merhamet gösterecek, kendisi için fedakarlık yapacak kimse
ile karşılaşmamıştır. Bunun temel nedenlerinden birisi cahiliye
toplumundaki sevgi anlayışının yanlışlığı ve çarpıklığıdır. Genellikle
cahiliye toplumunun birbirine olan sevgisi yüzeyseldir ve hiç umulmadık
anlarda sevgi yerini sevgisizliğe ve hatta nefrete bırakabilir.
Bu durumla karşılaşan çok insan olmuştur.
Bunun için insanlar arasındaki sevginin Kuran ahlakına uygun bir
sevgi olması son derece önemlidir. İnsanın tatmin olabileceği tek
sevgi budur. Çünkü Kuran ahlakına göre kişiye duyulan sevgi öncelikli
olarak Allah sevgisinden kaynaklanır ve bu sevgi ahirete yönelik
bir sevgidir. Dünyevi değerlere göre azalmaz veya değişmez. Bu nedenle
bir insanın karşısındakini gerçekten sevip sevmediğini anlayabilmenin
yolu, öncelikle o kişinin sevdiğini iddia ettiği arkadaşını cehennem
azabından korumak için bir şeyler yapıp yapmadığına bakmaktır. Eğer
bir insan dostunun ya da eşinin ahlakının daha da güzelleşmesi için
çaba sarf etmiyor, onunla hiç ilgilenmiyorsa, cehennem azabından
korumak için yollar aramıyorsa bu,kişinin gerçek anlamda sevgi duymadığını
gösterir.
Bu nedenle insanın karşısındakinin ahlakını Kuran ayetleri doğrultusunda
güzelleştirmesi, hatalarını uyarması ve doğru yolu göstermesi, onun
her zaman Allah'a yönelmesini sağlamaya çalışması sevgiyi göstermenin
en güzel yoludur.
Öte yandan cahiliye toplumu içinde de insanların birbirlerinin eksikliklerini
ve hatalarını eleştirdiklerine rastlanabilir. Ancak çoğu zaman bu
kişinin yalnızca kendi nefsini tatmin etmesi veya karşısındakine
duyduğu öfkeyi gidermesi için başvurduğu bir yoldur. Cahiliyenin
yaptığı uyarı ve hatırlatmalarda, Allah rızası için o kişiyi düzeltmek
değil, kendi istediği doğrultuda o kişiyi şekillendirmek ana hedeftir.
Cahiliye insanları kendi menfaatleri ile çatışan durumlarda yalnızca
nefislerini, gururlarını ve öfkelerini tatmin etmek, karşı tarafı
küçük düşürmek, insanlar nezdinde ezmek maksadıyla uyarıda bulunur
ve hatırlatma yapar. Örneğin "burayı yeni toplamıştım, ne kadar
dağınıksın", "çok bencilsin, hiç insaniyet göstermiyorsun, fedakarlık
yapmıyorsun, hep ben mi özveride bulunacağım?" gibi sözler de cahiliye
için birer hatırlatma ve eleştiridir. Ancak dikkat edilirse bunların
ortak noktası eleştiri yapan kişinin içinde yaşadığı sıkıntıyı,
öfkeyi, rahatsızlığı dile getirmekten ibaret olmasıdır.
Bediüzzaman Said Nursi'nin hak ve doğru olan bir eleştirinin vasıflarını
tarif ettiği sözü, bu konuda Müslümanlara yol göstermesi açısından
son derece önemlidir:
"Tenkidin saiki ya nefretin öç almasıdır, rahatlamasıdır. Veya
şefkatin tatminidir. Dostun veya düşmanın ayıbını görmek gibi.
Tenkide sevk eden, aşk-ı hak veya temiz hakikat arzusu olmalıdır.
İslam döneminin ilk salihlerinin tenkidleri gibi..." Bir diğer
sözünde de Üstad şöyle belirtmiştir: "Tenkidi eğer insaf eşletirse,
hakikati gösterir. Eğer gurur istihdam ederse tahrip eder, parçalar."
