RIZKI VEREN ALLAH'TIR

"Yeryüzünde hiç bir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır." (Hud Suresi, 6)

"Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır..." (Ankebut Suresi, 60) ayetinde de açıklandığı gibi yeryüzündeki tüm varlıkların rızkını veren Allah'tır. Insanı yaratan Allah onun bedeni için ihtiyaç duyabileceği her türlü besini de, olabilecek en estetik şekillerde, en çekici kokularda ve en güzel lezzetlerde hazırlayarak ona sunmuştur. Tüm bunlara karşılık insandan istenen ise Allah'ın üzerindeki bu rahmetini ve şefkatini görmesi, kendisine verilen bu nimetlerden dolayı Rabbine şükretmesidir.

Allah "Hiç şüphesiz, rızık veren O, metin kuvvet sahibi olan Allah'tır." (Zariyat Suresi, 58) ayetiyle insanlara bu gerçeği hatırlatmıştır. Nitekim insanın bir an bile düşünmesi Allah'ın üzerindeki nimetini ve çevresinde kendisi için yaratılan sayısız rızkı görmesi için yeterlidir.

Allah'ın insana rızık olarak bağışladığı bu nimetlerden ilk karşılaştığı elbetteki anne sütüdür. Rabbimiz tarafından özel olarak düzenlenmiş olan bu besin sayesinde insan, hayatta kalmak ve büyümek için ihtiyaç duyduğu tüm besinleri elde etmiş olur. Allah bu rızkı insanın en kolay ulaşabileceği yere, annesinin bedenine gizlemiştir. Dolayısıyla da hiçbir güçlükle karşılaşmadan ihtiyaçlarını giderebilmesini sağlamıştır. Ayrıca Allah insana istediği gibi ekip ürün elde edebileceği bereketli topraklar vererek rızkını genişletmiştir. Kuran'da Allah'ın kullarına olan bu nimetine şöyle dikkat çekilmiştir:

"Yere gelince, onu da (yaratılmış bütün) varlıklar için alçalttı-koydu. Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var. Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?" (Rahman Suresi, 10-13)

Allah toprağı, suyu ve tohumu birleştirmiş ve bunlardan yüzlerce, binlerce ayrı tatta, ayrı kokuda ve ayrı görünümde yiyecek yaratmıştır. Dahası bu yiyeceklerin hiçbirinin tadı ne tohumun ne de toprağın tadına benzer. Aksine herbirinin tadı sadece kendine has bambaşka lezzetler içerir. Allah toprakta bulunan zararlı olabilecek tüm maddeleri arındırmış ve bu besinleri insan için en faydalı şekilde yetiştirmiştir. Kullarının mevsimlere göre değişen fiziksel ihtiyaçlarını bilerek, yazın ihtiyaç duydukları mineralleri ve suyu, kışın ise insanı soğuğun etklerinden koruyacak vitaminleri içeren meyve ve sebzeleri yaratmıştır. Üstelik insan, topraktan kendisi için rızık olarak çıkan bu yiyeceklerin, aslında vitaminle dolu olduğunun hiç farkında dahi değilken, vücuduna yarar sağladığını çok sonra yaptığı araştırmalarla öğrenmiştir. Allah'ın kullarına bağışladığı rızıklar sadece topraktan sağlanan besinlerle de sınırlı değildir. Allah karadaki ve denizdeki tüm hayvanları da insanın rızıklanması için yaratmıştır. Kuran'da Allah'ın bu nimetlerinden şöyle bahsedilmiştir:

Ve hayvanları da yarattı; sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz. (Nahl Suresi, 5)
"Deniz avı ve onu yemek size ve (yeryüzünde) dolaşanlara bir yarar olarak helal kılındı..." (Maide Suresi, 96)
Bu hayvanlardan elde edilen et ise insan vücudu için son derece önemli olan protein içermektedir. Oysa insan, vücudunun bu önemli ihtiyacını tarihin ilerleyen dönemlerinde ancak tespit edebilmiştir.
Allah'ın yine hayvanları sebep kıldığı bir başka besin çeşidi de süttür. Allah'ın mucizevi bir yaradılışla yarattığı süte Kuran'da şöyle dikkat çekilmiştir:
Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz. (Nahl Suresi, 66)

İnsan için hayati önem taşıyan bir başka nimet de sudur. Insan dünyaya geldiği sırada bu büyük ihtiyacından haberdar değildir, ancak Rabbimiz onun için büyük bir ihtimamla bu rızkı da yaratmıştır. Yeryüzünde tertemiz kaynaklar yaratmış, yine tertemiz yağmurlarla bu kaynakları beslemiş ve suyu insanın kolaylıkla elde edebileceği kadar bereketli kılmıştır. Kuran'da Allah suyun "susuzluğu giderici" ve "içimi kolay" bir rızık olduğuna dikkat çekerek müminlere üzerlerindeki ihtimamını hatırlatmıştır:

İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O'nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün. (Fatır Suresi, 12)

Görüldüğü gibi insanın Allah'ın kendisine vermiş olduğu rızıkları bir genelleme yaparak bile hatırlaması, Rabbimizin üzerindeki şefkatini görmesi için yeterlidir. Eğer Allah yararlanmakta olduğumuz bu rızıkları bizden alacak olsa, bunları insana geri getirebilecek başka bir güç yoktur. Toprak ancak Allah'ın izni ile ürününü vermekte, denizdeki karadaki hayvanlar yine Allah'ın izni ile insanlara fayda sağlamaktadır. Allah dilediği anda tüm bu rızıklar bir anda tükenebilir. Böyle bir durumun gerçekleşmemesi ise insanı aldatmamalıdır. Çünkü Allah Rahman isminin tecellisi olarak tüm kullarını hesapsız olarak rızıklandırmaktadır. Ancak ahirette insan kendisine verilen her nimetten sorguya çekilecek ve Rabbimize gereği gibi şükretmediği nimetlerden sorumlu tutulacaktır. Işte bu nedenle Kuran'da insana bu sorumluluğunu unutmaması hatırlatmaktadır:

Ey insanlar, Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah'ın dışında bir başka yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?(Fatır Suresi, 3)
Görmedin mi, Allah, yerdekileri ve denizde onun emriyle akıp giden gemileri sizin yararınıza verdi. Ve izni olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar. Şüphesiz Allah, insanlara karşı şefkatlidir, çok merhametlidir. (Hac Suresi, 65)