|
UZLAŞTIRICI
VE BİRLEŞTİRİCİ BİR TUTUMUN ÖNEMİ
Özellikle
son bir kaç aydır, ülkemizde büyük hayırlar ve güzelliklerle sonuçlanacağını
umduğum önemli olaylar vuku buluyor. İlk bakışta bir kaos, kargaşa
ve anlaşmazlık ortamı var gibi görünse de, her birimiz üzerimize
düşen görevi samimiyetle ve büyük bir hassasiyetle yerine getirirsek,
bu olayların tamamının hayra dönüşeceğine inanıyorum.
Ülkemizin yüzde doksan sekizi müslüman, dolayısıyla ülkemizde bir
manevi birliktelik var. Diğer dinden olan vatandaşlarımız ise İslam'ın
sunduğu hoşgörü ile hem ibadetlerini özgürce yapabiliyorlar, hem
de onlarla paylaştığımız ortak bir kültür var; hepimize miras kalan
Osmanlı kültürü. Her konuda birliğin söz konusu olduğu bir ülkede,
suni kamplaşmaların, kutuplaşmaların yaratılması çok yersiz ve zarar
vericidir. Elbetteki her insan kendine ait bir fikir taşıyabilir
ve bu fikrini meşru zeminlerde savunabilir. Ancak bu farklı fikir
gruplarını birbirlerine düşman gibi göstermek, bu yönde kışkırtıcılık
yapmak, herşeyden çok daha tehlikeli ve sakıncalıdır. Herkesin karşılıklı
olarak birbirini dinlemesi, ortak noktaların tespit edilerek birlik
ve beraberlik içinde yaşanması çok kolay ve yakın bir çözümdür.
Elbetteki
her insanın olduğu gibi her düşüncenin de yanlış yönleri, düzeltilmesi
gereken tarafları olabilir. Ancak bunlar düşmanlıkla, hakaretle,
çirkin sözlerle halledilecek konular değildir.
Samimi olarak Türkiye'nin refahı, güvenliği, ve selameti için çabalayanlar,
ülkemizin iç çekişmelerden dolayı güç kaybetmesinden çekinenler
bugün önemli fedakarlıklarda bulunmaktadırlar. Haksızlıkla davrananlara,
iftira atanlara, saldırganca davrananlara karşı alttan alan, kötülüğe
güzellikle karşılık vererek, düşmanca davrananın dost olmasını uman
bir tutum sergilemekte ve böylelikle büyüklük göstermektedirler.
Kuran ahlakıyla ahlaklanan bu insanlar, Rabbimiz'in Kuran'daki ayetlerini
kendilerine rehber edindikleri için bu güzel tavrı sergilemektedirler.
Allah böyle insanların güzel bir karşılık bulacaklarını şöyle haber
vermiştir:
Görmedin
mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir
ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin
izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler
verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler. Kötü (murdar) söz
ise, kötü bir ağaç gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış,
kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıştır. (İbrahim Suresi,
24-26)
Allah
bir başka ayetinde müminlere kötülüğün nasıl uzaklaştırılması gerektiğini
bildirmiş, ve müminler buna riayet ettiklerinde düşmanlarının dahi
bir dosta dönüşebileceklerini de haber vermiştir:
İyilikle
kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır;
o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan
kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Buna da, sabredenlerden
başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan
başkası da kavuşturulamaz. (Fussilet Suresi, 34-35)
Rabbimiz'in
bildirdiği gibi böyle bir ahlak üstünlüğünü ancak sabır ehli olanlar
gösterebilir. Bugün ülkemizin huzura ve güvenlik ortamına aciliyetle
ihtiyacı olduğu bir dönemdir. Herkesin kişisel kinlerini, kişisel
hesaplarını bir kenara bırakıp, ülkemizin menfaatini ve geleceğini
düşünmesi gerekir. Allah'ın ayetlerinde bildirdiği gibi içteki çekişme
gücümüzü kırabilir. Birleştirici ve uzlaştırıcı bir tutum izlemek
ülkemizin her zaman lehine olacaktır. Tarafların aralarını bulmak,
arada bir husumet bulunması için bir sebep olmadığını, bunun bazı
kimselerin kışkırtması ile suni olarak meydana getirildiğini anlatmak,
birlik ve beraberliğimizi perçinleyecek, milli ve manevi değerlerimizi
ön plana çıkaracak çalışmalar yapmak son derece ehemmiyetlidir.
Bediüzzaman Said Nursi'nin bu konu ile ilgili bir sözünü hatırlatmakta
fayda görüyorum. Kendisi, haktan yana olanlara birlik olmalarını
tavsiye etmiş ve Risale-i Nurlar'da sık sık bu tavsiyesini yinelemiştir:
"Ey
ehl-i hak! Bu müthiş ihtilaf hastalığına karşı birbirinizin kusurunu
görmeyerek, diğerinizin ayıbına karşı gözünüzü yumunuz! Kur'an
ahlakı ile ahlaklanınız! Ve dış düşmanın hücumunda iç mükaşaları
terketmek ve ehl-i hakkı sukuttan ve zilletten kurtarmayı en birinci
ve en mühim bir vazife-i uhreviye düşünüp, yüzlerce ayet ve peygamber
hadisinin şiddetle emrettikleri kardeşlik, muhabbet ve yardımlaşmayı
yapıp; bütün hissiyatınızla ehl-i dünyadan daha şiddetli bir surette
meslekdaşlarınızla ve dindaşlarınızla ittifak ediniz, yani, ihtilafa
düşmeyiniz. Böyle küçük mes'eleler için kıymetdar vaktimi sarfetmekten
ise, o çok kıymetli vaktimi zikir ve fikir gibi kıymetdar şeylere
sarfedeceğim deyip çekilerek, ittifakı zayıflaştırmayınız. Çünki
bu manevî cihadda küçük mes'ele zannettiğiniz, çok büyük olabilir."
Bediüzzaman'ın
tespitleri son derece önemlidir. Bugün birbirimize harcayacağımız
enerjiyi çok daha hayırlı ve güzel ameller için harcamamız ülkemizi
çok daha aydınlık bir geleceğe götürecektir. Asıl önemli olan ise,
kötülüğe karşı sabır gösterip alttan alanlar, kötülüğe güzel sözle
karşılık verenler, affedici, uzlaştırıcı, ılımlı ve itidalli bir
tutum sergileyenler, alçakgönüllü davrananlar Rabbimiz'in sevgisini
ve hoşnutluğunu kazanacaklardır.
|