|
KÖTÜLÜĞÜ
ENGELLEMENİN YOLU
Her
insan kendisine saygı, sevgi, ihtimam ve sevgi gösterilen, pekçok
açıdan güvenilir bir ortamda yaşamak ister. Çevresindeki insanların
güzel sözlü ve iyi huylu olmalarını arzu eder. Ancak bunun için
kendisinin de ciddi bir çaba sarf etmesi gerektiğini düşünmez.
Halbuki
her insanın içinde yaşadığı ortamı daha güvenilir ve huzurlu hale
getirebilmesinin bir takım yolları vardır. Bunların ilki kendi nefsini
kötülüklerden engellemek, yaptığı hataları telafi ederek güzel ahlakta
süreklilik sağlamaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadisinde:
"Nerede
olursan ol Allah'tan kork. Bir kötülük yaptığında arkasından onu
giderecek bir iyilik yap. İnsanlarla güzel ahlak sahibi olarak muaţeret
et." (Hz.Ebu Zer r.a. / Ramuz El-Hadis 1. Cilt 13/4)
diye buyurmuţtur.
İkincisi
ise insanların ahlaki kusurlarını düzeltebilmeleri ve ekskiliklerini
giderebilmeleri için onlara yardımcı olmaktır. İnsanların farklı
konularda mutlaka tavsiyeye ve uyarıya ihtiyaçları olur. Bu tavsiyeler
onların kendi karakterlerinde göremedikleri hataları görebilmelerine
ve daha güzel ahlaklı olmalarına yardımcı olur. Nitekim Allah “Sen
öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, mü'minlere
yarar sağlar”
ayetiyle tavsiye ve hatırlatmalarda
bulunmanın önemine dikkat çekmiştir.
Ancak
insanları doğru yola çekmenin ve daha güzel ahlaklı olmalarına yardım
etmenin tek yolu öğütle hatırlatma değildir. Bunun Kur’an’da gösterilen
diğer bir yolu da kötülüğe iyilikle karşılık vermektir.
İnsanlar
genellikle ahlaklarını çevrelerindeki insanların tavırlarını kendilerine
ölçü alarak şekillendirirler. Örneğin Kuran ahlakına göre yaşamayan
çoğu kişi, dindar olduğuna inandığı birinin yanına gittiğinde tavrına
çeki düzen verir. Çünkü bu insan ona her haliyle Allah’ın varlığını
ve ahireti hatırlatır. Bu nedenle onun yanında kendisinin de dini
inançları olduğundan, ara sıra namaz kıldığından, akrabalarının
arasında dinine çok bağlı kişiler bulunduğundan bahseder. Her zaman
kullandığı üslubunu ve sohbet konularını değiştirir. Daha seviyeli,
daha itidalli ve daha olgun bir insan olur.
Ancak
kendisi gibi din ahlakından uzak yaşayan dostlarının arasına döndüğünde
ahlakındaki bütün eksiklikler yeniden ortaya çıkar. Yeniden alaycı,
kibirli, saygısız ve samimiyetsiz bir ruh haline girer. Bu durum
çevrenin insanlar üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkilerden
biridir. İradeleri ve vicdanları zayıf olan kişiler genellikle yanlarındaki
insanın karakterine hemen uyum sağlarlar. Bu tarz kişiler dine karşı
alaycı bir tutum sergileyen bir insanın yanında alaycı bir üslup
kullanırken, dinine bağlı bir insanın yanına geldiklerinde aynı
tavrı gösterirler. Tevazulu bir insanın yanında sakinleşir, kibirli
bir insanın yanında onlar da şımarık ve saygısız bir tavra girerler.
Bu
nedenle bir insanın daha güzel ahlaklı, daha mütevazi veya daha
olgun olmasını sağlamak için onun yaptığı kötülüğe aynı şekilde
cevap vermeyip, tam aksi bir tavırla karşılık vermek çok önemlidir.
Örneğin sürekli kibirli davranan, sorulara zoraki ve kestirme cevaplar
veren, alaycı konuşmalar yapan biriyle beraber olduğunuzu varsayalım.
Allah’ın böyle bir durumda iman edenlere tavsiyesi bu insanın tavrının
tam aksiyle cevap vermektir. Yani sizin böyle bir durumda yapmanız
gereken bu insana karşı son derece tevazulu, ilgili, merhametli
bir tavır içinde olmanızdır. Eğer onun size cevap vermemesine karşın
siz onun sorularına saygılı ve doyurucu cevaplar verirseniz, alaycılığına
karşı saygılı ve sakin davranırsanız, öfkesine karşı öfkeyle cevap
vermezseniz o zaman bu insanın –sizden hal alıp- ahlakının olumlu
yönde değişmesine vesile olabilirsiniz. Çünkü her insanın içinde
doğruları emreden bir vicdanı vardır. Ancak çoğu kişi vicdanının
üzerini örterek nefsinin sesini dinler. Sizin böyle bir insanın
kötü tavrına karşı güzel bir karşılık vermeniz, büyük bir ihtimalle
onun vicdanının yeniden canlanmasına sebep olacaktır. Kötülüğe güzellikle
cevap vermek bir anlamda nefsin insanın üzerindeki büyüsünü kırmak
gibidir. Allah kötülüğe iyilikle cevap vermenin insanlar üzerinde
yarattığı bu etkiyi ayette şu şekilde açıklamaktadır:
“İyilikle kötülük
eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır;
o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse,
sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir.” (Fussilet Suresi, 34)
Kötü tavrına rağmen hiç
beklemediği şekilde iyi karşılık alan bir insan, kendi yaptığı kötülükten
dolayı mahçup olur ve bu mahcubiyet çoğu insanın yaptığı kötülükten
vazgeçmesine bir vesiledir. Bu durumda kötülüğe iyilikle karşılık
veren kişinin ahirette kazanacağı sevap çok büyüktür. Hem böyle
bir tavra karşı sabretmiş olmanın sevabını, hem bir insanı kötülüğünden
vazgeçirmiş olmanın ecrini, hem de güzel ahlak göstermenin sevabını
kazanır.
Bu nedenle cahiliyenin
“kötülüğü ancak kötülükle engellersin” şeklinde düşüncesi son derece
yanlıştır. İnsanların bir çoğunun birbirlerine, “bu hayatta kibirli,
sert, saldırgan olmazsan, daha baştan yenilgiyi kabul etmişsin demektir”
şeklindeki tavsiyeleri onların akıllarını kullanmamalarından kaynaklanmaktadır.
Kötülüğü yenmenin yolu kötülük yapmak değil, karşı tarafı kötülükten
caydırmaktır.
Bu nedenle eğer bir insanı
düşüncesizliğinden vazgeçirmek istiyorsanız, o kişiye karşı son
derece ilgili ve düşünceli olmakla güzel bir örnek teşkil etmiş
olursunuz. Bir insanı saldırgan tavrından caydırmak istiyorsanız
ona karşı son derece merhametli ve hoşgörülü yaklaşmanız en doğru
yol olacaktır. Eğer yalan söyleyen bir insanı düzeltmek istiyorsanız,
ona karşı her konuda çok dürüst olmanız ona bu konuda yapacağınız
en büyük yardım ve en büyük destek olacaktır.
Allah rızası için kendisine
yapılan kötülüklere sabrederek tevazulu, sakin, olgun tavrında hiçbir
değişiklik yapmayanlar bir insanı ıslah etmenin en güzel yolunu
uygulamış olurlar.
|