VESVESEDEN KURTULMANIN YOLU

İnsanlar genellikle şeytanın varlığı ve insanlara etki edebilme gücü hakkında pek düşünmez, hatta böyle bir etkinin olabileceğini dahi kabul etmek istemezler. Halbuki onlar düşünseler de düşünmeseler de şeytan vardır ve sürekli olarak faaliyet halindedir. İnsanların pek çoğunun şeytanın varlığından şüphe etmesinin veya bu konuyu yeteri kadar düşünmemesinin temel nedenlerinden birisi şeytanın bizim boyutumuzda yaratılmamış olmasıdır. Genellikle yanlızca eliyle tutup, gözüyle gördüğüne inanma eğiliminde olan ve madde dışında her şeye şüpheyle bakan cahiliye toplumu, bu bakış açısıyla büyük bir gafletin ve hatanın içine düşmektedir.

Çünkü insan ancak Allah'ın kendisine verdiği sınırların içinde duyabilme, hissedebilme, görebilme yeteneğine sahiptir. Belirli bir boyutta, o boyutun kuralları içinde yaşayacak şekilde yaratılmıştır. Halbuki Allah insanların duyu organlarının sınırlarının ötesinde de boyutlar varetmiş ve buralarda yaşayan varlıklar yaratmıştır. Şeytan, cinler ve melekler işte bu varlıklardandır.

Şeytan içinde yaşadığımız üç boyutlu dünyada onu görebilme imkanına sahip olmasak da, bizimle aynı evrende ve aynı dünyada yaşamaktadır. Şeytanı maddi varlık olarak göremiyor olmamız bu gerçeği değiştirmez. Bu nedenle insanın bu gerçeği kabullenmesi ve şeytanın kendisi üzerinde bir etkisi olup olmadığını çok iyi düşünmesi geekir.

Ayrıca şeytanın etkilerini tespit etmek için çok detaylı bir araştırma yapmaya da gerek yoktur. İnsanın kalbine sıkıntı veren bütün olumsuz duygular şeytanın telkiniyle meydana gelir. Ümitsizlik, karamsarlık, duygusallık, kıskançlık, fakirlik korkusu, gelecek korkusu, haset, şüphecilik, mutsuzluk gibi insanı dinden ve Allah'tan uzaklaştıran ruh hallerinin tümü şeytanın eseridir. Bunların tümüne vesvese adını verebiliriz. Şeytan bu gibi ruh hallerinin etkisiyle insanları düşünmekten, salih amellerde bulunmaktan, fedakarlıktan, dürüstlükten, tevazudan uzaklaştırır. Vesvese şeytanın insanları dinden saptırmak ve inkara ve isyana süreklemek için kalplerine yerleştirdiği kötü düşüncelerdir. Allah Nisa Suresi'nde şeytanın insanları hidayet yolundan saptırmak için ettiği yemini şu şekilde bildirir:

"Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır." (Nisa Suresi, 119)

Ayette belirtilen vesveselere karşı insanın tüm ömrü boyunca dikkatli olması gerekmektedir. Çünkü zayıf imana sahip insanların bir çoğu dinden bu vesveseler sonucunda uzaklaşır. Dine kalben sevgi duyduğu halde, şeytanın aklına taktığı sorular ve içine düşürdüğü şüpheler nedeniyle kendisini dinden uzak tutan pek çok insan vardır.

Bunun yanı sıra vesvese öyle bir hastalıktır ki, kişinin bütün insani özelliklerini kaybetmesine sebep olur. İçine düştüğü kuşku ve şüphelerden dolayı bir türlü huzuru bulamayan, sürekli evhamlı ve korku dolu bir hayat yaşayan, geleceğe korku içinde bakan, gülmeyi unutup hüzne ve mutsuzluğa gömülen insanların yaşadıkları tüm bu sıkıntıların kaynağı da şeytanın vermiş olduğu türlü vesveselerdir. Vesvesenin insana verdiği en büyük zarar ise, onları doğru yola ileten vicdanlarını dinlemelerine engel olmasıdır. Vicdanının sesini dinlemeyen insanın ise her türlü kötülüğü yapması, kötü ahlaka özenmesi normaldır.

Bu vesveselere binlerce örnek vermek mümkündür. Ancak bunların tümüne ayrı ayrı cevap vermek yerine, insan bütün hepsini aklından silip, bir anda sadece doğruya ve gerçeğe yönelebilir. Bunun sırrı ise Kuran'da bildirilmiştir. Herşeyin sahibi olan Rabbine sığınan ve olayları Kuran ahlakıyla düşünüp değerlendiren bir Müslüman, Araf Suresi'nin 200 ve 201. ayetlerinde belirtildiği gibi şeytanın vesvesesini hemen teşhis edebilecek ve doğruyu bulup anlayacaktır.

"Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir." (Araf Suresi 200-201)

Gerçek ve doğru olan tek şey Allah'ın varlığı ve O'nun bizlere indirdiği kitabıdır. İnsan kısa dünya hayatı boyunca türlü şekillerde denenecektir. Ahiret günündeyse, dünyada Allah'ın istediği ahlakı yaşayıp yaşamamasına göre hakkında hüküm verilecektir. Esas olan hayatımız ise ölümümüzden sonra başlayacaktır. Ölüm bizim için yeni ve sonsuza kadar sürecek olan bir yaşamın başlangıcıdır. İşte insanın unutmaması gereken sadece bu gerçektir.

Kendisini Allah'ın yarattığını, he an ölebileceğini ve asıl yaşamanın ahirette başlayacağını hiç unutmayan bir insan doğal olarak dine yönelir ve dinin doğrularından asla şaşmaz. Böyle samimi imana sahip bir kişi şeytanın vesveselerinin hiçbirine kulak vermez, çok güçlü olur. Her tülü vesvesenin cevabını Kuran'la verir. Çünkü ölümün ne kadar yakın ve cehennemin ne kadar gerçek olduğunun şuuruna varmış bir insan, bütün gücüyle kendisini cehennemin azabından korumaya çalışır. Her insan için böylesine büyük bir tehlike sözkonusuyken, şeytanın verdiği vesveselerle uğraşmak çok büyük bir hata ve büyük bir vakit kaybıdır.

Bu nedenle gerçek bir müslümanın yapması gereken şey zihnini tertemiz ve berrak tutmak, şeytan kendisine bir vesvese verdiğinde üzerinde hiç durmayarak, hemen Allah'a sığınmaktır.

401-449