Bediüzzaman'ın da dile getirdiği gibi, bir kişinin ahireti için
insaf, şefkat ve vicdan ile yapılan eleştiri karşı tarafa hiçbir
zaman sıkıntı vermez. Böyle bir durumda eleştiri yapan kişinin nefsinin
tatmin olması esas olmaz, bilakis yalnızca karşı tarafın menfaati
düşünülür. Dolayısıyla uyarı yaptığı konuların niteliği de kendisini
rahatsız eden değil, gerçekten kişinin imani yönüyle ilgili olan
ve ahirette ona kayıp getirme ihtimali olan özellikleri ile ilgilidir.
Bunun neticesinde ise nasıl ki insan çok güzel bir hediye aldığında
seviniyorsa, eleştiri aldığında da öyle bir sevinç oluşur. Çünkü
karşısındakinin onu cehennem ateşinden korumaya, sonsuz yaşamında
mutlu ve huzurlu olması için bir hata yapmasına engel olmaya çalışması
karşılıklı sevgi oluşmasına sebep olacaktır.
Örneğin olaylar karşısında öfkelenen ve karşı taraf için kırıcı
olan bir kişiye, karşısındakinin güzellikle uyarı yapması, onu ters,
kibirli ve asabi bir ahlaktan alçak gönüllü, yumuşak başlı, efendi
bir ahlaka çekmek istemesi gerçek bir sevgi alametidir. Ya da bir
kişi Allah'a iman ettiğini söylediği halde ibadetlerini gereği gibi
yerine getirmiyorsa, bu kişiye ahiretin ve ölümün yakınlığını hatırlatan,
onu Allah'a yönelmeye çağıran, sorgulama gününde vereceği hesabı
hatırlatan kişi karşı tarafı gerçekten düşünüyor ve seviyor demektir.
Çünkü güzel ahlaklı olmak, kulluk görevlerini yerine getirmek Allah'ın
emridir ve bu emri hatırlatan kişi karşı tarafın ahiretini düşünerek
bu hatırlatmayı yapmaktadır. Nitekim Allah Kuran'da Allah'a çağıran
ve salih amellerde bulunan bir kimseden daha güzel sözlü olamayacağını
bizlere haber vermektedir (Fussilet Suresi, 33).
Dolayısıyla birbirini gerçek anlamda seven insanlar yalnızca Kuran
ahlakını yaşayan müminlerdir. Gerçek sevgide insanlar birbirlerini
Kuran yoluna davet ederek, merhamet, alçakgönüllülük, dürüstlük,
sabır, fedakarlık, yardımseverlik, cesaret, akıl gibi özellikleri
kazanmaya çağırarak, Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmalarına
vesile olmaya çalışırlar. Bu da insanın karşısındaki kişi ile sonsuza
kadar birlikte olmak istediği anlamına gelir.
Gerçek sevgide birbirinden bıkma, sıkılma gibi haller oluşmaz. İnsan
gerçek anlamda sevdiği bir kişi ile sonsuza kadar ahirette bir arada
olmak ister. Bu nedenle de eksiklerini uyarır, onun cennete layık,
Allah'ın kendisinden hoşnut olacağı bir insan olması için çalışır.
Bu nedenle birbirini gerçekten seven insanların asıl hedefleri ahiret
beraberliği olur. Nitekim bir insan eğer çok sevdiğini iddia ettiği
biriyle sonsuza kadar beraber, dost ve arkadaş olma imkanı olduğu
halde bunu görmezden gelerek sadece birkaç on senelik dostluğun
kendisine yeteceğini düşünüyorsa, bu durumda bu kişinin gerçek sevigiyi
yaşadığını söylemek mümkün olmaz. Dolayısıyla insanlar gerçek dostlarını
ancak Kuran ahlakını yaşayanlar arasında bulabilirler.
|