|
ALLAH'I
ZİKRETMEK MÜMİN İÇİN EN BÜYÜK SERVETTİR
Tüm
hayatlarını Allah'a adayan ve namazları, ibadetleri ve ölümleri
yalnızca Allah için olan müminlerin itina göstermeleri gereken en
önemli ibadetlerinden biri de Allah'ı zikretmektir. Ankebut Suresi'nin
45. ayetinde belirtildiği gibi en büyük ibadet Allah'ı anmaktır.
Pek çok insan zikri sadece namaz sırasında veya namazdan sonra dua
esnasında yerine getirilen bir ibadet olarak algılar. Oysa Nur Suresi'nin
37. ayetinde de belirtildiği gibi samimi müslümanları ne ticaret
ne de alışveriş Allah'ı zikretmekten alıkoymaz:
"(Öyle)
Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten,
dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp
alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten
allak bullak olacağı) günden korkarlar."
Bu
nedenledir ki, salih bir mümin için zikir tüm bir hayata hakim olan,
her ne durumda olunursa olsun, hiçbir surette vazgeçilmeyecek bir
ibadettir.
Allah'ı zikretmek insanın tek dostu, tek yardımcısı ve velisi ile
hiç kopmayacak bir bağ içinde olması demektir. Bu da kişinin kalbinin
her an Allah'la birlikte olması anlamına gelir ki, bunun manası
Allah'a gönülden teslim olmaktır. Kalbi sürekli Allah'la birlikte
olan bir kişi çok önemli bir ticari anlaşma esnasında da, büyük
bir alışveriş merkezinde alışveriş yaparken de, kalabalık bir mekanda
neşe içinde eğlenirken de Allah'ın kendisini her yerden sarıp kuşattığını
unutmaz. O'ndan başka ilah olmadığını, göklerde ve yerde ne varsa
hepsinin O'na ait olduğunu, O'nun rahmet ve ilim bakımından herşeyi
kuşatıp sardığını, O'nun üstün, güçlü ve asıl izzetin sahibi olduğunu
bilir. Kalbini her an Allah'ın nuru ile aydınlık tutar.
Kalpleri ve işleri Allah'ın nuruyla aydınlanmış olan müminlerin
akılları, dilleri ve hareketleri hep hak üzerinedir, yaptıkları
tüm işler Hakk'ı razı etmek içindir. Dünya hayatının hiçbir anı
onları Allah'ın varlığını düşünmekten, O'nun her an her şeye şahit
olduğundan gaflete kaptırıp alıkoymaz. Yaptıkları her işte gönülden
Allah'a yönelip dönerler ve verdiği tüm nimetler için Rablerine
şükrederler. Üstelik bu onlara hiçbir zevkle kıyaslanmayacak büyük
bir haz verir. Kalplerin ancak Allah'ı anmakla mutmain olacağını
bilen müminler için Allah' zikretmek dünyanın en güzel, en zevk
verici işidir.
Müminler Allah'ı içtenlikle zikrederler, O'na için için ve yalvara
yalvara dua ederler. Allah'ın kendilerine şah damarlarından daha
yakın olduğunu, Allah'a gönülden boyun eğen bir insan olarak O'na
dua ettiğinde, O'nu samimi bir kalple zikrettiğinde Rabbinin kendisine
karşılık vereceğini bilirler. Bu nedenle müminler her olayda Allah'a
yönelip, O'ndan yardım isterler. Üstelik müminler dillerini ve gönüllerini
Allah'tan ayırmaktan şiddetle sakınırlar. Kendilerini yaratan, sonra
sayısız nimetle mükafatlandıran, herşeyin gerçek sahibi olan Rabblerini
zikretmekten yana gaflete düşmek müminler için çok büyük bir eksikliktir.
Dünya yaşamında Kendisi'ni unutanları kıyamet gününde de O'nun unutacağını
bildikleri için böyle bir duruma düşmekten korkarlar. Büyük İslam
Alimi Mehmet Zahit Kotku, Allah'ı zikretmenin önemine bir hikmetli
sözünde şu şekilde dikkat çekmektedir.
"Aman
kardeşim, dilini gönlünü Allah'dan ayırma. Bu dünya kimseye kalmamış.
Kanaat, sabır, istikamet, zikrullah ile iştigal eyle. Bunlar paha
biçilmez nimetlerdir. Onun için bu zikrullahdan ayrılma, her kim
ne derse desin. Sen sakın Allahü Celle ve Ala'yı unutanlardan
olma ki yarın kıyamet gününde sen de unutulanlardan olmayasın."
Kendilerini
her türlü beladan ve sıkıntıdan koruyan zikir, müminler için çok
kıymetli ve büyük bir hazinedir. Allah'ı çokça anan müminlerin hem
dünya hayatları güzelleşir, hem de onlara ahiretleri için bir kurtuluş
kapısı açılır. Müminler her işlerinde başarıya ulaşmalarının tek
nedeninin Allah'ı zikretmek, O'na teslim olmak olduğunu bilirler.
Bununla birlikte sahip oldukları nimetlerin her biri onlara Rablerinin
rahmetini, sonsuz zenginliğini hatırlatır. Bunun coşkusuyla O'nu
zikretmelerine, yüceltmelerine vesile olur.
Müminlerin ahlakı Allah'tan gafil yaşayan insanların ahlakıyla taban
tabana zıttır. Gafil insanlar büyük bir şımarıklık içinde mülkün
gerçek sahibinin Allah olduğunu bilmeden, israf peşinde koşarlarken
inanan kullar bu nimetler vesilesiyle Rablerine ulaşırlar. Bunları
onun sonsuz kudretini tanımaya, kusursuz sanatını öğrenmeye vesile
bilirler. Nitekim Mehmed Zahit Kotku da "Zikrullah o kadar
büyük bir devlettir ki ne altına benzer, ne gümüşe benzer, ne apartmana
benzer, hiç bir servete benzemez. Çünkü herşey fanidir, zikrullah
bakidir. Baki olan zikrullahtır." Şeklindeki sözleriyle
Allah'ı anmanın bir insan için sahip olmak istediği tüm maddi değerlerden
çok daha büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etmiştir.
Gerçekten de Allah'ın üstünlüğünü ve büyüklüğünü zikretmek insanı
her türlü gafletten kurtarır ve gafil insanlardan ayırır. Allah'ı
tanımayan ve Kuran'ı kavrayamayan insanlar büyük bir gaflet ve gafletten
kaynaklanan büyük sıkıntılar içinde yaşamlarını sürdürürken, müminler
zikrin bereketine hayatlarının her anında şahit olurlar. Her işinde
Rabbini zikreden, her işinde O'na yönelen Rabbinden hep güzellik
görür.
|