|
"SIKINTILI
MUSİBETLERİ HİÇE İNDİREN BİR HAKİKAT"
İnsan
hayatının belli dönemlerinde maddi ve manevi sıkıntılarla karşılaşabilir.
Eğer kişi Allah’a iman ediyorsa ve herşeyin takdir edilmiş bir kader
ile yaratıldığını biliyorsa, başına gelen olay ne olursa olsun onu
olumsuz yönde etkilemez. Öte yandan iman etmeyen veya imani bir
zayıflığı olan kişi ise, bu tip durumlarda telaşa kapılabilir, üzüntü
duyabilir ve endişe edebilir.
İmani
zayıflıktan kaynaklanan üzüntü ve sıkıntının tek çözümü ise kaderi
gereği gibi tefekkür etmektir. Başına gelen her olayın önceden kaderinde
tespit edilmiş olan olaylar olduğunu düşünen kişi, aynı zamanda
bu olayların her birinin büyük hikmet ve hayırları olduğunu da kavrar.
Zira iman edenlerin yaşadığı her türlü olay Allah’ın rahmeti ve
inayeti ile gerçekleşmektedir ve her zaman için hayra vesiledir.
Bununla birlikte mümin bu olayları yaşarken de kadere teslim olmuş
olmanın konforunu hisseder. Durum ne olursa olsun, müminlerin telaşa
kapılacakları, gereksiz heyecan ve panik yaşayacakları bir durum
olmaz. Yaşadıklarının geçici ve kısa süreli olmasına rağmen karşılığının
sonsuz ve büyük olduğunu bilirler.
Nitekim
Üstad da talebelerine sık sık asla telaşa ve meraka kapılmamalarını,
yaşadıkları her olayın hikmetli ve güzel olduğunu hatırlatmıştır:
Hiç
telaş ve merak etmeyiniz. Hakkımızdaki her hadisede hem perde
altında, hem neticeler itibariyle, hem rahmet ve inayetin iltifatları
ve tebessümleri, hem kader ve kısmetin ve adalet ve şefkatin terbiyeleri
var olduğu kati ve mükerrer tecrübelerle tahakkuk ettiğinden,
biz en acı vaziyet ve sıkıntılara karşı, kemal-i sabrın içinde
şükür etmekle mükellefiz. (Tarihçe-i Hayat, s 517)
Gerçekten
de müminler yaşamları boyunca başlarına gelen her olayın çeşitli
hayırlarına ve hikmetlerine şahit olurlar. Allah’ın gösterdiği kadarı
ile şahit oldukları bu hikmet ve hayırların her biri Allah’ın yakın
takibinin ve merhametinin bir tecellisidir. Hayır gözü ile bakmak
ve bu hayırları görmek, sıkıntı duyulabilecek bir ortamdaki her
türlü olumsuzluğu ortadan kaldırır, çirkinlikleri güzelliklere,
şer gibi görünen gelişmeleri hayırlara çevirir. Bu nedenle yaşanan
her olayda hikmeti ve hayra görmeye çalışmak, sıkıntılara engel
olacak en önemli hususlardandır.
Üstad
da çeşitli zorluk ve sıkıntılar karşısında talebelerine “Sıkıntılı
Musibetlerimi Hiçe İndiren Bir Hakikat Tesellisi” başlığı ile,
Nur talebelerinin yaşadıkları zorlukların hayır ve hikmetlerini
şöyle sıralamıştır:
Birinci:
Hakkımızdaki zahmet, rahmete dönmesi,
İkinci:
Kadere adaleti içinde, rıza ve teslim ferahı,
Üçüncü:
İnayet-i hassanın, Nurcular hakkında hususiyetindeki sevinç,
Dördüncü:
Geçici olmasından, zevalinde lezzet,
Beşinci:
Ehemmiyetli sevablar,
Altıncı:
Vazife-i İlahiye’ye karışmamak,
Yedinci:
En şiddetli hücumdan, en az meşakkat ve küçük yaralar,
Sekizinci:
Sair musibetzedelere nispeten çok derece hafif olması,
Dokuzuncu:
Nur ve iman hizmetinde, şiddetli imtihanından çıkan yüksek ilanatın
tesiratındaki sürur;
Dokuz
adet manevi sevinçler, öyle teskin edici bir merhem ve tatlı bir
ilaçtır ki tarif edilemez. Ağır elemlerimizi teskin ediyor. (Tarihçe-i
Hayat, s 529)Görüldüğü
gibi hayır gözü ile bakıldığında insan her olayın pek çok hayrını
ve hikmetini görebilir. Bu nedenle bugün de çeşitli sıkıntı ve zorluklarla
karşılaşan Müslümanların bunların hayırlarını düşünmeleri çok önemlidir.
Üstad da yaşadıkları çeşit çeşit zorluğa rağmen talebelerine bu
sıkıntıların her birinin hayrını görmeyi öğretmiştir. Üstad’ın bu
nasihatleri, bugün de Müslümanların karşılaştıkları her durumda
akıllarında bulundurmaları gereken çok değerli nasihatlerdir.
Herşeyden
önce mümin yaşadığı her olayda Allah tarafından denendiğini ve bu
denemenin Allah’ın rahmetinin bir işareti olduğunu unutmamalıdır.
Bu kısa ve geçici dünya hayatında, insanın ahiret gününde yanında
götürebileceği, “Rabbim ben bu zorluklara güzellikle sabrettim”
diyeceği olaylar yaşayabilmesi büyük bir nimettir. Bu nedenle mümin
karşılaştığı her olayın bir ecir vesilesi ve kötülüklerini örtmesi
için bir imkan olduğunu düşünüp, Allah’a şükretmelidir.
Ayrıca
Üstad da müminlerin “hakkında zahmet gibi görünen herşeyin rahmete
döneceğini” belirtmiştir. Dolayısıyla müminler olayları, yaşadıkları
ana değil, bu olayların neticelerine göre değerlendirirler. Üstelik
bu değerlendirme dünyevi sonuçlara göre değil, o olayın ahiretteki
karşılığı düşünülerek yapılır. Bu durumda, zahmet gibi görünen her
olayın müminin ahireti açısından bir rahmet olduğu açıktır. Zira
bunların her biri, güzellikle sabredildiği takdirde, müminler için
cennette bir makam anlamına gelir. Ayrıca yaşadığımız geçmiş ümmetlerin
başından geçen imtihanların büyüklüğünü ve zorluğunu düşünmekte
iman edenlere fayda verir. Nitekim Üstad’ın da söylediği gibi, geçmiştekilere
kıyasla bugün çoğumuzun imtihan olduğu konular çok daha hafif ve
küçük kalmaktadır.
Tüm
bu gerçekler göz önünde bulundurulduğunda müminlere yakışan, karşılaştıkları
her olay karşısında, “Allah’ın dilediği dışında bize bir şey isabet
etmez” demek ve bu düsturları aklından çıkarmayarak tüm sıkıntılarından
kurtulmaktır.
|