YAŞANAN ANI GANİMET BİLMEK

Müslüman için dünyada yaşadığı her an, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için çok kıymetli bir fırsattır. Bunun bilincinde olan insan hiçbir anını yaşarken bir ihmal veya tembellik göstermez. Çünkü bilir ki, fani olan bu ömür dakikaları insan yaşamında bakileşir. Yani o an içerisinde yaptığı her türlü hayır ve hasenat, insana sonsuz hayatta cennet ve ebedi saadet gibi bir mükafatı kazandırabilirken, aynı zamanda cehennem gibi bir azaba da neden olabilir. Dolayısıyla Allah'ın kendisinden razı olmasını isteyen bir mümin için her an salih amel işlemek dışında başka bir seçim söz konusu değildir. Bu bilince ulaşmış bir müslüman, vaktinin her anınını hayır işleyerek geçirecektir. Nitekim Hadid Suresi 21. ayeti kerimesinde Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır:

"Rabbinizden olan bir mağfirete ve cennete (kavuşmak için) 'çaba gösterip-yarışın,' ki (o cennet) genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Allah'a ve Resûlü'ne iman edenler için hazırlanmıştır..." (Hadid Suresi, 21)

O halde öncelikle insan şu gerçekleri çok iyi bilmelidir;
-Birincisi, zaman yani insanın yaşadığı anlar hızla akıp geçmektedir.
-İkincisi, insan yaşamındaki her anı "ilk" ve "son" defa yaşar. Yani insanın yaşadığı bir anı geri dönüp değiştirme imkanı yoktur.
-Üçüncüsü ise, yaşadığı her an, kendisi için ebedileşir. Yani sonsuz yaşamına etki eder.

Dolayısıyla insanın içinde bulunduğu an, insanın nefsinden ve şeytanın kuruntularından sakınması gereken bir zaman dilimidir. Aynı zamanda da insanın içinde bulunduğu an, cennete layık bir manevi olgunluğa erişmesini sağlayacak hayırlar işlemesi için bir fırsattır. İman eden bir insanın yaşadığı an doğruyu ve yanlışı ayırt etmesi Allah'ın rahmetiyle son derece kolaydır. Allah insanı her an doğruyu ilham eden vicdanıyla birlikte yaratmıştır. Vicdanına uyan insan çok kısa olan ömründe ahireti için kazanç sağlamayacak şeyleri asla tercih etmez. Çünkü kazanacağı bir sevap, hayırlı tek bir fiil, belki de ahiretteki mertebesinin bir kademe daha iyi olmasını sağlayacaktır. Bu umutla sürekli olarak hayırlarda yarışır, her anını ibadetle, salih amellerle geçirir.

İnsanın unutmaması gereken en önemli gerçeklerden biri, yaşadığı her an, salih bir amelde mi bulunacak, yoksa gafil olarak mı geçirecek diye Rabbi tarafından denenmekte olduğudur. Bu yüzden akıp giden ve elinde durmayan anı en iyi şekilde değerlendirmek, insanın temel vazifesidir.

Kıymetli İslam büyüğü Mehmet Zahit Kotku da aşağıdaki hikmetli sözlerinde bu gerçeği çok güzel ifade etmektedir:

"Günler pek çabuk geçip gitmektedir. Bugünün işini, vazifesini, dersini, virdini, zikrini kat'iyyen yarına bırakma. Yarının vazifesi de ayrıdır. Yarın hiç boş dakika yoktur ki, dün yapamadığını o zaman yapasın..." (Tasavvufi Ahlak-5, Mehmet Zahit Kotku, sf. 255)

İşte yukarıda alıntı yaptığımız bu gerçek her insan için çok önemli bir hakikati ifade etmektedir. Ancak gaflet ehli yaşadığı hiçbir anın kıymetini bu anlamda bilmez. Elde etmek istediği, bitmek tükenmek bilmeyen sayısız emelleri, hasret ve arzuları vardır ama bunların tümü dünyaya yöneliktir. Şeytan da bu hisleri doğrultusunda onu heva ve heves, zevk ve eğlence ile oyalamak, doğru yola uymasını engellemek ister. Eğer insan bu duruma karşı uyanık olur ve vicdanının sesini dinlerse, doğruyu ve hakikati her zaman görebilecektir.

Şunu önemle hatırlatmak gerekir ki, şeytan kötüdür, ama nice iyiliklere de basamak hazırlar. İblise her itaat alçalış, her isyan bir yükseliş demektir. İnsanın şeytanın daima kötülüğü emredeceği gerçeğini unutmaması, onun zayıf hilesine kapılmaması ve sahip olduğu ahiret için mücevher değerindeki anlarının önemini çok iyi bilmesi gerekir.

Gaflet ehli bunu yapamaz ve ahirete hazırlanmayı, Allah'a ibadet etmeyi hep bir sonraki zamana erteler. "Nasıl olsa daha vaktim var" diyerek kendini kandırır. Şu bir gerçektir ki daha vaktinin olup olmadığını kendisi de dahil olmak üzere hiç kimse bilememektedir. Bunun bilgisi yalnızca Allah'ın katındadır. Ölüm anı insana bir nefes kadar yakındır. Her an kendisini yakalayabilir ve bu andan sonra da asla geri dönüş yoktur. O halde insan bu konuda çok ince bir hesap yapmalı ve kendisine verilen her saniyeyi, her dakikayı hakkıyla yaşamalıdır. Nasıl ki alınteri ile kazandığı parayı, "nasılsa tekrar kazanırım" diyerek saçıp savurmak istemeyecekse, bir daha eline hiç geçmeyecek olan saniyelerini, dakikalarını da yine saçıp savurmaması gerekir.

Bugün bu gerçeği düşünene kadar birçok insan çeşitli hatalar yapmış olabilir, geçmişteki zamanını iyi değerlendirememiş olabilir. Ama şu an gerçeği düşünüp anlayan insana düşen geçmiş anları için istiğfar etmek, Rabbine affı için yalvarmak, şimdiki ve gelecek anlarını gafletten uzak, imani şuura sahip olarak en güzel şekilde geçirmeye niyet etmek, güzel ve salih amellerde bulunarak kötülüklerinin örtülmesi için çalışmak olmalıdır. Çünkü Mehmed Zahit Kotku'nun da ifade ettiği gibi; "Vakit bulunmaz bir servettir. Onu zayi etmek kadar cahillik olmaz." (Tasavvufi Ahlak-5, Mehmet Zaid Kotku, sf. 255)

401-449