|
KENDİNE
GELEN BİR ZARARDA GÖSTERİLEN HOŞGÖRÜ, GERÇEK HOŞGÖRÜDÜR
Allah,
peygamberlerinde iman edenler ve Allah'tan korkup sakınanlar için
güzel örnekler olduğunu bildirir. Hz. Yusuf'un küçük yaşından itibaren,
yaşamı boyunca gösterdiği güzel ahlak da inananlar için çok güzel
bir örnektir.
Hz. Yusuf çocukluğundan itibaren çok çeşitli imtihanlarla denenmiştir.
Yakın çevresindeki kişiler tarafından kendisine birçok tuzak kurulmuş,
türlü iftiralar atılmıştır. Yusuf Suresi'nde, Yusuf Peygamberi kıskanmalarından
ötürü kardeşlerinin onu öldürme girişimlerinden, esir olarak satılmasından
ve erginlik çağına erişince de yanında kaldığı vezirin eşi tarafından
atılan iftiradan bahsedilmektedir. Vezirin eşi Hz. Yusuf'tan murad
almak istemiş, ancak Yusuf onun bu girişiminden Allah'a sığınarak
uzaklaşmıştır. Daha sonra Hz. Yusuf zindana konmuş ve yıllar yılı
burada kalmıştır.
Hz. Yusuf kardeşlerinin tuzağı karşısında da vezirin eşi tarafından
zindana atıldığı zaman da, onların bu tuzaklarından Allah'a sığınmış,
güzel ahlakından asla ödün vermemiştir. Yaşadığı tüm bu olaylara
neden olan insanlara karşı da asla bir öfkeli, kin dolu bir tavır
içine girmemiş, her zaman için hoşgörüden yana olmuştur. Hz. Yusuf'un
zindan hayatı boyunca gösterdiği teslimiyetli tavrı buna çok güzel
bir örnektir.
Hz. Yusuf zindanda birlikte olduğu kişilere karşı her zaman ahlakıyla
örnek olmuş, onları Allah'a iman etmeye, tevbe etmeye davet etmiştir.
Hz. Yusuf, Allah katından bir rahmet olarak, zindanda uzun yıllar
kalıp, çıktıktan sonra hükümdar tarafından hazinenin başına geçirilmiştir.
Hazinenin başına geçen Yusuf peygamber kendisini öldürmek için tuzaklar
kuran iki yüzlü kardeşleriyle karşılaştığında da aynı hoşgörülü,
barışçı tavrı ile çevresindeki kişilere çok güzel bir örnek teşkil
etmiştir. Yusuf Peygamberin kendisini ölü zanneden kardeşlerine,
yıllar sonra kendini tanıttığı zaman ki sözleri ayette şöyle bildirilir:
(Yusuf) Dedi ki: "Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine
neler yaptığınızı biliyor musunuz?"
"Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?" dediler.
"Ben Yusuf'um" dedi. "Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu
Allah bize lütufda bulundu. Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse,
şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz."
Dediler ki: "Allah adına, hayret, Allah seni gerçekten bize
karşı tercih edip-seçmiştir ve biz de gerçekten hataya düşenler
idik."
Dedi ki: "Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur. Sizi
Allah bağışlasın. O, merhametlilerin (en) merhametlisidir."
(Yusuf Suresi, 89-92)
Ayette
de görüldüğü gibi Hz. Yusuf kardeşlerine karşı son derece merhametli,
şefkatli ve bağışlayıcı bir karşılık vermiş, onlardan şikayetçi
olmamıştır. Kendini kuyuya atmalarına, öldürmeye kalkışmalarına
rağmen onları affederken, haksız yere geçirdiği tutukluluk yıllarını
affedicilikle karşılamıştır.
İşte iman eden her kişi başına gelen her musibet karşısında Allah'a
teslimiyetin güzelliğini yaşar. Başına gelen her olayın Allah tarafından
belirlenmiş bir kader doğrultusunda geliştiğini bilir, o nedenle
huzurlu ve tevekküllü olur. Kaderde var olan her detayın kusursuzca
ve en hayırlı şekliyle yaratıldığına iman eder. Bunlar çoğu zaman
zorluk gibi gözüken olaylar olsa da mümin bu olaylardaki hayırları,
güzellikleri ve hikmetli yönleri görür. Allah'ın kendisine her zaman
en hayırlı sonu hazırladığını bilen mümin tüm hayatını tevekkülle
ve Rabbine teslimiyetle geçirir. Allah Kuran'da iman eden müminlerin
türlü zorluklarla, sıkıntılarla imtihan edileceğini bildirmektedir.
Bu gerçeği bilen bir mümin büyük küçük her olayın Allah'tan gelen
bir deneme olduğunu bilir. Bu nedenle de karşısındaki kişiye sinirlenmesi,
kızması, ümitsizliğe düşüp çevresindekileri kırıcı tavırlar içine
girmesi mümkün değildir.
Nitekim
Said Nursi de haksız yere yıllar yılı hapishanelerde yaşamış, en
zor şartlara maruz bırakılmış ihlas sahibi bir mümindir. Hapishanelerde
çok zor şartlar altında, ilerlemiş yaşına rağmen yıllarını geçirmiş,
hastalıklarla mücadele etmiştir. Üstad'ın sadece Allah'a iman ettiği
ve insanlara Kuran'a davet ettiği için zorluklarla dolu bir hayat
geçirmiş olması onun imanının ve ihlasının da bir delilidir. Ancak
Said Nursi de yaşadığı tüm bu zorluklara rağmen Hz. Yusuf gibi her
zaman hoşgörüyle bu yapılanlara karşılık vermiştir. Üstad eserlerinde
her zaman kaderin kusursuz güzelliğini övmüş, bu zorluklarla karşılaşmasında
payı olan kişiler için Allah'tan bağışlanma dilemiştir:
Yâ
Rabbî, onların îmanını Risale-i Nur'la kurtar! İdam-ı ebedîden,
sırr-ı Kur'anla terhis tezkeresine çevir! Ben de onlara hakkımı
helâl ediyorum!.. Tarihçe-i Hayat, S. 532
İşte
burada iman eden her kişinin kendi hoşgörüsünü, bağışlayıcılığını,
merhametini ve şefkatini ölçmesi, salih müminlerden kendine örnek
alması gerekmektedir. Çoğu insan belli ölçüler dahilinde hoşgörülü
olabilir. Ancak hoşgörünün asıl ölçüsü kişinin kendisine karşı büyük
bir haksızlık yapıldığında, zorluklar ve sıkıntılarla karşı karşıya
kaldığında gösterdiği hoşgörüdür. İşte mümin böyle bir ahlaka niyet
etmeli ve karşısına çıkan her olayda vicdanının sesini dinleyip,
nefsini yenip, Allah'ın razı olacağı ahlakı seçmelidir.
|